Numan Kurtulmuş turizm sektörünün nasıl ayakta kaldığını anlattı! - Seyahat
Büyük badireler nasıl atlatıldı?

Numan Kurtulmuş turizm sektörünün nasıl ayakta kaldığını anlattı!

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş'tan önemli açıklamalar...

Seyahat
Numan Kurtulmuş turizm sektörünün nasıl ayakta kaldığını anlattı!

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Bangladeş ziyaretinde mülteci kamplarını ziyaret etti ve Arakanlı Müslümanlarla bir araya geldi.

Sığınma kamplarında zor koşullarda yaşamaya çalışan Arakanlı mülteciler konusunu Bangladeş temasları sırasında sıklıkla gündeme getiren Bakan Numan Kurtulmuş, Bangladeş’in Myanmar sınırındaki Cox’s Bazar şehrinde Arakanlı Müslümanların yaşadığı kampları ziyaret etti.

WhatsApp_Image_2018-02-09_at_13.09.211

Sağlık Bakanlığı ile AFAD’ın kamp alanındaki Sahra Hastanesi, TİKA, Türk Kızılayı ve Diyanet Vakfı’nın ortak dağıtım noktası ile TİKA mutfağında incelemelerde bulunan Bakan Numan Kurtulmuş'un ziyareti sırasında çoğu zaman duygusal anlar da yaşandı.

Kurtulmuş ziyaretinde kendisine eşlik eden aralarında SuperHaber Genel Yayın Yönetmeni Cengiz Er'in de bulunduğu gazetecilere Türkiye'deki sıcak gelişmeler ve Bangladeş ziyaretine ilişkin önemli açıklamalar da yaptı.

İşte Kurtulmuş'un açıklamaları;

SORU: Türk turizminin önündeki en büyük tehlikeler nedir?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ - Şimdi geçtiğimiz 2016-2017 iki yıl Türkiye için çok önemli bir test dönemiydi dayanıklılık testiydi. Yani bir ülkenin turizm bakımından başına gelebilecek büyük felaketlerin hepsi bu 2-3 yıllık süre içerisinde oldu.

Muazzam bir terör tehdidiyle karşı karşıya kaldık. DEAŞ’ın, PKK’nın saldırıları oldu. Rus uçağı düşürüldü. 15 Temmuz darbe teşebbüsü oldu. Sadece o teşebbüsün yapıldığı akşamdan ibaret bir şey değildi, o darbeden sonra da Türkiye’ye olumsuz şekilde etki eden olağanüstü kapsamlı bir algı operasyonu yürütüldü halen de yürütülmeye devam ediliyor. Bir dördüncü faktör de Avrupa’daki geçtiğimiz 1,5 yıl içerisinde yaşadığımız seçimdi. Seçimlerin ana ekseni yabancı düşmanlığı üzerine oturdu, İslam karşıtlığı üzerine oturdu özellikle göçmen sorunu bazı aşırı sağ partiler tarafından büyütülerek neredeyse Avrupa’daki bütün seçimlerin ana konusu haline getirildi. Bunun somuta indirgenmiş şekli de Türkiye düşmanlığı ve Erdoğan düşmanlığı oldu.

Şimdi bütün bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman Türkiye turizminin çökmesi ve bir daha kolay kolay da ayağa kalkmaması gerekirdi veya öyle bir sonuç beklenebilirdi. Kısa bir süre içerisinde bu kadar olumsuz aktörlerin tamamından bir şekilde Türkiye sıyrılmış oldu. Şimdi önümüzde ne yapacağımızı biliyoruz.

1-3 Kasım tarihleri arasında 2017’de düzenlediğimiz Turizm Şurasında mükemmel bir şura oldu. Buradan ortaya çıkan stratejik adımları tespit ettik ve birkaç temel noktada odaklandık. Bunlardan birisi sizin söylediğiniz bu tehlikeyi de aşabilmek için Türkiye’nin ürün çeşitlendirmesini yaptık, yani sadece deniz, güneş, kum değil. Türkiye’de kongre turizmi, spor turizmi, inanç turizmi, tarih ve kültürel turizm, yayla turizmi ve özellikle de sağlık turizmi gastronomi gibi alanlarda ürünlerimizi çeşitlendirerek Türkiye’nin çok farklı bölgelerinin, çok farklı ürünlerinin tanıtılması. Böylece turizm gelirinin kişi başına turist başına düşen harcamayı arttıracak şekilde ürünlerimizi çeşitlendirebiliriz.

