O Türkiye'de yaşayan Amerikalı bir "ajan"... Neyin izini sürdüğünü Sayım Çınar'a anlattı! - Röportaj
26℃
İstanbul
26 Temmuz 2017
"Bu işi yapmaya başlayınca, hiç basit olmadığını gördüm"

O Türkiye'de yaşayan Amerikalı bir "yazar ajanı"... Neyin izini sürdüğünü Sayım Çınar'a anlattı!

Amy Spangler Amerikalı bir çevirmen ve edebiyat ajanı, uzun yıllardır Türkiye’de, Anatolialit adlı ajansıyla ülkemiz yazarlarını yurt dışında temsil ediyor, ülkemize önemli çeviri kitaplar getiriyor, önde gelen yayıncı ve ajansların kataloglarını temsil ediyor. Üstelik anadil düzeyinde Türkçe konuşuyor! Nazım Hikmet’in, Oğuz Atay'ın, Sevgi Soysal’ın yurt dışında okurunu bulmasını sağlayan, çevirileriyle çağdaş Türk edebiyatına önemli katkı sunan Spangler ile Sayım Çınar sektörü, gelecek projelerini konuştu.

Röportaj
O Türkiye'de yaşayan Amerikalı bir "yazar ajanı"... Neyin izini sürdüğünü Sayım Çınar'a anlattı!

Sayım Çınar / sayımcinar@gmail.com

- Türkiye’de yazar ajanslığı yapan bir isimsin. Sektörü nereden nereye geldi, nasıl görüyorsun?

Zaman içinde gelişti. Ajansım 11 yıldır aktif. İlk geldiğim zamanlarda Çitlembik Yayınları’nda çalışıyordum, çevirmenlik yapıyordum, sevdiğim yazarların kitaplarını çeviriyordum. Hevesim orada başladı, sevdiğim yazarları yabancı dilde görmek istedim. Yapmaya başlayınca ajanlığın bu kadar basit olmadığını gördüm, başlarda herkesin bu muazzam kitaplara ilgi duyacağını düşünmüştüm. Çok zorluk var. Yazarlara da anlatmamız gerek bunu, çeviri söz konusu olunca tüm dünyayla yarışıyorsun. Benimle görüşen editör tüm dünyadan kitapları dinliyor. Sivrilmek son derece zor. Büyük bir hevesle ve disiplinle çalışmak gerekiyor, biz de ekibimle bunu yapıyoruz.

wefewfe

* “AJAN OLMAK SÜREKLİ İNŞA ETMEK DEMEK.”

- Bir kitabın İngilizce'ye çevrilmesi diğer dillere çevrilmesini kolaylaştırıyor mu?

Tersi de geçerli ama İngilizce çeviri önemli tabii. Bir yabancı dilde okutma ihtimalin olması önemli, Die Welt’te yazısı çıkmış mesela çünkü Almancaya çevrilmiş, başka yayıncılara bunu gösterebiliyorsun. Sürekli inşa etmek gerekiyor.

- Sait Faik, Nazım Hikmet’i, Sevgi Sosyal, Oğuz Atay, Leyla Erbil. Çok önemli isimler var listende.

Klasikleri temsil ediyoruz evet, son bir iki senedir arttı ilgi. Klasiklere ilgi yükseliyor. Tanpınar’ın, Sabahattin Ali'nin ilgi çekmesi önemliydi başka yazarlara da yönelim olması için. Her yeni yazar, o dilin anlaşılmasını, o edebiyatın anlaşılmasını sağlıyor. Her bir kitap yayınlandığında tüm ajanların eli güçleniyor.

dewewf

- Türk yayın dünyasına da önemli kitaplar sağlıyorsun. Kitaplar öneriyorsun, temsil ettiğin önemli ajans ve yayınevleri var.

Katalogları bizde evet, biz pazarlıyoruz. Çok yönlü bir çalışma olmak zorunda. Yayıncıların arayışlarını bilmek zorundayız.

- Türkiye edebiyatına ilgi nasıldı Londra’da? Londra Kitap Fuarı yeni tamamlandı.

Çok güzel geçti. 8 kişilik bir ekibiz, 3 kişi katıldık fuara. Yayıncılarla ajanslarla görüştük, editörlerle görüştük. Doğrudan fuarda olan biten bir şey olmuyor aslında, ilişkileri güçlendiriyoruz orada. Asıl iş sonrasında.

fwefewf

* “ÇOK FAZLA YAZARLA ÇALIŞAMAZSIN BENİM GİBİ DÜŞÜNDÜĞÜNDE, BEN EDİTÖR VE ÇEVİRMEN GÖZÜYLE DE BAKIYORUM ESERE VE YAZARA.”

- Kimlerle çalışıyorsun?

Klasikleri saydım, Emrah Serbes, Alper Canıgüz, Ersan Üldes, Murat Gülsoy, Gaye Boralıoğlu, Barış Bıçakcı, Behçet Çelik gibi isimler var. Şişik bir listem yok. Yazarlara, eserlerine hakim olmak çok önemli. Birebir çalışmak çok önemli, kitabın her versiyonuna hakim olmak çok önemli. Bunu önemsiyorum. Çok fazla yazarla çalışamazsın benim gibi düşündüğünde, ben editör ve çevirmen gözüyle de bakıyorum esere ve yazara. Metin odaklı, editör çevirmen gözüyle bakıyorum. İçime sinmeyen kitapla çalışamıyorum.

- Çok ön planda olmayı tercih etmiyorsun.

Ön plana çıkmıyorum çok fazla doğru. Sevmem de çok zaten. Evimde oturup metinle uğraşmayı seviyorum.

dedewf

- Bologna geliyor. Çocuk kitapları için en önemli alan niteliğinde. Katılacak mı Anatolialit?

