Yaşam |

Akdeniz iklim kuşağındaki yangınlar neden kolay söndürülemiyor?

Türkiye'nin birçok ilinde aynı anda meydana gelen yangınlar söndürülmeye çalışılıyor. Türkiye’yi yasa boğan orman yangınları için ekipler ve gönüllü vatandaşlar canla başla mücadele ediyor. Uzman isim Orman Mühendisi Volkan Göç, ülkemizde 1988 yılından günümüze kadar meydana gelen yangınlarla ilgili açıklamalarda bulunarak, Herkes tarafından merak edilen 'Akdeniz iklim kuşağındaki orman yangınları neden kolay söndürülemiyor?' sorusuna da cevap verdi.

''Ülkemiz topraklarının 22,94 milyon hektarı yani, % 29,4’ü ormanlık alanlarla kaplıdır. Bu ormanların %60’ı birinci ve ikinci derece yangına hassas alanlardan oluşur. Ülkemizde 1988 yılından 2021 yılına kadar, toplam 69567 adet orman yangını çıkmış ve toplam 345802 hektar orman arazisi yanmıştır. Genel olarak ülkemizde ve Akdeniz iklim kuşağında çıkan en büyük yangınlar Temmuz ve Ağustos aylarına isabet eder.'' diyen Orman Mühendisi Volkan Göç, son 10 günde Türkiye'nin farklı noktalarında meydana gelen orman yangınlarıyla birlikte merak edilen soruları yanıtladı.

VOLKAN GÖÇ

Orman yangınları nasıl başlar? Türleri nelerdir? Orman yangınlarıyla mücadele etmek için hangi hazırlıklar yapılmalıdır? gibi hayati önem taşıyan soruları yanıtlayan Volkan Göç, meydana gelebilecek yangınlarla ilgili alınacak önlemleri ve sonrasında neler yapılabileceğini ve orman yangınlarında yanlış bilinenleri anlattı. İşte Volkan Göç'ün açıklamaları...

ORMAN YANGINI NASIL BAŞLAR?

Yanma olayı ısı, oksijen ve yanıcı maddeden oluşan üç faktörün bir arada olmasıyla meydana gelir. Buna yangın üçgeni denir. Bu üç faktörden herhangi birinin ortadan kaldırılmasıyla da yangın söner. Ormanda ısının 260 derecenin üzerinde, oksijenin % 15 ten fazla ve nem oranının da %12 den az olması durumunda, odun tutuşur. Yeterli miktarda yanıcı madde de varsa orman yangını meydana gelir.


ORMAN YANGINININ SEYRİNİ VE ŞİDDETİNİ NE ETKİLER?

Yanıcı maddenin miktarı ve niteliği, hava halleri (sıcaklık, nispi nem ve rüzgar hızı) ve topoğrafik yapı (yüksek arazi meyilli, kırık ve dar vadiler ve doğrudan deniz rüzgarlarına açık alanlar yangın hızını arttırır).


ORMAN YANGINININ TÜRLERİ NELERDİR?

Ülkemizde genellikle iki çeşit orman yangını görülür. Bunlar örtü ve tepe yangınlarıdır. Örtü yangını, orman toprağını örten ölü ve diri örtüyü yakar. Ağaçlara çoğunlukla zarar vermez. Genellikle tüm orman yangınları öncelikle örtü yangını olarak başlar, kontrol altına alınamazlarsa tepe yangınına dönüşürler. Tepe Yangını, ağaç ve ağaççıkların tepelerini yakarak ilerleyen yangındır. Bu yangın türünde istisnalar hariç ormanın örtüsü, ağaçların gövdeleri ve tepeleri çeşitli şiddette yandığından ağaçlar genellikle kuruyarak canlılığını kaybeder. En tehlikeli yangın türüdür. Örtü yangını tepe yangınına dönüştüğünde kontrol altına alınması güçleşir ve tahribatı ağır olur.

Orman yangınlarıyla mücadelede en öncelikli iş, yangın öncesi gerekli hazırlıkların yapılması ve alınan erken acil uyarıyı ilgili birimlere iletilerek, örtü yangının tepe yangınına dönüşmeden kontrol altına alınmasıdır. 6831 sayılı kanunun 69. maddesinde, ülkemizde orman yangınlarının çıkmasına ve yayılmasına mani olmak amacıyla her türlü tasarruf ve yetki Orman Genel Müdürlüğü (OGM)’ne yüklenmiştir.


ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE AMACIYLA GEREKLİ HAZIRLIKLAR YAPILDI MI?

Orman yangınlarıyla mücadele hakkında yasal dayanak, OGM’nin 285 Sayılı (Orman Yangınlarının Önlenmesi ve Söndürülmesinde Uygulama Esasları) Tebliğidir. Bu yasal mevzuat kapsamında OGM, orman yangınlarıyla mücadele konusunda her türlü bilinçlendirme bilgilendirme metodu ve yöntemini kullanır. Yangından koruma ve kollanma hakkında orman köylülerini destekler. Orman içi ve bitişiğinde yaşayan vatandaşların yakacak ve yapacak odun ihtiyaçlarını karşılar. 2020 yılı ormancılık resmi istatistiklerine göre ORKÖY (Orman Köylerini Kalkındırma) kapsamında orman içi ve bitişiğinde bulunan köylerde yaşayan vatandaşların 250 milyon TL. tutarındaki gelir getirici ve doğayı koruyucu projeleri desteklemiş. 2021 yılı için ORKÖY bütçesi 611,83 milyon TL. olarak belirlenmiştir.

OGM mevcut yasaları uyguladığı gibi, gerektiğinde orman yangınları konusunda ek yasal tedbirler alır. Orman kanununun 74. maddesine göre orman yangını çıkma ihtimalinin fazla olduğu kurak aylarda valilikten alınacak onayla ormana giriş çıkışlar kısıtlanır, gerektiğinde tamamen yasaklanır.

OGM, ülkenin tüm ormanlarını yaklaşık 800 adet yangın gözetleme kulesiyle sürekli gözetim altında tutar. Son yıllarda yangın gözetleme kulelerinin çoğuna erken uyarı sağlanması amacıyla bilgisayar destekli termal kameralar yerleştirilmiştir. Bu kamera sistemleri sıcaklık ve nem ölçümü yapabildiği gibi, bulut ile dumanı ayırt eder ve bağlı bulunduğu orman bölge müdürlüğündeki yangın merkezine ve Ankara’da bulunan Yangın Harekat Merkezine otomatik bildirim yapar. Bir ihbar ya da elektronik 

bildirim alındığında yangın gözetleme kulesinde görev yapan nöbetçi, konum ve koordinat bilgisini mobil yer ve hava ekibine bildirerek alana müdahalede bulunulmasını sağlanır.


OGM bünyesinde, toplam 38184 personel (memur, sözleşmeli, sürekli ve geçici işçi/personel) ile 2877 adet hizmet vasıtası, 4437 adet iş ve koruma makinesi ve 1696 adet üretim makinesi bulunur. Orman Genel Müdürlüğünün tüm personel ve araçları orman yangınlarında asli görevlidir. Teknik personel orman yangınları konusunda sürekli eğitime tabi tutulur. OGM’ye ait merkezi Antalya’da bulunan similasyon teknolojisine sahip Uluslararası Ormancılık Eğitim Merkezinde (UOEM) birçok yabancı teknik personel de farklı periyotlarda eğitime tabi tutulur.


OGM, 2020 yılı ormancılık resmi istatistiklere göre, orman yangınlarına hazırlık kapsamında 1998 yılından 2020 yılı sonuna kadar toplam 51064 kilometre yeni yol, 2873 adet köprü, 44782 adet sanat yapısı inşa etmiş, 29974 kilometre yol tamir ve bakımını, 429832 kilometre sadece yangın emniyet şeridinin tamir ve bakımını, 3127083 kilometre ise kule-kulübe ve üretim yolu tamir ve bakımını yapmıştır. Alevleri söndürme süresini kısaltmak için de ülke genelindeki riskli bölgelere 4006 havuz ve gölet inşa etmiştir. Bugünlerde meydana gelen tüm orman yangınlarından bu tesisler aktif olarak kullanılmaktadır. Yine resmi istatistiklere göre orman yangınları özelinde yıllara göre yapılmış en yüksek altyapı yatırımı 2020 yılı içinde gerçekleşmiştir.

