Magazin |

Akciğer kanseriyle mücadele eden Billur Kalkavan ile sevgilisi Buğra Bahadırlı ayrıldı mı?

Geçtiğimiz Nisan ayında koronavirüse yakalanan ve ardından nefes alırken yaşadığı problem nedeniyle kontrole gittiği sırada kansere yakalandığını öğrenen 59 yaşındaki oyuncu ve sunucu Billur Kalkavan hastalığını öğrenme ve tedavi sürecini anlattı. Bu süreçte kendisine en çok sorulan soruya da yanıt veren Billur Kalkavan, sevgilisi Buğra Bahadırlı ile ayrılmadığını belirtti. Kalkavan, sevgilisi için 'Erkek hemen kaçar böyle durumlarda ama Buğra kaçmadı' dedi.

Akciğer kanseriyle mücadele eden Billur Kalkavan yaşadığı süreci Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'a verdiği röportajda anlattı. Hastalığa 1 - 1,5 yıl önce yakalandığını ancak gerçeği Mart ayında öğrendiğini söyleyen Billur Kalkavan tedavi süreci hakkında bilgi verdi. Ünlü sanatçı, 'hayat arkadaşım' dediği sevgilisi Buğra Bahadırlı'nın bu süreçte kendisine destek olduğunu ve ilişkilerinin bitmediğini belirtti.

İşte Billur Kalkavan'ın açıklamalarından satır başları...


VÜCUDUMUN BİRÇOK NOKTASINA SIÇRAMIŞ

Gayet iyiyim. Ocak ayında koronavirüse yakalanıp ayakta atlattık. Hem de o en karlı günler vardı ya Ocak ayında. 'Bir şey olmadı' falan dedik. Mart ayında benim kasığımda bezem şişti, 'herhalde genital bir şey var' deyip jinekologa gittim. Rahmimde iltihap vardı, ameliyat oldum, temizlettim. Onda da hiçbir sıkıntı olmadı. Nisan ayının başında nefes alırken canım acımaya başladı. Hani 'yel girdi' derler ya... Ben sigara da içmiyorum, neden nefesim acıyor? Geçmeyince birkaç gün sonra Buğra'ya 'ben ciğer filmi çektireyim' dedim. Koronavirüsten dolayı bir şey kalmış olabilir diye düşündüm. Arıza bırakıyor zannettim. Allah'tan koronavirüs olmuşum. Yoksa ben çok doktora gitmem. Bir film çekildi, kitle var denildi sol akciğerde. Tomografiye yönlendirdiler. Tomografide kitlenin her yere sıçradığını öğrendim. 'Senin akciğerinden kaynaklı ama vücudunda bir sürü yerde kitle var, beyin de buna dahil' dediler. Akciğerde 5, karaciğerde 4 santimlik bir kitle var.

İLK ÖĞRENDİĞİMDE AĞLADIM

Hemen Koç Üniversitesi Hastanesi'ne gönderdiler. İlk duyduğumda üzüldüm, ağladım. Sonra toparladım kendimi. Tedavi süreci Nisan ortasında başladı. Koronavirüse yakalanmadan önce hiç belirti yoktu. Doktorlar 1 - 1,5 yıldır vücudumda olduğunu söyleyip şaşırdılar. Bana 'yürümenizde bir şey var mı?' diye soruyorlar, neden yürümemde bir şey olsun... İnsanların kendisine iyi bakması lazım. Bize verilmiş en büyük emanet vücudumuz.

 SAÇLARIM DÖKÜLMEYE BAŞLADIĞINDA 'KEL KALMAK İSTEMİYORUM' DİYE AĞLADIM

Kontrole gitmemiş olsaydım muhtemelen ilerlerdim. 1 buçuk senede çok az tahribat yaratmış ama... Doktorlar bende 4 kez kemoterapi kararı verdi. Kemoterapi ile birlikte immünoterapi görüyorum. Çok sıvı almam gerekiyor. Ben zaten su içmeyi çok seven biriyim. Su içemediğimde hastaneye gidip hemen sıvı takviyesi yaptırıyorum. Ben 2 kemoterapi aldım. Ben kemoterapi tedavisi gören birisini bugüne kadar hiç görmedim. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Hamdi Alkan'la beraber fotoğraf çektik, iznin olursa paylaşırım dedi. Hamdi benim çok iyi arkadaşım. Gelen tepkiler çok güzel oldu. O fotoğrafta makyajsızdım. Hastanede makyaj yapmıyorum zaten. Saçlarım gitti, kirpiklerim uzamış. Ne garip bir şey... İlk kemoterapiden 20 gün sonra avuç avuç saçlarım döküldü. İlk başta çok kafaya takmıştım. 'Kel kalmak istemiyorum' diye ağlamıştım. Sonra 'boşver ya' dedim. Rahatmış... Beni bilen biliyor. Ne peruğu? Olduğum gibi biriyim.