Evet katılıyoruz, Leipzig de geliyor. Okurlara yönelik bir fuar. Bol bol okuma var, ki sene önce katılmıştım. Methini çok duymuştum. Festival bütün şehri ele geçiriyor, en çok bunu seviyorum. Her barda, cafede okumalar var. Çok güzel, o ilgiyi görmek çok güzel. Çok meraklı herkes edebiyata, kitaba, sohbetlere, okumalara. Leipzig’deki amacım o okur atmosferini yaşamak. Keşke burada da olabilse böyle bir şey.

- Yayıncılık sektöründe büyük bir rekabet var. Açık arttırmalar olabiliyor bazı kitaplarda. Nasıl yönetiyorsunuz böyle süreçleri?

Birkaç yayınevinden talep gelebiliyor, tekliflerini alıyoruz ama her şey para değil. Son karar bize ait değil bu arada, bunu özellikle belirtelim. Adam kayırmak yok bizde. Doğru bilgi vermemizi önemsiyor yurtdışındaki ajans ve yayıncılar ve son kararlarını böylece veriyorlar. Pazarlama, PR, birçok soru soruyorlar ve öyle karar veriyorlar.

- Türkiye’de en çok karşılığını bulan kitaplar hangileri oldu temsil ettiğin?

Sapiens Kolektif Kitap’tan çok ses getirdi. NTV’nin yayınladığı Cahillikler Kitabı çok sattı yine.

fwefwe

* “KİMİ YAYINCILAR BAZI ÇİZGİLERİ AŞAMIYOR, BEYAZ VE ERKEK YAZAR BASIYORLAR.”

- "Hep Kitap" açıldı, önemli kitaplar çıkarıyor. Sen de çalışıyorsun bildiğim kadarıyla onlarla.

Bastıkları ikinci kitap bizden. Güzel çalışmalar yapıyorlar. Sektöre heyecan kattı Hep Kitap ve bu çok önemli. Açıklar, standart yayıncı gibi davranmıyorlar. Kimi yayıncılar bazı çizgileri aşamıyor, beyaz ve erkek yazar basıyorlar. Hep Kitap ise çok açık.

- Sektörü nasıl değerlendiriyorsun?

Temsil ettiğimiz yerler var ve çıkarlarını gözetmek zorundayız. En doğru kitabın en doğru yayınevine gitmesini sağlamak en önemlisi. Buradaki yayıncıları da iyi bilmek gerekiyor bunun için. Mütevazı bir ekibiz ama bir yandan da çok anlaşma yapıyoruz. Kitapçıya gidip sattığın kitapları görmek çok heyecan verici. Kendi kitabını rafta görmek gibi aslında. Okur kitlesine ulaşan kitapları belirliyorsun bir yandan, büyük bir sorumluluk bu.

- Bazı kitaplar yayıncı bulamayabiliyor. Bu durumda kişisel destekli yayınevleri giriyor devreye.

Doğrudan muhattap olmuyorum işim gereği ama tüm dünyada olan bir sistem bu. Editörlerin sorumlulukları çok fazla geleneksel yayıncılık yapan yayınevlerinde, her kitabı değerlendiremeyebiliyorlar. Arada da önemli kitaplar ıskalanabiliyor. Sonradan çok satan olan bu tarz çok kitap var.

dedef

- Yonca Eldener mesela ilk Cinius’tan çıktı, sonra da Altın Kitaplar’a geçti. Ajansların bu insanları keşfetmesi çok önemli.

Evet. Bir süzgeç gibi aslında tüm olay. Her birimiz önemli bir tarafını temsil ediyoruz tüm sürecin.

- Geldiğin noktayı nasıl değerlendiriyorsun?

Temsil ettiğim yazarlar var, daha çok dile çevrilmesini istiyorum, son yıllarda da iyiye gidiyor. İlgi yükseliyor. Klasiklere ilgi beni çok sevindiriyor. Mutluyum ve daha da iyiye gideceğine inanıyorum her şeyin.

- Arap okurlar klasikleri seviyor, bu ilgiyi nasıl değerlendiriyorsun?

Arap toplumları Türkiye’den çıkan her şeyi seviyor. Diziler izleniyor, tarihi kitaplar seviliyor. Kültüre yönelik bir ilgi var, kitap da sebepleniyor bundan tabii. Popüler kültürden girip popüler edebiyattan çıkabiliyor okurlar.

* “AZ GELİŞMİŞ ÜLKELERDEKİ ÇOCUKLARIN OKUMASI İÇİN BİR KOŞU YAPACAĞIZ, RUN TO READ!”

Son olarak, çok güzel bir proje var Frankfurt’ta, anlatır mısın?

15 yıldır bu piyasanın içindeyim. Bu piyasada çalışan insanların çoğu kitap seven, dert paylaştığımız insanlar. Kitap konuşmak satmak değil yalnızca, zaman içinde değerli dostluklarımız da oluştu. Bir vegan akşamı yapıyoruz mesela her yıl, tüm dünyadan yayıncılar, ajanslar bir araya geliyoruz. Bu geceyi planladığımız aynı arkadaşla Münih Maratonu’nda koşalım ve bunu bir amaç için yapalım dedik. Run to Read için koşuyoruz. Herkese açık. Yayıncılık adına güzel bir şey bu. Bağış toplayacağız. Kitap sayesinde bir araya geldik ama başka şeyler de yapıyoruz birlikte dediğim gibi. Türkiye’den katılmak isteyen yayıncılar bana haber verirse sevinirim. Duyurusunu yapmak, bağış toplamak için önemli. Az gelişmiş ülkelerdeki çocukların okumasını destekleyen bir olay bu. Frankfurt’un başlayacağı hafta maratondayız!