25 Ağustos 2019
25 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
5 sa 15 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 04:43 Güneş 06:16 Öğle 13:11 İkindi 16:56 Akşam 19:57 Yatsı 21:23
Kültür Sanat

Aklın Kırk Yolu...

Alanında uzman 40 ismin röportajı bu kitapta

Gazeteci İbrahim Baran, alanında uzman 40 isimle yaptığı söyleşileri “Aklın Kırk Yolu” adıyla bir kitapta topladı. Kitapta, Prof. Dr. Kemal Karpat, Prof. Dr. Fuat Sezgin, Prof. Dr. Feridun Emecen, Prof. Dr. Edibe Sözen, Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ve Mehmed Niyazi gibi önemli isimlerle yapılmış röportajlar bulunuyor.

Alanında uzman 40 ismin röportajı bu kitapta

Baran, SuperHaber’in kitapla ilgili sorularını yanıtladı.

Sayın Baran, son kitabınızın ismi dikkat çekici “Aklın Kırk Yolu”. Neden kitabınıza bu ismi verme gereği duydunuz?

Aklın Kırk Yolu, çoğunluğunu Mostar Dergisi’nde yayınladığım röportajların bir araya getirilmesinden oluştu. 40 özel kişiyle gerçekleştirdiğimiz bu söyleşilerin tarihe not düşülmesi bağlamında özellikle gelecek nesillere aktarılması gerekiyordu. Malumunuz “aklın yolu birdir” derler.

Kırk akıl da, kırk bin akıl da sonuç olarak aynı bir’e aynı hakikate ulaştırır insanı. Söyleşilerin satır aralarında da aynı gerçekliğin varolduğu görülecektir. Dolayısıyla; tarihi, toplumu ve siyaseti yıllarca çok farklı veçheleriyle okumuş ve okuyucuyu aynı düzlüğe çıkaran kırk aklın bir araya gelmesinden müteşekkil bu kitaba Aklın Kırk Yolu dedik.

Kitapta alanında uzman 40 ismiyle yapılmış röportajlar var. Bu isimlerden bahsedelim isterseniz… İsimleri neye göre belirlediniz?

Pek çok kişi tarafından eleştirilen ve fakat benim herkes için olmazsa olmaz olarak gördüğüm bir özellik var: Mükemmeliyetçi olmak. Kişi, bir işi yapmaya niyetlendiğinde daha en başından kararlı adımlar atar ve en iyisini hayata geçirmeyi hedeflerse, sonuç son derece verimli olur. Mükemmeli yakalamak her zaman mümkün olmayabilir. Ancak, mükemmele yakın işlere de bugün hepimiz özlem duyuyoruz.

Röportaj yaparken de konuyu en iyi bilen, en net ve en hakikatli cümleleri kurabilecek kişilere ulaşmaya çalıştım. Mevzuyu seçerken gündemi takip ettim ve onu enine boyuna rahatlıkla konuşacağım alanının en iyilerine müracaat etmeyi düstur edindim. Bunda da başarılı olduğumu düşünüyorum.

Kitabı okuyan biri tarih, toplum ve siyaset üzerine detaylı bilgi sahibi oluyor. Biraz da içerikten bahsedelim…

Dünya, oldukça hızlı dönüyor. Zaman hiç tahmin etmeyeceğimiz bir şekilde elimizden akıp gidiyor. Bu süreçte pek çok hadise yaşanıyor, bazı konularla ilgili doğruları da toplumun gündemine taşımak gerekiyor. Aklın Kırk Yolu’nda yayınlanan röportajlar, kamuoyunda tartışılmış ve gündemde uzun süre yer edinmiş konuları ihtiva ediyor.

Bir de tabi tarihimizle ilgili yanlış bilinen durumlar var. Bunlara ilişkin tafsilatlı bilgilerin paylaşıldığı söyleşiler de var. Sizin de ifade ettiğiniz gibi, kitap, işlediği her konuya ilişkin uzmanlık derecesinde bilgi sahibi olmayı sağlamasa da temel düzeyde malumat aktararak yeni okumalara kapı aralıyor. Bu anlamda önemli bir çalışma.

Dünyanın durumu malum. Geleceğe dönük umutlar giderek azalıyor. Prof. Dr. Edibe Sözen’in kitapta yer alan röportajında “Daha iyi bir dünya ve daha iyi bir toplum ideali giderek azalıyor” ifadesi ön plana çıkıyor. Bu cümleden hareketle gerçekten dünyayı kaos mu bekliyor?

İçerisinde yaşadığımız çağ, bize kazanım olarak sunulan birtakım yeniliklerin aslında büyük krizlerin müsebbibi olduğu ilginç bazı olguları hayatımızın merkezine yerleştirdi maalesef.

Özellikle, son yıllarda bu olguların ortaya çıkardığı yıkımın ne kadar büyük olduğuna şahitlik ediyoruz. Prof. Dr. Edibe Sözen hocamızla Özgecan Aslan cinayeti sonrasında kadına şiddet, daha genel çerçevede toplumsal şiddet ve bunların nedenleri üzerine konuşmuştuk. Sözen genel çerçeveyi çizip sebepler üzerine oldukça ilginç analizler yaptıktan sonra bu vurucu cümleyi söylemişti.

Ben de çözüm yoluna ilişkin bir soru sormuş ve sizin sorunuzun da cevabı olacak şu cümleleri dinlemiştim kendisinden: “Topyekûn bir kuşak politikasına ihtiyacımız var. Sadece eğitim kurumlarını düzenlemek yetmez. Yeni bir anlayış elzem; bu da kabaca “aile-çevre” ilişkisini eğitim sistemine aktarmak şeklinde özetlenebilir. İlk ve orta öğretimde müfredata, çocukların anlayacağı şekilde başta “adalet” kavramı olmak üzere, şehir, medeniyet başlıklı dersleri ilave etmek gerekir. Son yıllarda ziyadesiyle benimsenmiş olunan kadın-merkezli politikalar yanında, aile-merkezli politikalara ihtiyaç duyulduğu da gün gibi aşikâr. Bunun dışında, ailelerin, toplumsal güven ve risk alanları konusunda bilgilendirilmesi zaruri. Bilgilendirme, başta eğitim kurumları olmak üzere, yerel yönetimler ve tabii ki medyanın da gündeminde yer alacak şekilde yeniden ele alınmalı.”

Kitapta artık hayatta olmayan isimler de var. Sanırım en dikkat çekeni Fuat Sezgin… Fuat Sezgin’le yaptığınız röportajda neler yaşadınız?

Rahmetli Prof. Dr. Fuat Sezgin, Türkiye’nin İslam Bilim Tarihi alanında yetiştirdiği en önemli isimdi. Frankfurt’tan İstanbul’a geldiğini öğrendiğimde kendisine ulaşıp röportaj yapmak istediğimi ilettim. Kırmadı beni ve Gülhane Parkı’nda bulunan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nde buluştuk. Yaklaşık 45 dakika konuşma fırsatım oldu. İlerlemiş yaşına rağmen, gözlerindeki heyecanı görebiliyordum. Fuat Sezgin hoca, tıpkı merhum Prof. Dr. Halil İnalcık gibi kendisini ilme adamış müthiş bir şahsiyetti. Allah ikisine de rahmet eylesin. İnşallah yeni nesilden böylesi büyük alimler yetişir.

Kitapta yabancı isimler de görüyoruz.

Aklın Kırk Yolu’nda Amerikalı ünlü tarihçi Prof. Dr. Carter Findley, yine ABD’de yaşayan anti-siyonist Yahudi Prof. Dr. Norman Finkelstein, Pakistan Başkonsolosu Dr. Yousaf Junaid gibi isimlerle yapılmış söyleşiler de var. Bahsettiğim gibi, alanının en iyi ve en yetkin kişileriyle konuşmaya çalıştığım için onların Türkiye’ye gelişlerini takip ettim ve paylaştıkları önemli fikirlerin toluma iletilmesi vazifesini ifa etmiş oldum.

Röportajlar esnasında yaşadığınız ilginç olaylar oldu mu? Birkaç tanesini bizimle paylaşmanız mümkün mü?

İstanbul’da yaşıyoruz. Malumunuz bu şehirde randevulara zamanında yetişmek oldukça zor. Zaman zaman muhataplarımızı beklettiğimiz olmuştur. Onlar da büyüklük göstererek bunu çoğu zaman görmezden geldiler. Bizim de beklediğimiz zamanlar oldu tabi. Bunun haricinde yaşadığım iki olay var. Birincisi, Prof. Dr. Samir Salha ile Arap Baharı üzerine konuşurken, kalkışmanın Mısır’da olacağını söylemesinin üzerinden 3 gün geçtikten sonra sürecin Mısır’a sıçramasıydı. Tabi röportajı ay başında yayınlamak zorunda olduğumuzdan bu bilgiyi haricen aktarmak durumunda kaldık.

Bir de kitaba alamadığımız ve inşallah başka bir kitabın konusu olan Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’le yaptığımız söyleşi var ki hayatımın sonuna kadar unutamam. 14 Temmuz 2016’da Ankara’da görüşmüştük kendisiyle. Ve söyleşi sırasında yakın bir zamanda FETÖ’cü darbe girişimi beklediğini söyledi. Bir gün sonra darbe girişimi gerçekleşti. Bunlar önemli hatıralar olarak yer edindi zihnimde.

Aklın 40 Yolu isimli kitabınızla ilgili sorularımızı cevapladığınız için teşekkürler. Son olarak, bu röportajı da Aklın 41 Yolu olarak değerlendirebilir miyiz?

Rica ederim. Ben de teşekkür ederim. Elbette. Netice itibariyle biz de bu söyleşi de Aklın Kırk Yolu’nun ulaştığı hakikate ulaşma çabası içerisine girmiş olduk. Bu da 41. yol olsun.