Bizim 2023 hedefimiz 50 milyon turist ve 50 milyar dolar turizm geliri, yani kişi başı 1000 dolar. Şu anda yaklaşık 680 dolar civarında. İkincisi ise turizmde yeni kapıları açmak mecburiyetindeyiz. Sadece bu sene 2017 yılı sonu itibariyle Avrupa’daki geleneksel pazarlarımıza geri döndük orada işte mesela 4,5 milyonu aşkın Rus turist, 3,5 milyonu aşkın Alman turist geldi, İngilizler aynı şekilde. Ama bizim bu pazarlarımızın yanında özellikle Uzakdoğu Asya’yı yeni pazarlarımız olarak geliştirmek mecburiyetimiz var. Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya, Endonezya ve Malezya bu 6 ülkenin toplamı yaklaşık dünya nüfusunun yarısı. Ve o ülkelerin hemen hemen hepsinde çok yeni, çok canlı ve muazzam bir harcama kapasitesi var. Bunların bir şekilde Türkiye’ye doğru çekilmesi için gayret sarf ediyoruz. Bu iki ana stratejiye ilave olarak turizmi ve kültürü, İslam karşıtlığı ve Türkiye düşmanlığının önlenmesi için de yumuşak gücümüzü en önemli stratejik araç olarak kullanmayı hedefliyoruz. Bunun için kültür haftaları, bizim kültürümüzü tanıttığımız, yurt dışında yaptığımız etkinliklerle inşallah bu süreci aşacağız. Amacımız kişi başına 1000 dolarlık bir harcamaya ulaşmak ve Türkiye’ye dünyanın dört bir tarafından turisttin geldiği bir ülke haline getirmek.

SORU- Burada belki de en çok düşünmemiz gereken şey Suriye üzerinde çok ciddi bir operasyona girmiş durumda olan Türkiye. Fırat Kalkanı’ndan sonra ikinci Afrin operasyonu, belki arkasından Münbiç’le Fırat’ın doğusu operasyonları devam edecek. Ama enteresan şekilde bunun hem turizm olarak turizm geliri olarak Türkiye’ye yansıması hem de Türkiye’nin ekonomisinde herhangi bir farklı etkiye yol açmadı. Tam tersi piyasada rahatlama var ve hiçbir şekilde düşme yok, sanki çok kontrollü yürüyen bir süreç var. Bu sürecin turizmimizi ve geliri etkileyeceğini düşünüyor musunuz?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Göstergeler etkilenmeyeceği yönünde. İşte İstanbul’da EMITT Fuarı vardı orada yurt dışından gelen yabancı misafirlerimizden de aldığımız bilgiler şu yönde: Mesela Alman Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı “Almanya’daki 2018 yılı erken rezervasyonları geçen yıla göre yüzde 70 arttı” dedi bu çok güzel bir gösterge.

Rusya, Ukrayna, İngiltere vesaire baktığınız an yüzde 40, yüzde 50, yüzde 60 artan ülkeler var demek ki, biz bu yıl için 2018 yılı için yaklaşık 38 milyon civarında bir turisti bekleyebiliriz ve bu anlamda da 30 milyar dolar civarında da turizm geliri elde edebiliriz. Zeytin Dalı Harekatı turizmi hiçbir şekilde olumsuz etkilemeyecek. İnşallah kısa süre içerisinde hedeflerimize ulaşır. Türkiye’nin güvenliğini temin etmemiz gerekiyor, bu turizm açısından da önemli. Ekonomiye de zaten dediğiniz gibi hiçbir şekilde olumsuz etkilemiyor. Hiçbir şey yok gibi borsalar, döviz vesaire devam ediyor.

SORU- Aslında sizin asıl alanınız ekonomi bunu biliyoruz, ama yani hem operasyondasınız bir savaş süreci gibi bir süreç yürüyor. Terör endişesine karşı bunu yapıyor Türkiye. Ama bir taraftan borsa tarihi rekorunu kırıyor, geliriniz yükseliyor, milli gelir artıyor, turist sayısında düşme yok, herhangi bir potansiyel beklediğiniz hiçbir alanda gerileme yok bunu neye bağlıyorsunuz?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Yani şimdi tabi dediğim gibi Türkiye aslında olumsuz algı operasyonuyla yeni karşılaşmıyor. Türkiye, Gezi olaylarından itibaren fevkalade ciddi ve son derece ağır bir negatif algı operasyonuyla karşı karşıya. Ve çok şükür bir şekilde bunları dünya ölçeğinde durdurabilmeyi başarıyoruz.

Dünya ekonomisinde duraksamanın yaşandığı bir dönemde Türkiye ekonomisi gelişiyor, büyüyor ve istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor, bunu hesap bilen herkes görüyor. Ama hesabı ihmal edip algı üzerinden konuşmak isteyen de bir şey söylüyor onu biz de somut delillerimizle, somut göstergelerimizle bir şekilde önlüyoruz, frenliyoruz. Dolayısıyla, Türkiye bu süreçle yeni karşılaşmadı burada algıyı yönetme, algıyla karşı karşıya kaldık onu tersine çevirme konusunda da belli bir tecrübemiz yeterli mi? Değil. Daha fazla bunun yolu Türkiye’nin uluslararası bütün platformlarda görülmesidir. Yani ben de açıkçası bu Bakanlığa geldiğim günden itibaren bunu yapmaya gayret ediyorum.

Türkiye bu anlamda mesela bu yıl Çin’de bir Türkiye yılı düzenliyor yıl boyunca süren etkinliklerimiz var. Kastamonu Türk dünyası kültür başkenti oldu bütün yıl boyunca bütün Türk dünyasında adı duyulacak. Yine aynı şekilde Troya Yılı üzerinden çok ciddi bir imaj oluşturulması için gayret sarf ediliyor. Herhalde yıl boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde çok sayıda fuara Türkiye olarak katılıyoruz. Bunlar önemli şeyler. Yine bu uluslararası platformlarda görünmemizin sonucu olarak örnek olarak söylüyorum mesela Maskat’ta Birleşmiş Milletler Turizm Örgütüyle Dünya Turizm Örgütüyle UNESCO’nun yıllık ortak toplantıları var bu ortak toplantıların 2018’de Türkiye’ye getirilmesi için mücadele ettik ve Türkiye’de olacak 2018’de. Yani bizim her platform bütün uluslararası platformları kullanmamız lazım. Türkiye’nin UNESCO’nun geçtiğimiz yıl içerisinde Dünya Yürütme Komitesine seçilmiş olması büyük bir başarıdır böyle bir ortamda, yani hem Türkiye hakkında bu kadar olumsuz birileri bir şeyler yapmaya çalışıyor bir taraftan da Türkiye kendi varlığını her yerde Avrupa’da, Latin Amerika’da, Asya’da bunu hissettirmeye çalışıyor. Dolayısıyla, rakamlar da ortada, Türkiye’nin geldiği nokta da ortada. Bu bir mücadele yani en az özellikle hem Fırat Kalkanında yaşadığımız şey oydu hem de Afrin Operasyonu dolayısıyla sahada verdiğimiz askeri mücadeleyi güvenlik mücadelesi kadar bir de algı mücadelesi yapıyoruz, bunun da ciddi bir şekilde sürdürülmesi gerek.
SORU- Sizin de katılmış olduğunuz Dakka’daki İslam İşbirliği Teşkilatı Turizm Bakanlığı Toplantısı nasıl geçti? İslam ülkelerinin turizme bakış açısı nasıl? İslam ülkelerinin bir vizyonu var mı?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Yani şimdi tabi turizm konusu İslam ülkelerinin çoğu için maalesef yeni bir konu ve dünyadaki turizm sektörüne baktığımız zaman en hızlı büyüyen sektörlerden birisi. Ve önümüzdeki 10 yıl boyunca turizm sektörünün dünyada yüzde 10 ortalama büyüyeceği tahmin ediliyor. Buna mukabil İslam ülkeleri, İslam İşbirliği Teşkilatına üye ülkeler bağlamında yüzde 6,5 civarında bir büyüme sağlanıyor, yani dünyadaki turizmdeki büyümenin oldukça altında bir rakama sahibiz. Türkiye olarak hem turizmdeki insan gücü potansiyelimiz hem altyapıdaki gücümüz hem de dünyanın bu anlamda hizmet kalitesi bakımından en üst düzey imkanlarına sahip olan bir ülke olmamız dolayısıyla herkesin gıptayla izlediği bir ülke. Türkiye’den bir şeyler öğrenmek istiyorlar, yaptığımız ikili görüşmelerde zaten bir kısmına da bunu sağlıyoruz. Turizm alanında özellikle eğitim alma bakımından talepleri var ve onlara bu konuda destek vermemizi istiyorlar. Biz de bizden kim destek talep ederse İslam İşbirliği Üyesi ülkeler arasında onların hepsine bu desteği verebilecek durumdayız. Zaten kısmen de bunu isteyen ülkelere sağlıyoruz.