OGM tarafından, yangın geçiren orman alanlarının yeniden orman örtüsüne kavuşturulması ve muhtemel orman yangınlarının etkisinin azaltılması maksadıyla kısa adı YARDOP olan “Yanan Alanların Rehabilitasyonu ve Yangına Dirençli Orman Tesisi Projesi” 2010 yılında uygulamaya konulmuş, 2014 yılında revize edilmiş/güçlendirilmiş ve 6976 sayılı tamim olarak halen uygulanmaktadır. YARDOP projesi özetle, yangın geçirmiş ve yangına hassas bölgelerde özellikle yol, yerleşim yerleri ve tarım alanlarında ve kenarlarında, doğal bitki türleri içinden yanmaya dirençli olanların bırakılması ya da dikilmesi, yangın önleyici tesislerin (yangın mevsimindeki hakim veya tehlikeli rüzgar yönüne dik olarak ana ve tali sırtlardaki yol ve yangın emniyet şeritleri, yerleşim yeri- ziraat arazileri ile orman sınırı arasındaki tol şerit ve tesisler) inşa edilmesidir. Projenin tüm ülke sathına yayılması ve yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalara halen devam edilmektedir.

 

AKDENİZ İKLİM KUŞAĞINDAKİ ORMAN YANGINLARINI NEDEN GÜÇLÜKLE KONTROL ALTINA ALIYRUZ?

Bir orman yangınının kontrol altına alınması, erken uyarı sistemine bağlıdır. Erken uyarı ve ihbar sayesinde her yıl yüzlerce yangın kamuoyu farkına bile varmadan, tepe yangınına dönüşmeden ekiplerce kontrol altına alınmaktadır. Türkiye'de Orman Genel Müdürlüğü tarafından özellikle son yıllarda teknik personel sayısının, altyapı olanaklarının ve araç parkının güçlendirilmesi sayesinde yangınlara ilk müdahale süresi 11 dakikaya kadar indirilmiştir.

Ormanlık alanda başlamış bir örtü yangınında, alanda görevli tüm ekiplere, yangın gözetleme kulesi nöbetçisi tarafından mevki, ormanlık alandaki yer tarifi ve koordinat bildirimi yapılır. Mobilize olarak rutin devriyesinde olan motosikletli ya da arazi çekişli ve üzerinde söndürme tertibatı bulunan yer ekiplerinin konumu yangın noktasına yakın ise duruma hızlıca müdahale eder, eğer ihbarda bulunulan noktaya ulaşımda herhangi bir zorluk varsa, derhal yangın nöbetçi amiri tarafından en yakındaki hava aracına (genellikle helikopter) “kalk” emri verilir. Yapılan ihbar doğru ise hava aracı ilk müdahaleyi yapar ve yangın örtü yangını halindeyken kontrol altına alınır. Yangın tepe yangını şeklini almış ve büyüme eğilimindeyse yangın amiri tarafından bölgesinde 7/24 nöbette olan tüm ekip ve araçlara (arazözlere, su tankerlerine ve tüm hava araçlarına) yangına müdahale emri verilir ve yangın kontrol altına alınır.

Kara ekiplerinin kullandığı arazözler ve su tankerleri, 4x4 ve 6x2 yüksek çekiş gücüne sahip, yüksek meyillerde görev yapabilen, yangının içinde kaldığında kendisini soğutma özelliğine sahip özel üretim yüksek maliyetli araçlardır. Orman yangınlarında kullanılan bu arazöz ve su tankerlerinin su tankına yanıcı malzeme ile oksijenin kesilmesini sağlayan özel bir kimyasal karışım eklenir.


YANGIN, KIZILÇAM ORMANLARININ DOĞAL DÖNGÜSÜDÜR

Bugüne kadar ülkemizde görülen, en büyük tahribatı yapmış ve en güç kontrol altına alınmış yangınlar Kızılçam (Pinus brutia Ten.) ormanlarında olanlardır. Kızılçam Doğuakdeniz havzasının klimaks, yani en iyi yetişen ağacıdır. En güçlü yayılışını Türkiye’de yaptığından tüm dünyada “Türk Çamı” ya da “Türk Kızılçamı” olarak bilinir. Kızılçam; kuraklığa dayanıklı, kalın gövde kabuklu, yangına son derece dayanıklı, kozalaklarında, iğne yaprakları ve gövdesinde yüksek oranda reçine barındıran bir ağaç türüdür. Bir kızılçam ormanı altında reçine yüklü kurumuş iğne yaprakları tutuştuğunda ortam şartları elverişliyse dakikalar içinde tepe yangınına dönüşür. Reçine içinde bulunan doğal kimyasallar sayesinde petrol gibi yanar ve su desteği ile söndürmesi ya da kontrol altına alınması çok güçtür. Rüzgarın ve sıcaklığın etkisiyle kızılçam ormanında başlayan bir yangın, önü alınmaz bir hale gelir.


