Superhaber.tv

Algı yönetmiyoruz... Sadece doğru bilgi, doğru haber

12℃
İstanbul
25 Şubat 2017
Asuman Uğur
Asuman Uğur

Sağlık sektörü nereye?

Sağlık sektörü nereye?

Yazarlar

2015 yılı verilerine bakıldığında 7. 6 Trilyon Dolar ile gıda ve tarım dünyanın bir numaralı endüstrisi. Ardından 7.3 Trilyon Dolar ile sağlık sektörü geliyor. Bilişim ve enerji de bu endüstrileri takip ediyor. Dünyanın en büyük 100 şirketinden 12’si ise sağlık sektöründen…

2015 yılında 7.3 milyar olan dünya nüfusunun 2025 yılında 8 milyar olacağı tahmin ediliyor.

2015 yılında 7.3 trilyon ABD Doları olan dünya sağlık harcamasının 2025 yılında 13 Trilyon ABD Dolarını bulacağı açıklanıyor.

2030 yılına kadar bulaşıcı olmayan hastalıkların dünya GSYH maliyetinin 47 Trilyon ABD Doları olması beklenirken, dünya genelinde 400 milyona yakın diyabet hasta sayısının 2025 yılında 582 milyon olacağı öngörülüyor.

Maliyetler politikacıları düşündürüyor

Yaşlı nüfus artarken, yaşlanan dünya nüfusunun ihtiyaçları da artıyor. Kronik hasta sayısı artıyor ve tüm bunlardan dolayı ülkelere yük bindiren maliyetler de politikacıları düşündürüyor. Bu durum sağlık hizmetleri sunumunda yükselen maliyetleri dengeleme gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, sağlık yatırımları ve harcamalarının artması sektörün içinde yeni sektörler ve yeni fırsatlar doğmasına yol açıyor.

Bütçeden ayrılan pay artıyor

Ülkelerin Gayri Safi Milli Hasılaların da sağlığa ayrılan pay her geçen yıl artıyor. Gelecek yıllar için de öngörüler ortaya konuyor.

Seçime doğru giden OECD ülkelerinden Amerika’da 2030 yılında sağlığa ayrılan payın genel bütçenin %24’ü olması bekleniyor. 2050’de ise bu oranın %36,7 olacağı bildiriliyor.

Fransa’da ise 2030 hedefi %18,8 iken projeksiyonu 2050’ye çevirdiğimizde bu oran %26,6 olarak kendini gösteriyor. Modern tıp ve tamamlayıcı tıbbı en iyi sentezleyen ülkelerden biri olan Almanya’nın ise 2050 yılında bütçeden sağlık harcamasına ayıracağı pay ise %25,6 olarak tahmin ediliyor.

İngiltere’de ise 2050 yılı için bütçeden sağlığa ayrılan payın %20’lerde olacağı açıklanıyor. Türkiye’de ise yıllardır biz sağlık sektörü içindekilerin anlamlı bir şekilde artmasını beklediği bu oranın 2030’larda yüzde 12,3 ve 2050’de ise %15,3 olması planlanıyor.

Medikale yatırım yapan kazançlı çıkıyor

Sağlık ve hastalık algımız değişirken, sağlık sektörü pazarı ve bu sektöre yönelik yatırımlar da değişiyor. Sağlık hizmetleri artık sadece hastalıkları tedavi etmek ve kronik hastalıkları yönetmekten ibaret olmaktan çıkıyor.

Eskiden sağlık hizmetleri sadece hastalıkları tedavi etmek olarak algılanırken artık sağlık deyince akla hastalıkları önlemek, koruyucu hekimlik ve zinde kalmak için yapılan uygulamalar da geliyor. Eskiden sağlık hizmeti sadece hastane ve kliniklerde verilirken artık bu hizmet sağlık tüketicilerinin olduğu her yerde mekandan bağımsız da verilebiliyor.

Medikal teknoloji sağlık dışı birçok sektör tarafından da yatırım yapılması gereken ve yatırımın geri dönüşü olacağına inanılan kazançlı alanlar arasında görülüyor.

Yükselen Trend: “Mobil Sağlık”

Yükselen trend mobil sağlık, eş zamanlı uzaktan takip teknolojisi ile uzaktan hasta bakımında daha yoğun kullanılmaya başlıyor. Bu kapsamda kalp hastası ya da diyabetli hastaların beslenmelerini, egzersizlerini, sağlıklarıyla ilgili hedeflerini takip edebilecekleri akıllı telefon uygulamalarının kullanımını da artıyor. Bazı hastalar akıllı telefonlar yoluyla tuttukları raporları, doktorlarıyla da paylaşıyor. Kalp izleme uygulamaları da bunların başını çekiyor. Sağlık durumu kötüleşenler için de mobil sağlık kurtarıcı olarak görülebiliyor. Bu uygulamalar hastaya ya da yakınına adeta bir acil eylem planı sunuyor.

Kişiye özgü tıp çağı

Gelelim kişiye özel tıp çağına…

İnsan genomunun dizilişinin keşfi ile kişiye özel tıp çağının başladığını da belirtelim. Hücrelerin çekirdeklerinde yer alan 3 metrelik DNA iplikçilerinin minik parçaları olarak anılan “gen” lerin üzerindeki bilgilere göre canlılık faaliyetlerimiz gerçekleşirken, hücrelerin çalışma şifrelerinin çözülmesiyle hastalık, sağlık ve ruhsal durumumuzun, bağımlıklarımızın ve yeteneklerimizin genetik kökleri de ortaya çıkmaya başladı. Bu durum tedavinin her bireyin genetik özelliklerine göre belirlenebileceği gerçeğini de ortaya çıkardı. Bu gelişmeler kişiselleştirilmiş ilaç piyasasının büyüyeceğine de işaret.

Yani artık sağlıkta her şey yeniden düşünülüyor

Ayşenur Asuman UĞUR

Sağlık programcısı/ Gazeteci

Sağlık Yön. Bilim Uzmanı

asumanugur@yahoo.com

www.asumanugur.com

İlk yorum yazan siz olun.
Yorum Yap