SORU- Ülkeler kendi arasında iş birliği anlamında da ciddi bir ivme yakalanmış değil.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Biz bunun için bu iş birliği anlaşmaları hem kültür de hem turizmde iş birliği anlaşmaları hazırlıyoruz bunlar zaten elimizde belli ana başlıklarıyla var. Ülkelere göre bunu da revize ederek süratle ikili anlaşmalarda eksik olan ülkelerle tamamlamaya gayret ediyoruz mesela Bangladeş’te böyle bir anlaşmamız yoktu buna çalışacağız. Gambiya’yla böyle bir anlaşmamız yoktu onlarla da bunları yapacağız. Böylece inşallah bir katkımız, bir faydamız olacak. Bu geçtiğimiz yılla ilgili iki tane güzel demeç verildi bunlardan birisi Yunanistan’ın Turizm Bakanı Sayın Kuntura “Türkler tekrar turizm alanında küresel piyasalara büyük bir rekabetçi güç olarak geri döndüler “dedi. Taleb Rifai bir önceki dönem Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütünün Başkanı. O da dedi ki, “Hiç kimse Türkiye’den bu kadar hızlı bir süre içerisinde sorunlarını aşıp turizmi yeniden büyük bir güç olarak görmesini beklemiyordu tebrik ediyoruz” bunlar gibi Türkiye’deki bu gelişmeyi övücü sözler söylediler. İnşallah yani ilerlemeye devam ederiz.

SORU- Sektörün düzenleyicisi olarak sizler koordinasyonu yapıyorsunuz. Özel sektördeki paydaşlarınız var yani, onların sektöre katkısı nedir? Çünkü birtakım şeyler gördüm. Başaran Bey’in tehdide varan bir konuşmasını okudum Bu kavgalar turizmi etkiliyor mu?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Şimdi aslında ben Bakanlığa geldikten sonra çok güzel bir şey oldu ve 15 senedir olmamış 3. Turizm Şûrası. Yani sektörün bütün bileşenlerinin büyük bir motivasyon kazandığı bir şûra oldu. İşte seyahat acenteleri, otelciler, turizm yatırımcıları bizim turizmle ilgili bütün kamu kurum ve kuruluşları 13 farklı komisyonda çalışmalar yapıldı. Hatta ilk sefer turizmle ilgili 9 bakan arkadaşımız bir Bakanlar toplantısıyla geldiler ve sektörün talepleri de daha önce aldığımız taleplerini onlara cevaplandırdılar çok güzel bir diyalog oldu. Şu anlamda büyük bir motivasyon var, yani biz de açıkçası TÜRSAB' seçimleri kendi seyrinde olacak.

Biz ona Bakanlık olarak karışmayız, müdahil olmayız. Ama gönlümüz şunu arzu ederdi: Eğer sektör bu kadar büyük bir motivasyon sağlamışken, kazanmışken bunu dağıtmayacak bir şekilde keşke ortak bir listeyle, ortak bir iradeyle bu seçimler tamamlanabilse…

SORU- Bu yüzden mi seçimler 6 ay ertelendi?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Yok yok şimdi Şubat’ın sonunda yapılıyor.