Kızılçamın doğal gençleştirmesinde, farklı bir yöntem kullanılır. Bu yöntemde gençleştirme yapılacak orman bölümünde bol tohum yılından önce alandaki istikbal yani bol tohum verecek ağaçlar tespit edilir ve diğer ağaçlar alandan uzaklaştırılır. İstikbal ağaçlarının bol ışık alması sağlanır ve bol tohum oluştuğunda orman örtüsü istikbal ağaçlarıyla birlikte kontrollü bir şekilde yakılır. Yanan ağaçlardan etrafa saçılan kozalak ve tohumlar yanmış külün üzerine düşer ve sonbahar yağışlarını alarak tohumun toprağa kök salması sağlanır. İlkbaharda yapılan gözlemde alanın tamamında fırça gibi kızıl renkli kızılçam gençliği görülür. Buna Ormancılık Literatüründe “Yangın Kültürü ile Tabii Tensil (doğal gençleştirme)” denir. Gençleştirme yapılan alan, tel örgüye alınarak muhafaza edilir ve düzenli aralıklarla kontrol ve gözetimi yapılır.


SAKİN VE METANETLİ OLALIM


Ormanın yeniden uyanışı, yeşermesi konusunda tabiat başka bir mucize sunar. Kızılçamda olduğu gibi, bazı bitkilerde tohumun çimlenmesi yangın sıcaklığıyla uyarılır. Normal şartlar altında sert ve kalın kabuklu tohumlarda fiziksel uyku durumu (dormansi) görülür. Ancak yangın sıcaklığının etkisiyle tohum kabuklarının çatlaması, akabinde su ve hava girişinin sağlanmasıyla tohum dormansi durumundan çıkar ve çimlenir. Kızılçamda kozalakların bir kısmı yıllarca, kapalı olarak ağacın taç kısmında tutulur. Adeta yangını bekler. Yangında, kozalak pullarının arasında yer alan reçine, sıcaklıkla erir ve kozalak pulları yangından sonraki birkaç haftada açılarak tohumları dağıtır. Bu adaptasyon, yangın sıcaklığına karşı dayanıklı olmayan tohumları kozalakların içinde koruyarak, yangını canlı bir şekilde atlatmalarını sağlar. Bunun yanı sıra, kül ile zenginleşmiş toprakta, yangın sonrası başarılı bir çimlenme olur. Yapılan deneyler, kızılçam tohumlarının 632 derece kısa süreli ısılara dahi dayanabildiğini göstermiştir.

 

YANGINLAR ORMAN ALANLARINI DARALTMAZ

Yüksek oranda reçine barındıran kızılçam ormanlarında olduğu gibi büyük ve hızlı orman yangınlarında, yanan alanlardaki ısınan hava yükselir. Yükselen havanın yerine etraftan bol oksijen taşıyan hava akımı başlar ve boyu 150 metreye kadar uzanan bir girdap ve ateş dalgası oluşur. Bu yükselen ateş, önünde bulunan ağaçların tepe taçlarını kamçılar ve sekerek ilerler. Bu tür yangınların ardından alandaki ağaçların tamamen kül olmadığını, içinde halen yeşil ağaçların kaldığını görürüz.

Büyük yangınlarda, yangın bileşenleri olan ortam ısısını değiştiremez ve ateşin harlanmasını sağlayan oksijeni kesemezsiniz. Ateşin sönmesini sağlayacak geriye tek seçenek kalır; yanıcı maddeyi ateşin önünden kaldırmak. Büyük yangınlarda ki tüm mücadele buna dayanır.
Orman yangınlarıyla mücadelede, öncelikle yangının süratini/enerjini düşürerek ateşi sınırlı dar bir alana hapsetmek ve karadan yangını kontrol altına almak en etkili ve doğru yöntemdir. Bu sebeple olası orman yangınlarına bariyer olması açısından yangın yolları ve yangın setleri yani, yangın emniyet şeritleri tesis edilir. Bu yol ve şeritlerin konumu ve genişlikleri yangına hassasiyet ve hakim rüzgar yönüne göre belirlenir. Yangın emniyet yolarının genişlikleri 6-15 metre arasında, şeritlerin genişlikleri ise 25-50 metre arasında değişir. İhtiyaç durumuna göre yangın yol ve şeridi birlikte 31-120 metreye kadar genişletilir.

