21 Temmuz 2018
23 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
6 sa 43 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:52 Güneş 05:43 Öğle 13:17 İkindi 17:13 Akşam 20:39 Yatsı 22:21
İlhami Işık

İlhami Işık

ABD vurmak zorunda dedik! Ve vurdu.

Bu yazıdan bir önceki yazıda ABD Suriye’yi vurmak zorunda demiş ve nedenlerini sıralamıştık. Çok kısa sürede bu öngörümüz gerçeğe dönüştü ve dün gece ABD, İngiltere ve Fransa ile birlikte Esad rejimini vurdu. Her ne kadar deklere edilen resmi neden Suriye’nin, Kimyasal silah kullanma kapasitesi ise de bunu çok gerçekçi olmadığını biliyoruz. ABD ve Bati sırf Esad kendi halkını katlediyor diye kıllarını bile kıpırdatmazlar. Şöyle düşünün, Esad 2011 yılından bu yana tam 600 bin insanın ölümüne sebep oldu. Bu yetmez toplam sekiz milyon insanın mülteci olarak başka ülkelerde perişan bir hayat sürmelerine neden oldu. Bu iki olaydan daha büyük katliam olabilir. Peki, bütün bunlar olurken, ABD ve Batı dünyası ne yapıyordu. Kuru sıkı demeçlerin dışında hiçbir şey.

Peki, şimdi ne oldu da Üçlü Truva harekete geçti ve dün gece Esad’ın başına bomba yağdırdı. Bunun en belirleyici ve en büyük nedeni, Suriye’ de çatışmaların sonuna gelindiği ve siyasi çözüm aktörü olarak ABD ve Batı’nın en güçlü çözüm kartına sahip olmayışıdır. Müstakbel Suriye’de ABD ve Batı, sadece Rus ve İran atları cirit atsın istemiyorlar.

Bu saldırıların tek açıklaması var; ABD ve Batı Dünyası Esad’lı çözümden yana değil. Esad’lı çözümün kendileri için, çıkarları için bir çözümsüzlük olduğunu biliyorlar ve henüz iş işten geçmeden askeri olarak Esad’a müdahale etme gereği duydular.

Esas amaç olabilirse bir Esad’sız çözüm ya da gücü ve etkinliği kırılmış sınırlandırılmış Esad’lı çözüm.

Esad da saldırmak demek aslında hamisi olan Rusya ve İran’a saldırmak demektir. Nitekim gelen ilk bilgilere göre, ilk vurulan yerlerden biri de İran’a ait bir askeri üs olmuştur. Henüz askeri olarak Rusya’ ya dönük bir saldırının olmaması, ileri ki günlerde Rus üslerinin bu saldırılardan muaf tutulacağı anlamına gelmez.

ABD İngiltere ve Fransa’nın ortak askeri güç kullanması, Almanya’nın bu güce lojistik destek vermesi, esasen Batı Blok’u ile Rusya arasında var olan sorunların artık ötelenemez olduğunu gösterir. Rusya ile bir bütün olarak Batı dünyasının karşı karşıya gelmesi, küresel düzeyde bir savaşın habercisi sayılmalıdır. Çünkü bu güçlerin karşılıklı olarak Nükleer güç kullanma kapasitesi bir anda dünyayı yangın yerine dönüştürebilir.

Bu ihtimali değerlendirmek gelecek yazılara kalsın. Suriye özgülünde ortaya çıkan bu global kapışmadan Türkiye nasıl kendini koruyacak. Türkiye nerede pozisyon alacak. Hem Esad’sız çözüm için sıkı bir siyaset izlemek hem de Esad’ın müttefikleri olan Rusya ve İran ile sıkı ittifak bu kapışma karşısında sürdürülebilir mi? Çok zor. Türkiye bu siyasetini gözden geçirmek zorunda kalabilir.

 
Diğer Yazıları