SORU- Tarihi eser kaçakçılığı ve kaçırılan eserlerin yeniden getirilme konusu çok konuşuluyor. Sizin bu konuyla da ilgili bakış açınız nedir?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Yani ben açık söyleyeyim uluslararası tarihi eser kaçakçılığını küresel terörizm tehdidinden ayrı görmüyorum, ikisi de insanlığa karşı işlenmiş suçtur. Suriye’deki yıkılan bu tarihi canım şehirleri, Musul’daki, Kerkük’teki, Irak’taki tarihi şehirleri görüyoruz. Ama adımız kadar eminiz ki birkaç sene sonra buralarda dağıldığını, parçalandığını zannettiğimiz birçok eser Batı’daki koca koca müzelerde sergilenmeye başlanacaktır. Yine buralardan o Bağdat’ın, Halep’in, Şam’ın canım kütüphanelerinden kaçırılmış olan tarihi eserler, el yazması eserler ya da işte milattan önce veya 2000’li yıllardan kalma muazzam tarihi eserler bir yerlerde karşımıza çıkacak.
Burada erkesin samimi olması lazım. Yani biz eğer tarihi eser kaçakçılığına hep beraber uluslararası camia olarak karşı çıkmazsak, hırsızlık malının alıcısı olursa Türkçe’si, bunu çalıp bunu bir uluslararası mafyatik örgütlenmeler üzerinden ülkelerden kaçırıp piyasalarda bunları pazarlayacak çok mafya örgütü bulunur. Dolayısıyla ben bunu açıkçası kültürün çalınması olarak görüyorum, sanatın çalınması olarak görüyorum, bir ülkenin tarihi mirasının çalınması olarak görüyorum. Çalan, bu hırsızlığı yapanlar kadar, en azından onlar kadar bu eserleri sergileyenlerin de büyük suçu, vebali olduğunu düşünüyorum.
Eğer bizim ülkelerimizden kaçırılmış eserleri Batıdaki müzelerden çekin, birçok müzenin birçok galerisi kapanmak mecburiyetinde kalır. Onun için Türkiye buna özel önem veriyor. Çok şükür bu sene şu anda 55’e düştü listede bekleyen, sırada bekleyen eserler, bunları da tek tek getireceğiz inşallah. Yurt dışında yakaladığımız bütün eserlerimizi getiriyoruz. En son 2400 yıl öncesine ait bir eseri, Edinburgh’ta yakaladığımız Karya bölgesinden kaçırılmış, altın tacı getirdik ve Ankara’daki Anadolu Medeniyetler Müzesi’ne getirdik. Erzurum’dan kaçırılmış, onun 4 bin yıla yakın bir geçmişi var, mükemmel bir bronz dağ keçisi heykeli, yani muhteşem eserler. Hatta onlara bakınca insan diyor ki, ya onlar mı daha gelişmiş, yoksa biz mi daha gelişmişiz? Bu çağın bile üstünde yapılmış şeyler. İşte yine Herakles Lahitinin getirilmesi bu yıl içerisinde önemli. Yine Londra’da, henüz getirmedik, ama sırada bekleyen Şeyh Hamdullah'ın oğlu Hattat Mustafa Dede'nin 16'ıncı yüzyılda nesih hatla yazdığı, Mushaf-ı Şerif, muhteşem bir eser. Pazartesi günü müzayedeye çıkacaktı, biz Cuma günü durdurttuk onu ve onu inşallah geriye getireceğiz. Bu konuda uğraşıyoruz.
Yani Türkiye’nin uluslararası alandaki iddiasına paralel bir şekilde bizim bu kültürel mirasımızı, varlıklarımızı geri döndürmek gibi bir çabamız var.

SORU- Arakan’da gördüğümüz manzara sizi de, bizi de, hepimizi çok etkileyen bir manzaraydı. Bize bu tabloyu bir özetlerseniz, burada Türkiye’nin çok iyi organize olduğu bir yapıyı da gördük, daha iyi şeyler yapılabilir belki, ama tabi sizi etkileyen şeyler, orada gördüğünüz tablo... Bundan sonra neler yapılabilir?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Bir kere, hakikaten çok yoksulluk gördük dünyanın birçok yerinde, çok çaresizlik gördük, çok zulme uğramış mazlum insanlarla karşılaştık. Ama bugün burada gördüğüm manzara hem zulmün boyutlarını anlamak bakımından, hem bu çaresizliği, bu fakr-u zarureti görmek bakımından açıkçası sarsıcı, öğretici, terbiye edici bir noktadaydı.

Önce şunu söylemek lazım: İşte insanları gördük, konuştuk, gittiğimiz çadırdaki yaşlı insanlar, genç insanlar, birisi diyor ki, etrafımızdaki 7 köyü yaktılar, biz de kaçmak durumunda kaldık. İşte medrese imamı olan babamı vurdular gözümün önünde diyor, 5 dakika bile müsaade etmediler, hep beraber köyden kaçmak durumunda kaldık. Bir başkası diyor ki, askerler geldi köyümüzü bastı, işte çocukları, gençleri öldürdü, arkamıza bakmadan canımızı kurtardık. Yaşlı bir teyze, hakikaten onun söylediklerine dayanmak mümkün değil.

