15 Ocak 2021
3 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
42 dk
Akşam'a kalan süre
İmsak 06:50 Güneş 08:20 Öğle 13:18 İkindi 15:45 Akşam 18:07 Yatsı 19:32
Edebiyat

Ahmet Hakan, Sezai Karakoç'u anlatmak zorunda kaldı

İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün, Türk şiirinin mihenk taşlarından şair Sezai Karakoç'un kaleme aldığı "Diriliş Neslinin Amentüsü Kitabı" adlı eserini satın alıp dağıtması muhalif kesimi rahatsız etti. Müslüman kimliği ile bilinen ve Yüce Diriliş Partisi'nin kurucusu olan Sezai Karakoç'un kitapta kullandığı “Sağcıların Allah topluluğu, solcularınsa şeytan topluluğu” olduğu yönündeki ifadesi, muhalif medyada bağlamından kopartılarak yansıtıldı. 

SuperHaber
SuperHaber

İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, edebiyatımızın en değerli aşk şiirlerinden biri olan "Monna Rosa" ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarında sıkça okuduğu "Ey Sevgili" gibi önemli şiirlere imza atan büyük Türk şairi Sezai Karakoç'un kitaplarını satın aldı.

Müdürlüğün satın aldığı kitaplar arasında yer alan "Diriliş Neslinin Amentüsü Kitabı" adlı eserde yer alan bazı ifadeler ise muhalif medya tarafından amacından saptırılarak çok farklı şekilde yansıtıldı.

Karakoç'un “Kuran’da sağcılar; Allah topluluğu, solcular da şeytan topluluğu olarak, sağcıların topluluğu uğurlu topluluk, solcu topluluk da uğursuz topluluk olarak vasıflandırılmıştır” ifadesi kastının çok ötesinde bir şekilde yorumlanarak söz konusu kitabı Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrencilere ve öğretmenlere tavsiye ettiği vurgusu da yapıldı.

KARAKOÇ "SAĞ VE SOL" DERKEN NEYİ KASTEDİYOR?

Söz konusu haber, Cumhuriyet ve Birgün gibi "edebiyat" alanında iddialı olan, okurlarına haftalık kitap eki sunan gazetelerin edebiyattan ne kadar bihaber olduklarını da gözler önüne serdi.

Sezai Karakoç'un kitabının dağıtılmasını eleştiri konusu yapan "sol" medyaya edebiyat ve din kültürü dersi vermek ise Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan'a düştü.

Ahmet Hakan, "Bir yürüyün gidin! Sezai Karakoç’tan size ekmek çıkmaz" başlığını taşıyan köşe yazısında Sezai Karakoç'un söz konusun metinde "sağ ve sol" karşılaştırması yaparken günümüz terminolojisinden hareket etmediğinin altını çizdi.

Hakan konuyu şöyle açıkladı;

"Sezai Karakoç’un tanımladığı sağcılık ve solculuk ile... Bugün bizim anladığımız sağcılık ve solculuğun uzaktan yakından alakası yok ki! Sezai Karakoç, bu tanımlamaları tamamen Kuran’da geçen “sağcılık-solculuk” terminolojisiyle kullanıyor."

"BU CEHALETTEN UTANMAZLAR"

Cumhuriyet ve Birgün editörlerine çok ağır sözlerle yüklenen Ahmet Hakan, "cahil" ve "utanmaz" olarak bahsettiği söz konusu şahısların Sezai Karakoç’un kim olduğunu bile bilmediklerine bahse girebileceğini yazdı.

Ahmet Hakan yazısında şu ifadeleri kullandı;

"Flaş... Flaş... Sezai Karakoç adlı yazarın kitabında...

Sağcılar için “Allah topluluğu”, solcular için “Şeytan topluluğu” deniliyor.

*

Flaş... Flaş...

Bu bölücü kitap, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da öğrencilere tavsiye edildi.

Aman Tanrım!

Nasıl da tüylerimiz ürperdi değil mi?

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

*

Bu habere imza atanların, bu haberi yayınlayanların, bu haberi dehşet içinde okuyanların hiçbiri ama hiçbirinin...

Bu zamana kadar herhangi bir Sezai Karakoç metniyle karşılaşmadıklarına bahse girebilirim.

Bırakın herhangi bir Sezai Karakoç metniyle karşılaşmayı, Sezai Karakoç’un kim olduğunu bile bilmediklerine bahse girerim.

*

Bir düşünür olarak Sezai Karakoç’tan haberleri yoktur.

Bir şair olarak Sezai Karakoç’tan haberleri yoktur.

O çok sevdikleri Cemal Süreya’nın Sezai Karakoç hakkında neler yazdığından da haberleri yoktur.

*

Ve işin daha fenası...

Bu bilgisizlikleri, bu cehaletleri, bu habersizlikleri kendilerini asla ve kata utandırmaz.

*

Gelelim Sezai Karakoç’un cımbızlanarak ve çarpıtılarak anlamından saptırılan satırlarına...

*

“Diriliş Neslinin Amentüsü” adlı kitabında Sezai Karakoç, gerçekten de “sağcılar” için “Allah topluluğu” diyor, solcular için de “Şeytan topluluğu” diyor.

*

Ama durun bir dakika!

Sezai Karakoç’un tanımladığı sağcılık ve solculuk ile...

Bugün bizim anladığımız sağcılık ve solculuğun uzaktan yakından alakası yok ki!

Sezai Karakoç, bu tanımlamaları tamamen Kuran’da geçen “sağcılık-solculuk” terminolojisiyle kullanıyor.

*

Zaten bunu da söz konusu kitabında altını kalın kalın çizerek vurguluyor.

Şöyle diyor kitapta:

“Batılı anlamda sağcılık, benim gözümde solculuktur”.

*

Bu ne demek? Şu demek:

Batılı anlamıyla bakacak olursak...

Sağcılar, benim gözümde “Şeytan topluluğudur” demek.

*

Henüz yeryüzünde sağcılık diye bir kavramın izi tozu bile yokken...

Henüz yeryüzünde solculuk diye bir kavramın izi tozu bile yokken...

Kuran’da “sağcılık” ve “solculuk” tabirleri yer almıştır.

*

Kuran’da kullanılan sağcılık ve solculuğun, bugün anladığımız sağcılık ve solculukla uzaktan yakından herhangi bir ilgisi yoktur. Bambaşka anlamda kullanılmıştır.

*

Sadece bir bilgi objesi olarak bile Kuran’dan haberleri yok... Yazdığı şiirlerle nesilleri etkilemiş bir şairden haberleri yok... Yazdığı kitaplarla kendine özgü bir düşünce sistemi kurmuş bir yazardan haberleri yok...

Buna rağmen...

Cımbızlamada, üstüne atlamada, çarpıtmada, anlamadan dinlemeden meselelere dalmakta da üstlerine yok.

*

Yahu iki dakika okuyun! Yahu üç dakika anlamaya çalışın! Yahu
beş dakika öğrenin!

Bu zır cehaletle nasıl olacak bu işler bilmem ki?"

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN...

 

Yorumlar