BU SÜREÇTE KİLO VERDİM

Hayatımda hatırladığım 2 kere ateşli grip oldum. Bağışıklık sistemim çok kuvvetli. Sadece biraz kilo verdim. Yemek görünce midem bulanıyordu, yediğimi çıkarıyordum. Ağrılarım vardı ilk bir ay. Şimdi ağrım sızım yok. Benim normal kilom 52. Şu anda 47 oldum. Doktorum hiç düşünmeden ye, kilo almaya bak diyor. Canım baklava, börek istemiyor.

 

Mayıs ayının 31'inde 3. kemoterapim var. Yine hastanede kalacağım. Biraz halsizlik oluyor. Halsizlikten de çok çabuk yoruluyorum. 6 Haziran'a kadar hastanede kalırım. Tekrar 21 gün sonra son kez kemoterapi alacağım. Arada tomografi çekip seansın uzayıp uzamayacağına bakılacak.

HER ŞEYİ İÇİME ATMIŞIM

Bence bu hayatı gözden geçirme hastalığı. Ben inatçı, dik kafalı biriyim. Benim hayatımda akılcı ve mantıklı olan Buğra. Ama o bile bazen bana söz geçiremiyor. Akıllı bir insan. Hiçbir zaman isyan etmedim. Koronavirüs hafiflediğinde oldum. Ben bunu bünyemde neden yarattım diye düşündüm. İçime gömdüğüm çok öfkeler çıktı. Öfke karaciğere etki eder. Hep şunu gördüm, hep vermeye çalışmışım bir şeyleri. Alma - verme dengesini kaybetmişim hayatta. Orman yangını olsun, hayvanlara, çocuklara, kadınlara yapılanları içselleştirmişim. Duyarlı olmakla duygusal olmak arasında bir denge var. Ben o dengeyi kaçırmış ve hep içime gömmüşüm. Neşenle her şeyi aşamıyorsun işte. Duygularınıza dikkat edin. Her şeyi kendin halledemezsin. Çare olamayacağın şeylere üzülmeyeceksin.



 ERKEKLER BÖYLE DURUMLARDA KAÇAR AMA BUĞRA KAÇMADI


Annemin bana yaptığı kaprisleri Buğra'ya yapmaya başladı. Buğra 'aynı annenin yaptığı şeyleri yapıyorsun' dedi, 'doğru' dedim. Herkes kendi evinin önünü süpürecek önce. Bana en çok sorulan soru 'Buğra yanında mı?' oldu. Erkek hemen kaçar böyle durumlarda. Kadın da var kaçan. Ama erkekler bu konularda daha zayıf ve narinlerdir. Ben erkeklere kızmıyorum. Sadece gerçek hayat arkadaşını bulamıyor insan ona üzülüyorum. Hala gazete 'kendinden 22 yaş küçük' diye yazıyorlar. Aynı mobingi yıllardır Pınar Altuğ'a yapıyorlar. Biz hayatımızdan memnumuz. Aşkımızı, evimizi, işimizi, aşımızı paylaşıyoruz biz. Kimse çıkıp 'ne kadar mutlular' demiyor. Canan Ergüder böyle bir süreçten geçti, Kenan Ece yanında oldu. Ne güzel evlendi mutlu oldu. Ben hep güzelliklerle var olmayı seven biriyim. İnsanların mutlu olması beni çok mutlu ediyor.

Bundan sonra hayatta kendimi üzmem, sıkmam. Elimde olmayan şeylere üzülmeyeceğim. Geldim 60 yaşıma. Bundan sonra kendim için ve Buğra için yaşaşrım. Çalışmak için yaşamak değil, yaşamak için çalışmak var bundan sonra.