SORU- Bir kadın size fotoğraf gösterdi bu sizi duygulandırdı. Bunu anlatır mısınız?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Fotoğraf gösterdi. Oğlunun kafasını parçalayarak, yani beyni dağılmış fotoğrafını gösterdi, şehit ediyorlar. İki tane yetim kalmış kucağında yetim. Ve muazzam bir zulüm, göz önünde bir zulüm İşlenmiş, yıllardır da, on yıllardır da işlenmeye devam ediyor.
O gün şunu bir kere daha gördük ki; Arakan meselesinin üstü örtülemez, örtülmemelidir. Burada bütün Müslümanlara sorumluluk düşüyor, bütün uluslararası camiaya sorumluluk düşüyor. Yani bugün sadece bu insanların yaşadıkları zulümleri dinlemek, birçok belki insan bunları dinliyor, bu yeterli değil, bu zulümlerin uluslararası alanda ifşa edilmesi, hesabının sorulması için de elimizden geleni yapmak mecburiyetindeyiz. Ama maalesef çok açık söyleyeyim, bugün gördüğümüz, dinlediğimiz o zulümleri yapanlar kadar o zulme seyirci kalanlar da suçludur. Bu öğrenilmiş çaresizliği, fakr-u zarureti, yoksulluğu, ümitsizliği, geleceğinin, insanların mahvolmuş olduğu bu kamplarda yaşayan sefaleti bu noktaya getirenler kadar buna seyirci kalan, buna duyarsız kalanlar da sorumludur.

Dolayısıyla Arakan meselesi yeni bir dünya sistemi kurulması arayışımızı dile getirmemiz için bizim üzerimize vacip olan önemli bir sorumluluk alanıdır. Yani dünyada elinde gücü bulunduranlar mazlum milletler üzerinden güç savaşı vermeye devam ederlerse Arakan benzeri başka birçok yer karşımıza çıkacak ya da Arakan’daki zulmü sona erdirmemiz mümkün olmayacak. Zaten Müslümanların çoğu şu anda oradan ayılıp işte bugün gördüğümüz, belki de görece olarak daha iyi taraflarını gördüğümüz bu kamplardaki sefaleti yaşıyorlar, ama 1 milyona yakın Arakanlı memleketinden ayrılmış durumda şu anda.

Şimdi dolayısıyla burada siyasi bir sorumluluk var. Yani bu çaresizliklerini, yoksulluklarını giderebilmek için bütün gücümüzle Türkiye’nin kurum ve kuruluşları olarak, hem devlet kuruluşları, hem sivil toplum kuruluşları olarak gayret sarf ediyoruz, ama sonuçta siyaseten bu ve benzeri durumların önlenebilmesi, bu örneklerden hareket ederek Arakan’ın her uluslararası platformda dile getirilerek Birleşmiş Milletler’in gündeminden bir şekilde düşürülmemesini temin etmemiz lazım.

SORU- Zannediyorum şöyle bir tablo da görmedik: Son birkaç aydır özellikle hem Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, hem de Başbakanın, hem de siz bakanların her platformda, uluslararası platformda Arakan’ı dile getirilmesi, hatta Kudüs’le birlikte eşdeğer tutarak gündeme getirilmesi zannediyorum duyarlılığı daha da arttırmış durumda. Burada hem böyle bir uyanış var, Türkiye’nin üzerine başka bir sorumluluk verilmiş durumda, çünkü orada herkes Türkiye diye bağırıyor. Yani sizi gördüklerinde de söyledikleri ilk slogan “Türkiye.”

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- ‘Türkiye Türkiye’ diye bağırdılar, ne güzel.

