Tutar: YPG saflarında panik havası başladı/SuperHaber-Özel Röportaj - Röportaj
22℃
İstanbul
24 Eylül 2017
Astana'da anlaşma sağlandı!

Tutar: YPG saflarında panik havası başladı/SuperHaber-Özel Röportaj

Türkiye, Rusya ve İran İdlib'deki çatışmasızlık bölgesinin sınırları için uzlaşırken Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü ve Köşe Yazarı Bercan Tutar, bu gelişmeyi SuperHaber’e değerlendirdi.

Röportaj
Tutar: YPG saflarında panik havası başladı/SuperHaber-Özel Röportaj

Kazakistan'ın başkenti Astana'da bir araya gelen Türkiye, Rusya ve İran İdlib'deki çatışmasızlık bölgesinin sınırları için uzlaştı. Bu gelişme ile ilgili olarak SuperHaber’den Arzu Erdoğral’ın sorularını yanıtlayan Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü ve Köşe Yazarı Bercan Tutar “Türkiye İdlib’teki çatışmasızlık bölgesindeki etkisini arttırmakla hem terör koridoruna karşı sınırlarını biraz daha güvence altına almış oldu hem de Rusya ve İran ile ittifakı pekiştirdi” dedi.

unnamed

TÜRKİYE’NİN VARLIĞI GÜÇLENDİ

Suriye'de çatışmasızlık bölgesi ilan edildi. İdlib'teki uygulamanın sınırları konusunda anlaşıldı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk askerlerinin hatta ÖSO’nun oraya gönderilmesi konusu bir önceki Astana toplantısında zaten kararlaştırılmıştı. Sadece bunun fiiliyata dökülmesi yeni döneme kaldı. El Nusra’nın yeni yapılanması Tahriru'ş Şam, Ahrar uş-Şam, Türkiye’yi destekleyen grupları geri plana itince, El Nusra operasyonu ile Tahriru'ş Şam ile Türkiye’nin İdlib operasyonunda perdeleme, frenleme veya erteleme devreye sokuldu. Arkasında Amerika’nın olduğu söyleniyor. Bu biraz süreci erteletti. Çatışmasızlık El Bab, Cerablus, Azez üçgeninin İdlib ile desteklenmesi, Afrin ile Kobani arası PKK-YPG terör hattının ortadan bölünmesi, lojistik desteğinin kesilmesi, Afrin’in biraz daha kuşatma altına alınması anlamında Türkiye’nin varlığının güçlendirilmesi zaten konuşulan devrede olan bir projeydi. Deyr Ez Zor’un rejimin eline geçmesinden sonra kuşatma hala devam ediyor tam alınmadı ama Rusya İran ve Türkiye’nin Fırat’ın batısındaki etkinliği daha da güçlenmiş olacak. Türkiye bu İdlib’teki çatışmasızlık bölgesindeki etkisini arttırmakla hem terör koridoruna karşı sınırlarını biraz daha güvence altına almış oldu hem de Rusya ve İran ile ittifakı pekiştirdi. Biraz da bunun göstergesi olarak okumak lazım.

YPG SAFLARINDA PANİK HAVASI BAŞLADI

-Suriye’de kalıcı barış açısından bu gelişmeye baktığımızda neler söylenebilir?

Yeni dönemin en büyük garantör ülkeleri Türkiye, Rusya ve İran… Biraz kerhen biraz da realpolitik dayatmalardan dolayı ABD’de ister istemez buna destek veriyor. Deyr Ez Zor’dan sonra Rakka’nın ise yine Şam rejiminin denetimine verileceğini kanısındayım. Fırat’ın doğusunda Şam ve Rusya güçlenecek. Türkiye kendi güvenlik paradigmasını biraz daha realite edecek. İdlib, Deyr Ez Zor ve Rakka operasyonundan sonra rejim hedefini YPG denetimindeki bölgelere çevirecek. Zaten şimdiden YPG saflarında biraz panik havası başlamış durumda… Özellikle Rakka operasyonundan sonra artık bütün gözler YPG denetimindeki bölgeye yönelecek. O anlamda Türkiye’nin eli daha da güçlenecek. Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik politikalar devreye girecek. Zaten şu anda yamalı bohçayı andırıyor. İdlib’te, Cerablus ve Azez de Türkiye’nin güçlenmesi, Afrin’deki YPG oluşumunun denetim altına alınması, Deyr Ez Zor’un da tamamen DEAŞ’tan kurtarılmasından sonra ben Türkiye, İran ve Rusya’nın Suriye’ye dair bölünmemesi yönündeki politikasını daha da güçlendireceğini düşünüyorum. Bu da tabi ABD’yi YPG’yi daha da zorlayacaktır.

ABD TÜRKİYE’NİN İDLİB’TE GÜÇLENMESİNİ İSTEMİYORDU

-Astana’daki gelişme ABD tarafından nasıl karşılanır? Tutumu nasıl olur?

Amerika Türkiye’nin İdlib’te güçlenmesini istemiyordu. El Nusra üzerinden Türkiye’ye bir operasyon çektiler. Amerikan yönetiminin DEAŞ sorumlusu McGurk' ün “Nusra orada güçleniyor, Nusra’ya ya da DEAŞ’e Türkiye’nin yardım yaptığı” şeklinde akıl almaz iftiraları vardı geçen aylarda. Türkiye buna şiddetle tepki gösterdi. Oradaki operasyonda zaten Reyhanlı’daki Bab El Hava kapısı var sınırdaki o son kapıydı İdlib’e açılan kapı. Orası Tahriru'ş Şam’ın denetimine sokulmaya çalışıldı. Ama Türkiye’nin devreye girmesiyle muhalif gruplardan oluşan bağımsız bir komite tarafından yönetildi. Orada Türkiye, Rusya ve İran Genelkurmay Başkanı’nın Türkiye’ye gelmesinden sonra geleceğe yönelik çok sağlam kararlı politikalara egemen oldu. Bu yeni süreçte İdlib’te Türkiye’nin etkinliğinin artması ile Amerika’nın daha da zayıflayacağı, YPG’ye de daha çok sarılacağı bir döneme girilebilir. Amerika tabi YPG’ye, Kürtlere bir şey vaat ederek hareket etmiyor. Kendi konumunu güçlendirmeye çalışıyor Türkiye’ye karşı. Amerika’nın “ben olmazsam DEAŞ geri gelir, el altından Türkiye’ye gizli bir şekilde operasyon yapar” şeklinde argümanları var. Suriye’nin, Rusya’nın ve İran’ın algısını yönetmeye çalışıyor. Son gelişmelerden sonra Türkiye, Rusya ve İran YPG’ye karşı ortak hareket etme konusunda uzlaşmış durumdalar. Rusya’nın tavrı Türkiye ve İran’ınkinden farklı. Afrin bölgesindeki YPG oluşumunu terbiye edip denetimi altına alma görüşünde. İdlib’ten sonra YPG, Amerika’dan uzaklaşıp Şam rejimi ile İran ile veya Rusya ile yeni bir anlaşma ve meşruiyet arayışına girecek. Öbür türlü sadece Amerika’ya dayanarak Rusya, İran ve Türkiye bir de Şam rejimi karşısında tutunması çok zor olacak.

KIRMIZI ÇİZGİLERE MÜDAHALE EDİLMİYOR

-Peki, bu saatten sonra Rusya Türkiye’den ayrı bir politika izler mi?

İzlemez, temel konularda uzlaşmış durumdalar. Suriye’nin bölünmemesi ve YPG’ye terör koridoru açılmaması konusunda zaten Rusya, Türkiye’ye gereken desteği veriyor. Sadece uzlaşamadıkları veya sürümcemede kalan konular Esad’ın geleceği ile ilgili meseleler. O hususta da genel bir mutabakat sağlandığını düşünüyorum. Türkiye, İran’ın ve Rusya’nın kırmızı çizgilerine, Rusya ve İran’da Türkiye’nin kırmızı çizgilerine pek müdahale etmiyor. Daha çok uzlaşılan çatışmasızlık, ateşkes… Muhalefete siyasi mücadelenin önünün açılması, toprak bütünlüğünün sağlanması, Suriye’nin geleceğinin geçiş sürecinin de muhalif aktörler ile rejim arasında görüşmelere göre şekillenmesi konusunda bir kanaate varılmış durumda. İlk önce sivil savaşın durması, sivil kaybın önlenmesi, trajedinin sonlanması üzerinde yoğunlaşmışlardı. Bu politikada başarıya ulaştı. Bundan sonra toprak bütünlüğünün korunması noktasında ilerlenirse kırmızı çizgilerde konu olmayacaktır. Türkiye kendi kırmızı çizgilerini koruyacak. YPG’nin o terör koridorunun oluşmasını engelleyecek, toprak bütünlüğü korunacak. Zaten geçiş sürecinde de Şam rejiminin geleceğine dair projeksiyonlarda da halkın onayı ya da Rusya’nın İran’ın genel politikaları, Batı’nın Avrupa’nın da Çin’in de etkili olacak. Ona göre yeni bir dönem yeni bir seyir alacak.

SuperHaber/Özel Röportaj-Arzu Erdoğral