Sahi, 28 Şubat’ta neredeydiniz? - İbrahim Aydemir
30℃
İstanbul
29 Haziran 2017
İbrahim Aydemir
İbrahim Aydemir

Sahi, 28 Şubat’ta neredeydiniz?

Sahi, 28 Şubat’ta neredeydiniz?

Yazarlar

‘Zindan iki hece’ydi…

Baba katilleriyle babalar da bir safta…

Düşündükleri için..

Düşündürdükleri için..

Ve daha mühimi,

Ve daha vahimi:

‘İnandıkları için…’

Baba katilleriyle babalar bir saftaydı..

Ve beyaz güvercinli insanlık şarlatanları indinde:

Ve adalet.. Ve merhamet..

Ve Hak ve Hukuk sadece laftaydı..

***

Çile’nin özetiydi ya:

‘Üst üste sorular soru içinde:

Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?

Buradan insan mı çıkar, tabut mu? ‘

Bir mukaddes çilenin tarifi..

İnandıkları gibi yaşamaya çalışanların çilesi..

İnandıklarına sahip çıkanların çilesi..

İnananlara sahip çıkanların çilesi..

Ve teselli..

Ve tevekkül..

‘Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem! ‘

Ve Teslimiyet:

‘Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır...

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır...’

Elhamdüllilah ki vardır..

**

Zulüm perde perdeydi ya..

Necip Fazıllar için..

Recep Tayyip Erdoğanlar için..

Suçları inanmaktı..

Suçları inandıklarına sahip çıkmak..

Zulüm perde perdeydi ya:

‘Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız, müminler asker,

Bu ilahi ordu dinimi bekler,

Allahu Ekber, Allahu Ekber’ diyen AK Yürekliler için..

Ak Önderler için..

Zulüm perde perde..

Ve soru:

İnsanlık nerde? Hak nerede? Hukuk Nerede?

Beyaz güvercinli insanlık şarlatanları nerede?

Neredeydiler…

Sahi neredeydiler?

Zulüm perde perde inerken..

***

Ve 27 Mayıslar..

Ve 27 Nisanlar..

Ve 28 Şubatlar..

Zulüm perde perde inerken..

İnandıkları gibi yaşamaya çalışanlar üniversite kapılarından çevrilirken..

İmam Hatip kapılarına kilit vurulurken..

İnananlar kamudan dışlanırken..

Başörtülüler ağlarken..

Milli iradenin sesi olanlar meclisten atılırken..

Beyaz Güvercinli insanlık şarlatanları neredeydiler?

Nerede..

***

Onlar..

Devlet sırrı ifşa etmemişlerdi..

Onlar..

Uluslararası karalama kampanyalarına kalemşorluk da yapmamışlardı..

Sadece inanmışlardı..

Ve sadece inandıkları gibi yaşamışlardı..

Ve sadece inandıklarına çağırmışlardı..

Bu sebepleydi ki zindanlar adres olmuştu onlara..

‘Karanlığında nur olan, yeniden doğuş...’ adresleri..

Yusufiyeler..

Yükü ağır devlerin..

Malatya’dan Pınarhisar’a..

Üstad’tan Ak Öndere..

Yükü ağır devlerin..

Ve insanlık şarlatanları..

Ve Beyaz güvercinli insanlık şarlatanları sükutun nabzını dinliyorlardı yine..

Hak giderken.. Hak yok edilirken..

Zulüm perde perde inerken..

***

Akça bir tespittir bu..

Ak Önder diyor ya:

“40 yıllık siyasi hayatım boyunca hem yerel, hem de uluslar arası medyada karalama kampanyalarının muhatabı olmuş birisiyim. Yani sadece ulusal değil uluslararası medyada da nasıl muhatap olduğumu sizler en az benim kadar biliyorsunuz. Siyaset yaptığımız partiler de aynı şekilde baskılara, haksız ve asılsız ithamlara maruz kaldı. Ve bir değil, iki değil, üç değil kapatıldı”

Beyaz Güvercinli insanlık şarlatanları yine vardı ya..

Yine var..

Neredeydiler..

Ak Ufuklara yürüyenlere kara yazgılar yazılır, kara yargılar yapılırken..

Nerede?

***

Ak Liderin vurgusuyla:

Aslında değil mi ki…

‘Milletin bütün sırlarını, menfaatini yerle yeksan etmek kimsenin haddine değil. Haber peşinde koşmakla ihanete aracılık etmek tamamen farklı şeylerdir. Uluslararası karalama kampanyalarına kalemşorluk yapmak da gazetecilik değildir. Hele hele FETÖ’cülerin servis ettiği çarpıtmalar üzerinden devleti, devletin güvenliğini, ülkenin geleceğini hedef almak asla gazetecilikle bağdaşmaz”

Milletin menfaati her şeyin önünde değil midir?

Önce Vatan… Önce Bayrak… Önce Millet.. Önce Devlet..

Gazetecilik kılıfıyla devletin sırrını ifşaya yeltenmek ne ola ki…

Ne ola?

Ve ne garip..

Ve ne yaman çelişki ki..

Düşündüğü, inandığı için zulme uğrayanların seslerine kulak tıkayanlar, zulüm senaryosu sahnelenirken seyirci kalanlar..

Beyaz Güvercinlerle insanlık şarlatanlığı yapanlar şimdi yollarda…

***

Aslında yol bellidir ya..

Hak aramanın yolu..

Ya da itirazın..

Ak Önderin kaydıyla:

“Gelirsin Meclis’te bunları ifade edersin. Mahkeme kararına itirazın da usulleri bellidir. Bunun dışında bir hareket tarzının ne ülkeye, ne millete, ne de adaletin tecellisine bir katkısı olmayacaktır. Zira biz ülkemizi güçlü kılmak istiyorsak, biz bu ülkeyi birlik beraberlik içerisinde muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak istiyorsak, o zaman ülkeyi karıştırmanın hiçbir anlamı yoktur”

Elbette yoktur..

Kime anlatacaksın… Kime..

28 şubata alkış tutanlara mı...

Sahi kime?

**

Ezel ahdini ebede taşıma kararlılığı gösterenlere..

Bil vesile..

Bin aylık vuslata eş

Bereket, Mağfiret ve Rahmet ikliminde

Hayırlar niyazıyla..

Tebrik ile...Dua ile.. Selam ile..

Kadir Geceniz mübarek ola..

Yorum Yap
Yorumlar
  • Hayati Köklücan

    Vekilim yazınızı baştan sona okudum ve diyorum ki, hidayet Allahtandır. Bunlara hidayet kapısı kapanmış olduğundan ne deseniz boşuna. Bırakalım yürüsünler nereye kadar gideceklerse gitsinlar. Bunlara söz etki etmezki. Kandiliniz mübarek olsun