SORU- Bir ikincisi de, sanki Bangladeş yönetiminin de bu konuya biraz farklı barışı var, yani onlarla ilgili bir adım atmak istemiyor, bir endişesi mi var, bir korkusu mu var? Çözüm için aslında Bangladeş bizim için önemli bir faktör ama, sanki meseleye yanaşmıyor gibi bir durumu var.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Dünkü toplantı sırasında diğer bakanlarla birlikte Bangladeş’in Başbakanı Sayın Hasina’ya da ifade etmek imkanını bulduk, yani biz Türkiye olarak bu yardımların daha düzenli yapılabilmesi için her türlü imkanı seferber etmeye hazırız. Hatta Bangladeş’teki Arakanlılara herhangi bir şekilde iş imkanı sağlanırsa bunların önemli bir kısmını da Türkiye olarak biz sivil toplum üzerinden desteklemeye hazır olduğumuzu ifade ettik.
Ayrıca bize gösterilecek farklı sayıda kamp alanlarında Türkiye’nin kamp yapmak için imkanlarını seferber etmeye hazır olduğunu gördüm. Tabi Bangladeş zaten 1 milyon ilave bir mülteciyle karşı karşıya kalmak zaten oldukça yoksul bir kitleye sahip olan ve kendi içerisinde bu yoksulluk sorununu çözememiş olan Bangladeş’e de ciddi bir yük getiriyor. Bunun siyasi olarak da çok fazla herhalde üstlerine almak istemiyorlar. Ama biz Türkiye olarak buna hazır olduğumuzu ifade ettik, bize nerede alanlar gösterirlerse orada Türkiye’nin sivil toplum kuruluşları kampları yapacaktır. Hatta işadamı arkadaşlarımız burada kurulacak olan fabrikalarda çalışacak olanların en azından maaşlarının bir kısmını karşılamaya hazır olduklarını ifade etmişlerdi, bunları da kendilerine söyledik.
SORU- Peki yaklaşımlarını nasıl buldunuz?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Bir tedirginlik var, bir ürkme var, bunun getirmiş olduğu bir kısıtlamanın da olduğunu görüyoruz. Bir yerde de tabi Myanmar Hükümetiyle anlaşarak buradaki Arakanlıların geri gönderilmesiyle ilgili bir çalışma içerisindeler, yani onlar memleketlerine geri dönsün diye. Dolayısıyla anladığım kadarıyla Bangladeş toprağında Myanmarlıların, Arakanlıların çok yerleşik hale gelmesini istemiyorlar, böyle bir tarz var.

SORU- Bangladeş’in dışında başka bir yere taşınma noktasında da izin vermiyorlar.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Şimdi kendilerinin bir ada projesinden bahsetti, buradaki mültecileri adaya yerleştirecekler, bu çok makul ve uygulanabilir bir şey olarak görünmüyor. Yani böyle bir tedirginlik içerisindeler…

SORU- Daha çok tecrit anlamına gelir.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Daha çok tecrit anlamına gelir, tabi.

SORU- Yani özellikle yetimlerin, yaşlıların, bakıma muhtaç insanlar çok fazla, onların belki başka ülkelere taşınıp daha iyi şartlardan barınması, onlara daha iyi imkanlar sağlanması açısından da bir teklifimiz oldu zannediyorum.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Yani şimdi siyasi yanın ötesinde şunu da çok görmekten büyük memnuniyet duydum Allah için: Bizim işte Türk Kızılay’ı, AFAD, Türkiye Diyanet Vakfı, İHH ve benzeri sivil toplum kuruluşları son derece profesyonel bir şekilde sahada çalışıyorlar ve büyük bir ruhla, yani çok zor şartlarda o insanlara yardım ulaştırıyorlar.

SORU- Koordinasyonları da çok iyi.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Yani bütün arkadaşlarımızı tebrik ediyorum, bütün bu konuların hepsini tebriklerimi, takdirlerimi ifade ediyorum, Türkiye’nin yüz akı kuruluşu olarak burada faaliyet gösteriyorlar.
Ama bu ve benzeri kuruluşlarımızın belki daha yukarıdan bir koordinasyonla herkes sahada yapacakları işleri iş bölümü içerisinde, görev bölümü içerisinde yapmaları ve bu anlamda da belki buradaki, mesela yetim çocukların getirilerek Türkiye’de bunların bir şekilde eğitimlerinin sağlanması, bunların daha iyi hayata adapte edilmesi gibi projeler üretilmesi gerekiyor.
Ayrıca bir başka önemli mesele de, bu kaplardaki çocukları gördük, şimdi bunların eğitim meselesi var, yani sıfır eğitim. Bu eğitimlerin yapılabilmesi için de Türkiye olarak biz Suriyelilerden elde ettiğimiz tecrübeyle de bu Arakanlı Müslümanların meselelerinin hafifletilmesine destek olabiliriz. Bunların hepsi, her konuda hazırlıklı olduğumuzu buradaki Bangladeş Hükümetiyle paylaştık.

