Ölenlerin adı yok ama onun adı var Emrah Serbes... Sonunda 't' yok...

Hande Alpaslan

Otobanda son hızla giderken orta şeritte giden bir araca arkadan vurup, üç kişilik bir aileyi yok ediyor, egosu yüksek bir adam. Büyük ihtimalle alkollü geçmiş direksiyona ama ‘içmedim’ diyor. Arabanın ortasında çerez tabağı..

Kaçmış ama delikanlı birisi olmasına karşın ‘kaçtım’ diyemiyor. Çünkü şoka girmiş kendisi. İtiraf diye yazdığı her satırın ego olduğu 200 metre uzaktan belli oluyor. Hızı 140’mış, arabanın farları yanmıyormuş.. Tesadüfe bak. Alkol de almamış, elinden geleni de yapmış kurtarmak için ama tam kurtarmak isterken çarpmış işte.

"112’yi arayın" da demiş. Daha ne yapsın adam? Ambulans geç gelmiş söylediğine göre, bence asıl suç ambulansta. Tribün arkadaşının suçu üzerine alması üzerine şoka girdiği için ‘ben yaptım’ da diyememiş.

Yeni bir şoka giren adam psikozu ile karşı karşıyayız.

Çok delikanlı bir yazar olduğu için olayın üzerinden günler geçtikten sonra “Suçun cezasından kaçabilirsin ama vicdanının azabından kaçamazsın” diye yüksek sansasyonlu bir edebiyat ile teslim olmaya karar vermiş. Tam bir edebiyat insanı zaten, şu durumda bile hâlâ kendini kurtarmak ve de kafiyeli mektuplar yazmak büyük başarı.

Kendisini cezaevi ortamına hazırlamak için birkaç gün psikiyatri kliniğinde yatmış. Şoka giren adamın planlarındaki ince ayrıntılara bakınız?

Kuaföre, masaja, hamama gitseydin, malum cezaevinde bu olanaklar sınırlı. Psikiyatri kliniğinde dinlenirken, kandaki bilmem ne maddeleri de azalmış mıdır?

Ne tesadüftür ki, itiraflarda onunla ilgili bir bilgi yok. İtiraf dediysek o kadar da değil. Savcılığa giderken de “Yere batsın Emrah Serbes, sonunda ‘t’ yok” demiş. Şekle bakar mısınız? Kendi adıyla meşgul "T" harfi bu hikayedeki en önemli ayrıntı çünkü...

Sen bir aileyi yok etmişsin, sus; mahkemede de yalan mı söylüyorsun, kafayı mı eğiyorsun, takım elbise giyip iyi hal indirimi mi alıyorsun ne istersen onu yap ama bu şov nedir?

“Emrah Serbes” deyip duruyor ama ölenlerin adı yok, onlardan söz etmiyor. Onlar için ancak ‘ölü’ diyebiliriz. Öldüren içinse "katil" demiyoruz, onun adı var çünkü: Emrah Serbes. Dikkat edin sonunda ‘t’ yok.

Arkadaşları da güzellemelere başladı.. Emrah şöyle Emrah böyle.. Biz neden bu tür adamları böyle tepelere çıkarıyoruz arkadaş?

Neden düzgün insanları sevemiyoruz? Gösterişsiz konuşanları duymuyoruz da, neden böyle beylik laflarla ego yapanların arkasına düşüyoruz?

Neden sahte insanların arkasında sıra olup, doğru düzgün insanları görmezden geliyoruz?

Neden sessiz sakin düşüncelerini açıklayanların sesini bile duymuyoruz? duygularını olduğu gibi anlatan bir duruluğa hiç kulak vermiyoruz? zırlamayı romantizm, bağırmayı da aksiyon sanıyoruz.

Neden güzel bir hikâyeyi ilgi çekici bulmuyoruz da içinde aldatmadan geçilmeyen ucuz senaryoları beğeniyoruz?

Neden doğal insanları değil de sahte kahramanları seviyoruz?

Neden gösterişe bu kadar meraklıyız? Neden doğru söyleyenleri duymuyor da, yalancıların sözlerini ciddiye alıyoruz?

Neden insanların ölümüne neden olduktan hemen sonra onların canını kurtarmak için değil de kendi kurtarmak için planlar yapanlara inanıyoruz?

Gezi’de falancaymış pardon. Siyasi olarak aynı görüşte olmanız bütün suçlarını görmezden gelmenizi neden sağlıyor??

"Solcu vicdanı" mı diyorsunuz siz şimdi buna...

Unutmayın; Bir kızın gülüşünü çalan da, çalanın arkasında duranlar da insan olamaz...

Bir trafik kazasında ölüyü diriyi geç, tüm insanlık değerlerini unutacak kadar şoka girmişse. Olabilir tabii…