Ramazan'a gitmek - Hüseyin Kaya
Hüseyin Kaya
Hüseyin Kaya

Ramazan'a gitmek

Ramazan'a gitmek

Yazarlar

Aksini duydunuz mu?

Gelen hep Ramazan'dır.

“Ramazan geldi” denir.

“Meraklı günlerimde geldi çattı Ramazan” bir Trabzon türküsünde de böyle bahsedilir.

İnsan denen varlığın tekrar kendine avdet etmesi istenir. İbadet dediğimiz buyrukların amacı budur.

İbadetin şekli bedenin istenilen kıvamda bir uyumu yakalamasını sağlar.

Manası yani esası işin özü ise yaratıcı güçle iletişimin sağlanmasıdır. Ruhun kendisini aidiyet hissiyle olgunlaştırması ve emanetin teslimine ilişkin hazırlığın tamamlanması olarak görülmelidir oruç.

Bu açıdan 11 ay boyunca aksatma ihtimali ve oluşmuş olan bedeni ve imanı zaafların onarılma elden geçirilmesi sağlanmalıdır.

Ruhun ve bedenin insan olma haline karşı adaletinden bahsediyoruz yani.

Hangi sıfatla sürdürüyorsak zamanı onun farkında olmak ve insiyatiflerimizi bu farkındalık ile sürdürmek gerek.

Bunun için belkide yılda bir gelen Ramazan'ı bütün bir yaşama yaymak gerek.

Onun için insan gelmeden Ramazan gitmek lazım aradan.

Madem biz gidemeden yine kendisi geldi;

Hoş Geldin Ey Şehri Ramazan...

BATILI VE DOĞULU AYRIMINDAN HAK BATIL AYRIMINA DOĞRU

Türkiye son 15 günde Rusya, Çin, Hindistan ve ABD devletleriyle temas ve ziyaretlerde bulundu.

Hemen ardından Nato toplantısı ve AB ülkeleriyle görüşmeler yapıldı.

Bu arada ABD Başkanı da Orta doğu diye tarif ettikleri ülkelere ziyarette bulundu.Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere ziyaretler önemliydi. Ve daha önemlisi hemen arkasından Trump’ın Vatikan ziyareti ile Papa ile görüşmesi söz konusu oldu.

Ülke olarak bütün bu olup bitenleri ve olacakları nasıl algılamalı ve yorumlamalıyız ve nasıl bir strateji üretmeliyiz?

Yöntemimiz ne olmalı? Gibi sorular güncelliğini korumaktadır. Üç yüz yıldır etkinliğini kaybetmiş bir devlet olarak yapısal sorunlarımız var ve dayatılan müktesebat bize ait değil.

Önce politik tutumları belirleyen mefhum ve müesseselerden işe başlamalıyız yeni baştan.

Doğu ve Batı dediğimiz ayrım neyi ifade etmektedir. Doğulu ve Batılı olmak neyi ifade etmektedir?

Hemen arkasından biz nerede duruyoruzun cevabı verilmeli.

Egemenliğimizin baskın olduğu zamanları nasıl sağlamışız buna bakılmalı.Medeniyet ayrımımız neymiş, coğrafi bölge ne ifade edermiş hepsi didik didik edilmeli.

Başlamak için haydi Bismillah diyelim..

Bizler bir başkasının tasnifini terketmeliyiz diyerek.

Biz ne Doğuluyuz ne Batılı; her iksinden bağımsız hakkın yanında zulmün karşısındayız.

Bu cümle üzerinden kendimizi ihya stratejimizide inşa etmeliyiz.

İşte bu son görüşme ve ziyaretler kısaca şimdiye kadar olup bitenlerin belirisizliği bize bunu emrediyor.

HUDER KONGRESİ

Genel Başkanlığını yaptığım Hukuki Araştırmalar Derneğimizin (HUDER) 14. Olağan Genel Kurulu bugün gerçekleştirilecektir.

HUDER, artık büyük oranda teşkilatlanmasını tamamlamış bir STK olarak bundan sonra da yönetim sisteminin değişmesiyle birlikte daha aktif bir çalışmayla hayatını sürdürecektir. Mevzuatımız, adalet teşkilatımızın her birimi devlet yapımızın diğer organları da dahil uyumlu ve verimli çalışmasına katkıda bulunacaktır.Millet ve devlet kaynaşmasında yeni bir sivil toplum algısı ortaya koyacaktır. Araştırma ve ilmi çalışmalar bu dönemde daha fazla önemli olacaktır. Bu itibarla genel kurulumuzun hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.

GÜNÜN SÖZÜ

Başarıdan nasibi olmamışlar güveninilir bir aldatıcılıkla sade kendilerini sürdürürler.Güvenenleri de süründürürler.