SORU- Çok kısa sürede çözüleceğine inanıyor musunuz?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Çok zor, çok ağır bir tablo. Yani onun için işin siyasi kısmını sürekli olarak diri tutulması lazım, sürekli olarak çözüm üretilmesi lazım, sivil toplum kuruluşlarımızın da bu anlamda gerçekten çok ciddi bir şekilde bu ilgiyi artarak sürdürmesi gerekir diye düşünüyorum.
SORU- Size bu seyahatten sonra ‘Arakanlılar ve Arakan eşittir’ dediklerinde durumu nasıl ifade edersiniz?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Vallahi Rabbimiz Allah’tır dedikleri için bunca zulme uğramış olan bir avuç Müslüman, sanki İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun çaresizliğinin bedelini ödeyen bir toplum gibi, aynen Filistin’de bir avuç Filistinlinin dünyanın gözü önünde Filistin davasını savunurken neredeyse tek başlarına savunmak mecburiyetinde oldukları gibi Arakanlılar da, kolay değil, zaten yoksulluk içerisinde memleketlerinde de olan insanlar sadece Rabbimiz Allah’tır dedikleri için bu zulme uğramışlar. Ben bu Arakanlı Müslümanların -kendilerine de ifade ettim- sanki Hazreti Peygamberin Mekke’nin zulmünden kurtulmak için yaptığı hicret gibi ona benzer bir şekilde hicret etmiş, sırf Allah’a inandıkları ve tevhidi savundukları için bu zulme uğramış olan insanlar. İslam ümmeti Arakanlıları kendi gözbebekleri gibi korumak durumundadır.

SORU- Türkiye’de özellikle yabancıların anlayamadığı bir şey var, yurt dışında 140 ülkeye yakın zekat gönderiyorsunuz, yardım gönderiyorsunuz, yetimlerin başını okşuyorsunuz, 14- 15 milyar dolar da para harcıyorsunuz. Bunların anlaşılmamasını veya bilerek çarpıtılmasını nasıl yorumlamak lazım? Türkiye’nin sahada olmasından kaygıları mı var?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Şimdi biliyorsunuz Türkiye dış yardımlar konusunda gayrisafi milli hasılaya oranla dünya birincisidir, nominal para, nominal yardımlar bakımından hesapladığınız zaman da dünya ikincisidir.

Şimdi bu uluslararası camianın anlayamadığı şey şu: Yani biz paramız çok olduğu için, dünyanın çok zengin olan ülkelerinden birisi olduğumuz için, ya da sayısız petrol ve dolarlarımız bulunduğu için ya da başka emperyalist devletlerin yaptığı gibi başka taraflarda elde ettiğimiz zenginliklerle kasalarımız dolu olduğu için bu yardımları yapmıyoruz. Biz bu yardımları gönülden yapıyoruz, Allah rızası için yapıyoruz ve tarihten gelen sorumluluğumuzun bir gereği olarak yapıyoruz. Yani biz biliyoruz ki, Arakan’daki Müslüman kardeşlerimize zulmedildiği zaman bu bizim içimizi burkar, içimiz yanar. Aynen ecdadımızın Hint Yarı Kıtasında Uzak Doğu Asya’da zulme uğrayan Müslümanları, hatta Budistleri kurtarmak için geldiği Hint seferlerini hatırlarız, yani o dönemin şartlarında, o zor şartlarda Hint seferleri yapmışlar, gelmişler ve bunun karşılığında Batılıların yaptığı gibi, yani bir metre ipekli kumaş bile götürmemişler, bir kilo altın bile götürmemişler.

SORU- Bugün Arakanlılara bu zulmü reva gören Myanmar ülkesine, Birmanya’ya, Burma’ya gelip, şehit olan 2 bin tane askerimiz var.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NUMAN KURTULMUŞ- Tabi tabi. Yani dolayısıyla biz hem vicdani sorumluluğumuzun gereği, hem tarihin verdiği bir sorumluluk gereği buralardayız bunu böyle hissediyoruz milletimiz de böyle hissediyor Allah’a çok şükür.