Rafet El Roman: Başkanlık şarttı! - Magazin
21℃
İstanbul
28 Temmuz 2017
Gündeme dair ilginç açıklamalar...

Rafet El Roman: Başkanlık şarttı!

“Avrupa basını Türkiye’ye yönelik çok çirkin propaganda yapıyor” diyen şarkıcı Rafet El Roman konuştu: Başkanlık sistemine geçmemiz çok doğru bir karar oldu.

Magazin
Rafet El Roman: Başkanlık şarttı!

Akşam gazetesinden Tuba Kalçık'a konuşan ünlü sanatçı samimi itiraflarda bulundu...

Batı’da İslamofobi son yıllarda ciddi bir artış gösteriyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Avrupa’da İslam’a yönelik ne yazık ki olumsuz olaylar yaşanıyor. Avrupa basını özellikle son yıllarda Türkiye’ye yönelik çok çirkin propaganda yapıyor. Türkiye’nin diktatörlükle, baskıcı bir rejimle yönetildiğine dair haberler çıkıyor. Bunlar tamamen Türkiye’yi hedef alan haberler. Halbuki gerçek hiç böyle değil. Türkiye’nin iyi, güçlü ekonomiye sahip bir ülke olması onların işine gelmiyor. Avrupa’da ekonomi dalgalı bir süreç izlerken, Türk ekonomisi güçleniyor ve büyüyor. Bu durum da onların işine gelmiyor. Baktılar ki ülkemizin bütünlüğünü bozamıyorlar, şimdi de medyalarında Türkiye’yi karalamaya çalışıyor.

BÜYÜMEMİZ ENGELLENEMEZ

Türkiye hâlâ lokomatif ülke konumunda, büyümemize engel olamadılar. Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesi de ülkemizin geleceği açısından çok doğru bir karar. Güçlü bir ülke olmak için başkanlık sistemine geçmek gerekiyordu zaten. Önümüzdeki yıllarda Türkiye başkanlık sistemiyle istikrarlı biçimde yönetilirsek dünyanın en iyi 10 ekonomisi içinde yer alacağımızı düşünüyorum.

TÜRKİYE TAKDİRİ HAK EDİYOR

Orta Doğu da zor bir dönemden geçiyor. Bir sanatçı olarak bu tablo karşısında siz neler hissediyorsunuz?

Suriye Avrupa politikasının kurbanı oldu. Aynı şeyi bize de uygulamaya çalıştılar. Batı Türkiye’yi Suriyeleştirmek istedi ama başaramadı. Avrupa için Türkiye çok önemli bir coğrafya. Yıllardır Türkiye Batı’nın Doğu’ya olan köprüsüydü. 'Türkiye, tampon ülke kalsın, bizim duvarımız olsun' diye düşündüler. Yıllardır bu yüzden bizi AB’ye almadılar. Avrupa mültecilere yönelik de doğru bir politika izlemedi. Mültecilere en çok Türkiye sahip çıkıyor. Türkiye’yi burada herkesin takdir etmesi gerekiyor. AB, mülteciler için Türkiye’ye çok komik rakamlar önerdi. Ben Suriye’deki savaşın bittikten ve Suriye normale döndüğünde Türk ekonomisine de çok yararlı bir ortam çıkacak diye düşünüyorum.

BESTECİ YÖNÜMÜ GEÇ FARK ETTİM

Küçük yaşınızdan itibaren beste yapmaya başlamışsınız. Peki, ilk nasıl keşfettiniz bu yanınızı?

Küçük yaşlarımda sesimle ilgi odağı olduğumu fark ettim. 7 yaşına kadar dedemin yanında ufak bir köyde yaşadım. Bu süreçte köyün kahvesinde televizyondan müzik dinleme fırsatım oluyordu. Oradan öğredindiğim şarkıları da daha sonra söylüyordum. Bu durum köyümde herkesin ilgisini çekti. İlkokulda da öğretmenim de sesimin güzel olduğunu keşfetti. Daha o yaşlarda şarkıcı olmanın hayalini kuruyordum. İlk bestemi ise 16 yaşında yaptım. Besteci yönümü sesime göre daha geç fark ettim.

HÜKÜMETTEN BÜYÜK ADIM

Rafet El Roman: Son 10 yıldır hükümetimiz, Almanya’daki vatandaşlarımızın, Türk kültürünü devam ettirmesi için çok önemli adımlar attı.

Almanya’ya işçi olarak giden bir ailenin oğlusunuz. Bir göçmen olarak Almanya’da yaşamın zorluklarını bizimle paylaşır mısınız?