Yangına yerden müdahale eden kara ekipleri yangın yol ve şeritlerinde ateşi kontrol altına alabilmek için konumlanır ve yangının bir sonraki hatta sıçramasını engellemek için önündeki yanıcı maddeyi yerden soğutur ve nemlendirirler. Büyük yangınlarda hava desteği, kara ekiplerinin yangını kontrol altına alacakları hatta konumlanması ya da iş makineleriyle yeni bir yangın şeridi/yolu açabilmeleri için zaman kazandırır. Nemli ve soğumuş bölüme gelen ateş enerjisini yitirir ve kara ekipleri, ataşe müdahale ederek yangını kontrol altına alırlar. Yangın sahalarından çekilen hava fotoğraflarından da görüleceği üzere, yangınlar genellikle yol ve şeritlerin sınırlarında sonlanmıştır.


Bazı özel durumlarda (yangın ilerleme hızı yüksek ise hava, yanıcı maddenin nemlenmesine ve soğutulmasına olanak vermiyorsa) yangın amirinin talimatıyla “Karşı Ateş” uygulanır. Karşı ateş tekniği, kontrol altında tutulan ve mevzilenen hattan, orman yangını hattına doğru, kontrollü bir şekilde yanıcı maddenin yakılarak ortadan kaldırılmasıdır. Bu şekilde yangın kara ekibine karşı ilerlemekte olan ateş, önünde yanıcı malzeme bulamaz, enerjisini kaybederek kontrol altına alınır. Bu yöntem rüzgarın sıkça yön değiştirdiği, karşı ateşin kontrol altına alınamayacağı yangınlarda, yangına yeni ilerleme yönü sağlamaması açısından kullanılmaz.

 

ORMAN YANGINLARI DOĞAL AFETLERDİR

Kızılçam ormanlarından bazı durumlarda ateş, tüm bariyerleri ve mücadele ekiplerini aşar. Önüne geçilmesi imkansız hale gelir. Dünya genelinde son iki yılda dev orman yangınları meydana geldi.

2020 yılında Rusya, Sibirya’da çıkan orman yangınların toplam 5 milyon hektar orman küle döndü.


ORMAN YANGINLARINDA YANLIŞ BİLİNENLER

Yangın gören alanların imara açılacağı iddia edilmektedir. Anayasamızın 169. maddesi gereğince “Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.” 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 18.maddesine göre; “Yangın görmüş ormanlarla, kanun maddesinde sayılan tesislerin kurulmasına hiçbir suretle izin verilmez”. Orman Genel Müdürlüğü ve Meslek Örgütü Sivil Toplum Kuruluşlarından yapılan resmi açıklamalarda da ülkemizde bunun herhangi bir örneğinin bulunmadığı defalarca ifade edilmiştir.

Gündemde tartışıldığı gibi Orman Yangınlarıyla Mücadele için OGM’nin bütçesi daraltılmamış bilakis arttırılmıştır. OGM’nin orman yangınlarıyla mücadelesi için 2020 yılında ayırdığı bütçesi 1.384.544.000 iken, onaylı 2021 yılı bütçesinde 1.807.941.000 TL. olacak şekilde yükseltilmiştir. OGM’nin en yüksek bütçe kalemi Orman Yangınlarıyla Mücadele’dir.

Ormanlık arazilerde keçi otlatmasının yasaklanmasından dolayı orman yangınların meydana geldiği düşünülmektedir. Ormanlık alanda (yeni ekim ve dikim yapılanlar hariç) eğer otlatma planı yapıldı ise makilik alanlarda ve yaşlı ormanlarda keçi otlatması yasak değildir. 2013 yılından buyana yapılan münavebeli orman içi otlatma planları yapılan orman alanlarında keçiler otlatılmaktadır. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü tarafından çok güzel örnekler yürütülmektedir. Otlatma planı olan ormanlık alanlarda yapılan her türlü otlatma, orman altı kuru ve diri örtünün kaldırılmasına destek olacağından orman yangınlarıyla mücadeleye sınırlı seviyede katkı sağlayabilir, fakat bunun yanında istatistiklerde orman yangını çıkış sebepleri arasında ormanda gelişigüzel bırakılan çoban ateşleri de gösterilmektedir. Bu durumunda dikkatle takip edilmesi gerekir.

