Gündem |

"Ahır" benzetmesini ilk Kemal Kılıçdaroğlu yaptı!

Hasan Öztürk: "Kılıçdaroğlu'nun tetikçiler işaret vermeden harekete geçiyor, kutuplaşmayı körüklüyor, “nefret suçu” işliyor. Hakareti, sıradanlaştırıyor!"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a canlı yayında hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklanan Sedef Kabaş'ın arkasında Kemal Kılıçdaroğlu mu var?

Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk bu görüşte.. Erdoğan'a yönelik hakaretlerin bayraktarlığını CHP liderinin yaptığını belirten Öztürk, "Kılıçdaroğlu'nun tetikçiler işaret vermeden harekete geçiyor, kutuplaşmayı körüklüyor, “nefret suçu” işliyor. Hakareti, sıradanlaştırıyor!" diye yazdı.

Yeni Şafak yazarı, Sedef Kabaş'ın tutuklanmasına sebep olan o çirkin ifadeler hakında ise şunları kaydetti;

"Kemal Bey, taraftarlarını domine etmek için devlet kurumlarına “ahır” bile dedi.

16 Ekim 2021’de paylaştığı bir videoda devlet memurlarına ve üst düzey bürokratlara parmak sallarken, aynen şunları söyledi: “Kurumları, bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler, elbette ki hesap verecektir.”

Biz de o gün “Sayın Kılıçdaroğlu, kurumlar ahır olmuşsa, o ahırlardaki hayvan kim” diye sormuştuk.

Meğerse o gün, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını kendi memurları da not etmiş ve görevini yapmak için gün saymış. Bugün devlet kurumlarını ahıra benzetip, Cumhurbaşkanı’na ağır hakaretler ediyorlar."

Hasan Öztürk, "Söyleyene değil söyletene bakmak: Hakaret dilinin mucidi Kemal Bey olmasın sakın" başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı;

"CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, önce siyaseti, sonra devleti ifsat etmek için olağanüstü bir gayretle çalıştı! Şimdi de toplumu ifsat etmek için harekete geçmiş görünüyor.

Öyle ki, işaret vermeden harekete geçen birçok tetikçisi kutuplaşmayı körüklüyor, “nefret suçu” işliyor. Hakareti, sıradanlaştırıyor.

“İktidardan gitmemek için siyasi cinayetler işleyecekler” salvosunu veren de Kemal Bey’di...

KHK ile devletten ihraç edilen FETÖ’cü ve PKK’lılara “yargı kararı olsa bile” kamuya dönme hakkı vadeden de. Sonradan biraz kapsamı daralttı ama maksadını açık etmiş oldu.

Bir grubun eline silah alıp, bir başka grubu öldürebileceğinden söz eden de Kemal Bey’di.

DEVLET KURUMLARI İÇİN “AHIR” DEDİ. PEKİ HAYVAN KİM?

Kemal Bey, taraftarlarını domine etmek için devlet kurumlarına “ahır” bile dedi.

16 Ekim 2021’de paylaştığı bir videoda devlet memurlarına ve üst düzey bürokratlara parmak sallarken, aynen şunları söyledi: “Kurumları, bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler, elbette ki hesap verecektir.”

Biz de o gün “Sayın Kılıçdaroğlu, kurumlar ahır olmuşsa, o ahırlardaki hayvan kim” diye sormuştuk.

Meğerse o gün, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını kendi memurları da not etmiş ve görevini yapmak için gün saymış. Bugün devlet kurumlarını ahıra benzetip, Cumhurbaşkanı’na ağır hakaretler ediyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu 2011’de bir “hokus pokus” ile CHP’nin genel başkanı oldu. Bir kaset çıktı, Baykal gitti. Bir “Gandi” heyulası ile Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına geldi. O günden sonra da sadece CHP değil Türk siyasi hayatı üslup ve seviye anlamında sürekli irtifa kaybetti. İlginç olan, sadece siyasette üslup ve seviye kaybı yaşanmadı, CHP’ye müzahir medya organlarındaki dil de irtifa kaybında sınırları zorladı.

SİYASETİ İFSAT EDENİN CANDAŞLARI, MEDYANIN DİLİNİ İFSAT EDİYOR

Kemal Bey, siyasetin dilini ifsat etti. Siyaset yapma biçimini ifsat etti.

Devlet aygıtını ifsat etmeye kalkıştı. Onun candaşları da medyanın dilini ifsat etti.

Kemal Kılıçdaroğlu siyasetin dilini ifsat etti. “Kutuplaştırmayın” diye başlayan her cümlesi “kutuplaşmaya” hizmet etti. “Toplumu germeyin” diye başlayan her cümlesi toplumun gerilmesine neden oldu.

Diyebilirsiniz ki “Siyasi muhatapları neden o dilin peşine takıldı? Eğer muhatap alınmasaydı siyasetin dili bu kadar keskinleşmezdi.”

Haklı olabilirsiniz!

Bunu da Sayın Kılıçdaroğlu’nun başarı hanesi yazalım o halde!

Ama Sedef Kabaş olayından sonra, CHP’nin yayın organlarının medya dilini de ifsat ettiğine bir kez daha şahit oluyoruz.

***

Bu bir süreç…

Her şeyi ama her şeyi… Siyasetteki, toplumdaki, medyadaki, devletteki değerlerin tamamını ifsat ediyorlar.

İlginçtir liderliğini de Sayın Kemal Bey’e yaptırıyorlar.

Lütfen hatırlayın..!

Kemal Kılıçdaroğlu, halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı’na önce “diktatör bozuntusu” dedi.

15 Şubat 2015’te Cumhuriyet gazetesinin şu anda firari olan Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın “casusluk suçuyla” yargılanma sürecinde Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı’na “diktatör bozuntusu” dedi.

Yetinmedi aynı üslupsuzluğu 11 Şubat 2016’da yine yaptı.

Akabinde, bozuntu ifadesini kaldırıp doğrudan “diktatör” demeye başladı. Ve yanına, “saray”, “altın klozet” gibi süslü ifadeler de yerleştirdi.

Kemal Bey’in etki alanındaki medya mensupları da verilen sufleden yola çıkarak seçilmiş Cumhurbaşkanı’na alenen hakaret etmeye başladı.


Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a canlı yayında hakaret etmesinin müsebbibi Sayın Kılıçdaroğlu’nun siyasete girdiği günden bu yana kullandığı dil ve söylemdir.

Hani derler ya, “Söyleyene değil söyletene bak” diye. Ben Sedef Kabaş’ı konuşturana bakmayı tercih ediyorum.

O da Sayın Kılıdaroğlu’nun sistemli bir şekilde kullandığı dildir.

İnanmayan, 11 yıllık dönemde Kemal Bey’in diline bir baksın.

Yanılıyor muyum?"

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN...