Tudor ile birlikte... - Hasan Begdili
Hasan Begdili
Hasan Begdili

Tudor ile birlikte...

Sadece Tudor'un sorunu değil!

Yazarlar

Galatasaray Tudor’a rağmen mi kazanıyor yoksa Tudor ile birlikte mi?

Bir takımda işler yolunda gitmiyorsa ilk suçlanacak kişi teknik direktördür. Çünkü yönetimin, futbolcunun değişmesi o kadar kolay değilken teknik adamla yollarını ayırmak sözleşmedeki küçük bir tazminat ile mümkündür.
Galatasaray bugüne kadar ligde liderdi ve bu konumda olmasına rağmen Tudor acımasızca eleştiriliyordu.

Sebebi ise “6 puanlık maçlarda” istenilen skoru alamamak. (Skor istenildiği gibi olursa oyunun pek bir önemi kalmayabiliyor.)

Maçlara birbirinden farklı taktiklerle çıkan Tudor Gençlerbirliği maçından sonra, “Alışılagelmişten farklı bir düzende oynuyoruz. Sayılar, taktikler önemli değil. Önemli olan ne kadar koştuğunuz, mücadele ettiğiniz, ne kadar çalıştığınız" demişti.

Bu açıklamadan şu sonuca varabiliriz: Kağıt üzerinde rakamlar maçın sonucunu direkt belirlemez. Etkendir ama tek belirleyici değildir, taktik kadar diğer bir önemli mesele sahadaki kaosu örgütlemektir.

Oyunun sürekli bir değişime sahip olduğunu düşünürsek, kazanan taktiğin sürekliliğinden bahsetmek pek de mümkün değil.

SADECE TUDOR’UN SORUNU DEĞİL

Tüketim kültürü futbolun her unsurunu bir ürün haline getirmiştir. Teknik direktör, futbolcu, hakem hepsi de kullanılıp bir kenara atılacağı günü beklemektedir. Sakatlanan bir futbolcu niteliğini nasıl kaybediyorsa maç kazanamayan teknik direktör de aynı şekilde niteliğini kaybeder.

Seyirlik bir oyun olan futbol, tıpkı yaşam gibi sürekli bir dönüşüm içindedir. Biçimden yoksun kaos futbolunun olduğu dönemden beri kazanmak amacıyla oyun birçok kez doğal seçilim yoluyla değişti. Dönemsel olarak oyuna fayda getiren biçimler, futboldaki varlığını sürdürmeye devam ederken, adaptasyonu sağlayamayan unsurlar oyundan siliniyor, yavaş yavaş tarih sahnesine çekiliyordu.

Tıpkı Galeano’nun dediği gibi, “Teknik direktörler de kullanılıp atılabilirler. Seyirciler bir gün, ‘Çok yaşa’ diye ortalığı inlettikleri halde, bir sonraki pazar günü kellesini isteyebilirler.”

Teknik direktöre oyun içinde özgürlük sunmayan, takımı olası kötü gidişte kulüp ile ilişiğini kesecek olan sistem istikrar ve üretime olanak sunamaz. Futbolda üretim için uygun olmayan şartlarda yeni futbolcular yetişmediği gibi bir ekol de oluşmaz. Nihayetinde önemli olan 90 dakika bittiğinde çalan düdüktür. Galibiyet ya da mağlubiyet geleceğin şekillenmesinden daha önemlidir.

Zaten dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de asıl mesele o geminin limana varıp varmadığı, gerisi konuşulmaya değmez meselelerdir.

Mancini, Prandelli, Hamza Hamzaoğlu, Jan Olde Riekerink, Tudor ve ondan sonra gelecek niceleri... Sorun teknik direktörlerin tercihlerinde ya tercih etmeyişlerinde değil. Problem, sorunları çıkaranların çözüm üretmeye çalışması. Ancak sorunları ortaya çıkaranlar mevcut yapıda çözüm üretemezler...