Neden daha çok ve daha geniş yangın şeritleri yapılmadığı konusunda eleştiriler yapılmaktadır. Orman alanlarının korunması amacıyla uygulanan teknikler, yangın şeritlerinin eğim gruplarındaki adedi, şekli ve genişlikleri tüm dünyada edinilen tecrübelerle kullanıla gelen kabul görmüş standartlardır. Bu süreçte hem ülkemiz hem dünya için yeni bir tecrübe olmuştur. 2021 yılı dünya ormancılığına yeni bir bakış açısı getirmesi açısından önemlidir. İlerleyen süreçte üniversiteler, bağımsız kuruluşlar, akademisyen ve uzmanlar bu konuda yeni dinamiklerle yeni bakış açıları oluşturacaktır.


Kamuoyunda çokça yapılan eleştiri, helikopterlerin yangın ateşini ıskaladığı yönündedir. Yangın helikopterlerinden orman yangınına müdahale ateşin üzerine değil, yangının ilerleme yönünde ateşin önüne yapılır. Amaç yanıcı maddeyi soğutmak ve nem dengesini değiştirerek ateşin enerjisini azaltmaktır. Yangının göbeğinde 600-1000 dereceye ulaşan sıcaklığa, helikopter bambisinden/su sepetinden, ateşe en az 100 metre mesafeden bırakılacak su, düşüşü esnasında taneciklerine ayrılır ve yanan malzemeye daha temas etmeden buharlaşır. Örtü yangınlarında durum tam tersidir. Hava aracından atılacak su yangının üzerine isabet ettirilir. Suyun kütlesiyle örtü yangını kontrol altına alınır.


Kamuoyunda tartışılan bir diğer konu da uçak helikopter kıyaslamasıdır. Yangın söndürme uçakları taşıdıkları su kapasitesi açısından helikopterlerden daha avantajlıdır. Dolayısıyla yangın kontrol altına alındıktan sonra sahanın soğutulması için daha fazla imkan tanır. Buna karşın yangın söndürme uçakları yangınlara müdahale konusunda eğimli ve kırık arazilerde rahatlıkla kullanılamaz. Manevra kabiliyetleri sınırlıdır ve müdahale esnasındaki hızları yüksektir. Bu sebeple dar vadilere giremez ve tankında bulunan suyu yangın mahalline çok yüksekten bırakmak zorunda kalırlar. Hal böyle olunca da su yanıcı maddeye ulaşamadan buhar olur. Bunun yanında su takviyesi için iniş kalkış yapabileceği uzun su yüzeylerine ihtiyaç duyarlar. Fakat orman yangınlarının kontrol altına alınmasında helikopterler uçaklardan daha seri davranır. İniş kalkış ve su yükleme konularında daha fazla seçeneği kullanarak, zaman tasarrufu sağlar. Dar vadilere rahatlıkla girebilir, atış isabet kabiliyetleri uçaklara göre çok yüksektir. Maliyet yönünden uçakların kira bedelleri helikopterlere göre çok yüksektir. Ortalama bir yangın uçağının kira bedeli, helikopterin kira bedelinin 3 katına yakındır.


Yangın hava araçlarıyla, meskun mahallere müdahalede bulunulmaz. En küçük hava aracının dahi su sepeti/bambisinde 2-3 ton su bulunur, bu miktardaki su, meskun mahalde bir yapının üzerine bırakılırsa yangından çok daha büyük tahribata sebep olabilir. Orman yangınlarında doğanın korunması hiç kuşkusuz çok önemlidir, fakat insan can ve mal güvenliği daha kıymetlidir.