Benim en büyük zorluğum çocukluğumda Almanca bilmemem oldu. Müzikle uğraşmam da benim için büyük bir şanstı. Kültürel açıdan Almanya’da yaşamak beni zenginleştirdi. Vatan, toprak bayrak deyince Türk’üm ama iş disiplini konusunda Alman gibiyim. Almanya’ya göç eden Türkleri de üçe ayırmak lazım. Birinci nesil Türkiye’den nasıl gittilerse aynen öyle kaldılar. İkinci nesil de Almanya ile Türkiye arasında kaldılar. Üçüncü nesil ise çok iyi adapte oldu. Son 10 yıldır hükümetimiz, Almanya’daki vatandaşlarımızın, Türk kültürünü devam ettirmesi için çok önemli adımlar attı. Hükümetin izlediği bu politika sayesinde oradaki Türkler kendi diline, tarihine ve kültürüne yeniden sahip çıkmaya başladı. Bu anlamda hükümetin Türk vatandaşlarına yönelik izlediği bu politikayı çok doğru buluyorum. Nereye giderse gitsin Türklerin kendi vatanına, toprağına, diline, bayrağına sahip çıkması ve onu yaşatması çok önemli.

TAHA, BU SEKTÖRDE KALICI İŞLER YAPACAK

Genç yetenekleri müzik dünyasına da kazandıran bir sanatçısınız. Bu açıdan sizi Sezen Aksu’ya benzetiyorum. Nasıl keşfediyorsunuz genç isimleri?

Kader karşıma çıkarıyor aslında. Yoksa yetenek avcısı falan değilim. Önceleri konserlerimde karşıma çıkıyorlardı ya da bana çalışmalarını gönderiyorlardı. ‘Müzik Benim Hayatım’ isimli bir proje yaptık ve ülkenin dört bir yanından çalışmalarını gönderen gençlerin şarkılarını bir albümde topladık. Şimdi de Taha’nın albümüne destek oldum. Kendi tarzında çok özel bir çalışma yaptı. Taha’nın müzikte çok başarılı ve kalıcı işler yapacağını düşünüyorum.

Son olarak ‘Sen Olmazsan’ şarkısını Hülya Avşar’labirlikte söylediniz. Düetiniz çok beğenildi. Nasıldı
Hülya Avşar’la çalışmak?

Hülya ile çalışmak gerçektençok keyifli. Her şeyden önce çoksamimi, içten, çalışkan ve yaptığı işeçok saygılı birinsan.

ALMANYA’DA İLAHİLER OKUDUM

Evet. Almanya’da küçük bir kasabada yaşıyorduk. Oraya İslam Kültür Merkezi kuruldu. Kendi camimizi de kendimiz yaptık. Yalnız camimizin müezzini yoktu. Camimize müezzin gelene kadar sesim güzel olduğu için o görevi bana verdiler. Hatta müezzin gelince ezan okuyuşumu çok beğendi ve bana ilahiler öğretti. Hatta bir süre orada yaşayan Müslaman ailelerin mevlitlerine katılıp, ilahiler de okudum.

FARKLI KÜLTÜR SENTEZİ YAPTIM

Müziğe Almanya’da başlamanızı kariyeriniz açısından avantaj olarak görüyor musunuz?

Müzikte farklı bir çizgi yakalamamda Almanya’da yaşıyor olmamın büyük etkisi oldu. Çünkü İspanyolundan İtalyanına kadar çeşitli kültürden insanlarla müzik yaptım. Bu da benim farklı kültürlerden kendi sentezimi oluşturmamı ve bunu müziğime yansıtmamı sağladı. Müzikte farklılık yaratmak benim için çok önemliydi. Bunu da başardığımı düşünüyorum.

SİNEMADA OYNAMA HEVESİMİ YİTİRDİM

Müzik dışında sinema da sizin tutkunuz. Yakın zamanda sizi görebilecek miyiz beyazperdede?

Sinemada hevesimi yitirdim. Müzik hayatımın büyük bölümünü aldığı için sinemaya yeterince yer ayıramadım. 90’ların başında sinemaya hevesliydim, çok güzel klipler çekiyordum. O dönemde sinemaya tam olarak girseydim belki daha iyi olurdu. 90’lardan bugüne sinema ve dizi sektörü çok gelişti ve belli isimler de bu sektörde yerini aldı. Bu saaten sonra sinemaya girmek için yeterince heyecan duymuyorum. Teklifler geliyor ama şimdilik düşünmüyorum. Ancak çok iyi bir senaryo gelirse sinema filminde yer alabilirim.

90'LI YILLARDA MÜZİK DEVRİMİ YAŞANMIŞTI

80’lerdeki arabesk furyasından sonra 90’lardaki pop müzik sanatçıları bir anlamda müzikte devrim yaptık diyebiliriz. Sektörde daha sonraki müzik çalışmaları ise maalesef birbirinin tekrarı oldu. Yalnız son yıllarda müziğiyle farklılık yaratan bazı şarkıcılar da yok değil. Örneğin Kalben gibi, 90’larla günümüz müzik dünyasının arasındaki en büyük fark ise şarkıların vadesinin kısalması oldu. Eskiden kaliteli şarkıların ömrü çok daha uzun olurdu.