Yetenekli yetersizler - Hüseyin Kaya
Hüseyin Kaya
Hüseyin Kaya

Yetenekli yetersizler

Yazarlar

Komplo teorilerini sevmem. Hayatın olağan akışına sürekli bir müdahaleden rahatsız olurum.
Temelinde hakkaniyet olmayan sinsi bir zemindir çünkü komplo teorileri.
Külli iradenin düzenine uyum konusundaki cüzi irademizin çabalarını ağır bir saldırıya uğratır bu tür işler.
Ama öyle bir yoğunlukla yaşıyoruzki zamanı; şimdi, bu tür planlardan artık alamıyoruz kendimizi.
Medyanın ve sanal yaşamın saldırısı yetmiyormuş gibi birde bunlardan nasibimizi alıyoruz.
“Huzursuz bir insanlık”milletimizide yeterince etkiliyor artık.
Sanki milletçe tercihlerimizi bir kaç odak yıkıp geçecekler gibi uyanıyoruz sabahlara.
Akşama kadar nerde ne olacak endişesi.
Ve tüm zamanlarımızda bu hallerin mutsuzluğu.
Güleceğinizi biliyorum ama söylemek zorundayım.
Uzun zamandır bu planlara karşı olağan dışı müdahalelere karşı önyargılarımla cevap veriyor ve öylece yaşıyorum.

1999 yılı “Fıtrata aykırı yaşamın dayatıldığı yapılarda insan gün gelir cinayette işler demiştim.”
15 temmuz ihanetini gördünüz.
Konumuz bu değil bugün.

İkibinli yılların başları. O zamandan kimsenin 15 yıl iktidarda kalacağını bilmediği Ak Parti’nin oluşma devinimleri devam ediyor.
Bir çok yeni yüz bir çok yapıdan bu oluşuma dahil ediliyor.Çeşitlilik had safhada.
Erbakan kriterlerine ve oluşmuş üst yapıya sızamayanlar yoğun bir gayret içerisinde.
Bütün bu çeşitliliğe rağmen benim dikkatimi celbeden en önemli kişi Ali Babacan.
On beş yıl geçti hiç unutmadığım bir söz Melih Gökçek’e ait. Bir televizyon programında Ali Babacan’ı metheden sözleri.
Yine bayrak ellerde, sokak sokak dolaşacağız dedim.
Yine gayreti bizler göstereceğiz bunlar hazıra konacak dedim içimden.
Sonra çokça sohbetlerde Ali Babacan'ın sevecenliğini çok itici bulduğumu ifade ettim.
Bütün bir dava gençliğinin geçmişine rehin konmuştur Ali Babacanla.
Bize benzetilmeye çalışılan bir makyajı var dedim.
O rahat, ekonomiyi sitelerdeki şirketi gibi yönetmesi tarzındaki üslubundan hep tiksindim.
Düşüncelerime katılan sözlerimi tasdikleyenlerin nasıl bir Babacan uyumluluğu gösterdiklerini görünce tiksintilerim çoğaldı. O peşinde dolanan dostları gördükçe ön yargılarıma sığınmaya devam ettim. Bir süre Ak Parti Çankaya ve il teşkilatında görev yaptım. Ön yargılarımın izin verdiği sürece.
Bir kaç karşılaşmamız oldu Sayın Babacanla. Hiç ayağa kalkmadım.Çokta karşılaşmak istemedim.
Ve sonrasında bir anektod: Emek 4.caddede arkadaşlarla oturuyoruz. Beşir Atalay beyle çıkıp geldiler. Tedirgin ve telaşlı sohbetleri oldu. Tabii dengeler konusunda ve uzun soluklu var olmada becerikli oldular. Her ikisinin de Tayyip Beyi beğendiklerini düşünmüyorum.
Şimdi bu hiç sıkıntı çekmemiş jölelenmiş ve kremlenmiş ekonomi ustası Sayın Babacan bize yeniden sunulur diye düşünüyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz?

Son on beş yılda neler yaşandı sanki bunlardan hiçbirini yaşamamış ilintisi olmamış ABD’nin maharetli ellerinin marifetli çocuğu yeniden ülkeyi düzlüğe çıkarma seçeneği olur mu?
Olur mu Sayın Davudoğlu, Gül, Atalay v.b.
Sayın Koru siz ne diyorsunuz bu konuda.
Ya siz selin bir kolunu kadim bir nehir görmede hızlı dönüşenler siz ne diyorsunuz?
Halasının ilk başörtüsü kahramanlarından olması menkibesi yine işe yarar mı? Acaba...
Küresel rüzgarların olumsuz etkisi bir tek Ali babacan'ın saçlarına tesir etmiyor. Ve duygusuz kremlenmiş yüzüne.
Benden uyarması.

GÜNÜN ESİNTİSİ

Suskun bir kaya gibi durmalı insan, dünyanın cilveleri ve hayatın hileleri karşında.

  • Yorumlar