Yangın bölgesi bir afet bölgesidir bu sebeple, yangın bölgesine uzman ekipler dışında konu hakkında yeterli ehliyeti ve sorumluluğu olmayanlar yaklaştırılmaz. Güvenlik güçleri bu konuda gerekli tedbiri almak zorundadır. Bu gibi durumlarda TAMP (Türkiye Afet Müdahale) Planı devreye alınmalı tüm paydaşlar plan çerçevesinde hareket etmelidir. Bir kriz masası kurulmalı Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri düzenli aralıklarla vatandaşları, kurumları ve paydaşları bilgilendirmelidir. Son günlerde yaşanılan orman yangını vakalarında kriz yönetimi, koordinasyonu ve iletişim konularında bazı eksikliklerden kaynaklı toplum genelinde bir dezenformasyon yaşanmış, toplumu yanlış yönlendirmeye, devletini zor duruma düşürmeye meyilli bazı provokatörler, manevra alanı bulabilmiştir. Kadim kuruluşlarımızın bu durumlardan da çeşitli dersler çıkararak gerekli tüm tedbirleri hızlıca alacağından kesinlikle eminim.


Yangın her nereden gelirse gelsin herkes kendi sorumluluk alanında gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. İnsan sağlığı can ve mal güvenliği kendi sorumluluk alanlarında devlet adına ilgili kurum ve kuruluşlara aittir. Bundan bahisle OGM’nin teknik bilgi, araç ve tertibatları orman yangınlarına uygun olarak yapılanmıştır. Kanuni olarak meskun mahalde müdahale etme yetkisi de yoktur.

Orman içi ve bitişiğinde bulunan yerleşim alanlarında yaşayan vatandaşlarımızın ve tesislerimizin her ne yönden gelirse gelsin yangınlara karşı can ve mallarının korunması, gerekli önlemleri alıp almadığının denetimi ve gözetimi yerel yönetimlerin sorumluluğundadır. Kaldı ki Akdeniz ve Ege bölgemizde orman yangını ile mücadele eden ve yangın tehdidi bulunan yerleşim yerleri Büyükşehir İlçe Belediyelerinin Mahallesi statüsündedir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. Maddesi gereğince, ilgili Büyükşehir ya da İlçe Belediyesi sorumluluk sınırları içindeki orman yangını riski bulunan mahalle, site, yerleşim ve diğer tesislerin Kent Planları yapılırken orman yangın riskleri göz önüne alınarak projelendirilmeli. Vatandaşlar bilgilendirilmeli ve konu hakkında bilinçlendirilmeli. Her türlü orman yangınından etkilenecek yerleşimlerin, tehlike anında kaçış ve tahliye planları hazırlanmalı. Sorumluluk alanında bulunan yerleşim ve tesislerde orman yangınlarından gelebilecek risk ve tehditler konusunda tedbir alınması sağlanmalı. Belediyelerin sorumluluk alanında bulunan yerleşim yerleri ve tesislerde vatandaşların can ve mal güvenliklerini korumak adına orman yangınlarından koruyucu altyapı tesisleri kurmalı. Bunlara ait eylem planları ve stratejik planlar hazırlamalıdır.

Ülke olarak panik halinde Uçak ve Helikopter talep ettiğimiz, yardım istediğimiz birçok ülke an itibariyle kendi orman yangınlarını dahi kontrol altına alamıyorlar. Amerika’da, Afrika Platosu’nda, İtalya’da, İspanya’da, Rusya’da, Arap Yarımadası’nda, Hindistan’da, Çin’de, Malezya’da, Endonezya’da ve komşumuz Yunanistan’da 38 yangın uçağı bulunduğu halde orman yangınlarının önüne geçilemiyor, doğa tahribatı, can ve mal kayıpları her geçen gün artıyor. Türkiye bu konuda bölgesinde ki en güçlü ülkedir. Ülkemizin orman yangınları konusundaki en derin tecrübeye sahip yetkili kuruluşu Orman Genel Müdürlüğü, tüm dünyadaki emsalleri arasında en başarılı kuruluşlardan biridir. Gerçekdışı, gereksiz ve toplum amacına hizmet etmeyecek tartışma ve ithamlarla kurumlarımızı yıpratmak ve ülkemizi acziyet içinde göstermek, yapılan tüm çalışmaları baltalar ve yangınlarla canını- dişine, etini-tırnağına takarak mücadele eden tüm teknik ekibin motivasyonunu düşürmektedir. Memleketimizin yeşili-mavisi, taşı-toprağı bizim. El birliği ile bu işin üstesinden geleceğiz. Yaraları sarıp, küle dönen yerleri yeniden yeşillendireceğiz. Yanan orman yeniden yeşerecek, yıkılan yeniden yapılacak. Yeter ki insanımızın canına zeval gelmesin, yeter ki geriye yanık ağıtlarımız kalmasın.