Mevlüt Tezel'den Sayım Çınar'a ses getircek röportaj - Röportaj
21℃
İstanbul
23 Haziran 2017
"Dinozorların dünyasından kurtulmamız gerek!"

Mevlüt Tezel'den Sayım Çınar'a ses getirecek açıklamalar...

Sayım Çınar yıllardır basın dünyasının göbeğinde olan önemli bir isimle, Mevlüt Tezel’le keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu söyleşi, birilerini kızdıracak!

Röportaj
Mevlüt Tezel'den Sayım Çınar'a ses getirecek açıklamalar...

Sayım Çınar / sayimcinar@gmail.com

- Mevlüt Tezel deyince "Hürriyet Kelebek" ve "Hafta sonu" geliyor aklıma, şimdi de Sabah’taki haberlerin. Basında damga vurmuş isimlerden birisin benim için.

2009’da geldim Sabah’a. On bir yılım geçti Hürriyet’te. Köşe yazıyordum haftada bir. Bir gün iki güne çıktı, devamında ilerledi. Ancak Hürriyet’in farklı dinamikleri var. Bir şeyi iyi yapsan da, önüne bir takım şeyler çıkar. Daha ileriye gitmek istiyordum ve o noktada bir tıkanma oldu. Şirin Sever’den teklif geldi o dönem. Günaydın’dan. Şimdi ise Günaydın yayın yönetmeni Sinan Özedincik ile gayet güzel uyumlu çalışıyorum.

popdoof

“İNSAN İNANDIĞI ŞEYİ YAZAR”

- Günaydın’da pırıltılı yazılar yazıyorsun. Pop yazılarınla tanınıyorsun, gündemi oluşturuyorsun kimi zaman.

İnandığı şeyi yazar insan. Herkes hata yapar, ben de yapmışımdır mutlaka. Bulunduğun medya kurumu, çalıştığın insanlar, siyasi kesim tabii farklı değerlendirebilir kimi zaman. Bir rica oluyor kimi durumda, albüm çıkmış, yazı istiyor. Sipariş yazmak istemiyorsun, sonuçta da iyi bir yazı çıkmıyor. Her gazetenin bir yayın politikası, ilkeleri ve etik değerleri vardır. Yazarlar da çalıştığı gazetelerin kurallarına ilkelerine politikalarına uymak zorundadır diye düşünüyorum.

- Seninle birlikte çalışan birçok insan var. Müthiş bir değişim yaşanıyor medyada.

Zaman değişiyor. SİYAD üyesiyim, Hürriyet’ten arkadaşlarım var. İnsanların kendi doğruları var, o doğrudan bakıp seni değerlendiriyorlar. Ertuğrul Özkök mesela, her dönem farklı yazar. Türkiye böyledir zaten. Köşe yazarları çok değişken. Ahmet Hakan da öyle. Özellikle siyaset yazanlarda bunu görüyoruz. Dönemin şartlarına göre değişebiliyorlar. Magazin, lifestyle yazıyorum ama siyaset bizi bile etkiliyor. Ana işim neyse ki siyaset değil. İstediğim şeyi yazıyorum. İleriden belgesel yapacaklar bugüne bakacaklar, fiyaskoları görecekler. Etik ihlalleri çok konuşulacak. Bir yazar 28 Şubat’ı savunurken, şimdi "Türbanlı bacılarımıza neler yaptılar" diyebiliyor. Kemalist kesimde de aynı şeyi görüyoruz.

- Ronaldo röportajın ses getirdi. İyi bir baba olmayı konuştuğun kısım çok etkileyiciydi. Nasıl oldu röportaj?

Türk Telekom’un reklam yüzüydü. Onlar götürdüler. Çevirmen vardı yanımızda. Ronaldo gerçekten Ronaldo’ymuş, bunu gördüm. Daniel Craig’le, önemli birçok sanatçıyla röportaj yaptım zamanında. Menajerin elinde kronometre vardı. Süre bitince tamamlıyorlardı, uzatma yok. Gönül ister ki tabii daha uzun konuşsaydık ama süre o kadardı.

fekrjnreghhjj

“FUTBOL MASUMİYETİNİ KAYBETTİ”

- Türkiye liglerindeki oyuncuları yazıyorsun. Nasıl görünüyor bu sezon?

Çok zevksiz hale geliyor. Fenerbahçeliyim, zevk vermiyor bana. Futbolu futbol için izlemeyi unuttuk. Masumiyetini kaybetti futbol. Yayıncı ayağı da var. LigTv kültürü oluştu, kahvede izliyor maçı. Maça gitmiyorlar. Bu spor kültürü son derece sakıncalı. Tribün kültürü öldürüldü. Endüstriyel futbol dedikleri şeyde artık taraftar müşteri anlamına geliyor. Takımını destekleyen taraftar dışarıda kaldı artık yeni kültürde.

- Dizilerle ilgili de önemli yazılar kaleme alıyorsun. Haber saatleri de artık reytinge göre ölçülür oldu. Türkiye’deki reyting işlerini nasıl değerlendiriyorsun?

Reyting izleyiciyi ilgilendirmemeli. Medyadaki insanların, reklamverenlerin işi olmalı. Eskiden AB’de iki üniversite mezunu olmalıydı, şimdi maddi durum öncelikli. Eskisi gibi güzel diziler yayınlanmıyor bence.

- Edebiyatçılar yazıyor kimi zaman dizileri. Ve öylesine özensiz bir dil var ki. İnsan şaşırıyor.

Yazarsan ona göre yazmalısın. Tabii ki para kazanacaksın ama iki ayrı kişilik durumu sorunlu.

pop3

- Türkiye’de magazin kültür değişiyor bence. Edebiyat, müzik magazini de var artık. Nasıl değerlendiriyorsun?

Eskiye göre magazin gündemi çok farklı, eskiden daha çok malzeme vardı. Siyaset her yanda. Hepimiz çok politize olduk. Siyasi gündem gündelik hayata farklı girdi.

- Çok sorunlu magazinciler de var. Sen yükseltmeye çalışırken çıtayı, birileri ısrarla indiriyor.

Rollerini abartıyorlar. Bakış açısının değişmesi lazım. Hürriyet’te yeni nesil şarkıcılar dosyası vardı. Bakıyorsun, bu isimlerin çoğu haber olmuyor. Hala Bülent Ersoy, hala Gülben Ergen var. Oysa eskisi kadar takip edilmiyorlar bence. Muhabirlerde eskiden kalma alışkanlıkları var. Fazla insanın takip etmediği şeyi manşet yapıyoruz. Hande Yener, Demet Akalın manşetleri atıyoruz. Oysa başka bir şey var artık. Dünyada gençlik öne çıkarılıyor. Yeni isimleri daha fazla haber yapmamız gerekiyor bence. Sagopo Kajmer var mesela, haber olmuyor, ama müthiş takipçisi var. Genç nesile hitap etmek zorundayız. Yeni isimler bulmak zorundayız. Magazin dünyası dinozorlar dünyası.

“HER TELDEN ÇALARAK YAZMAK BİR TEK TÜRKİYE’DE VAR.”

- Yazarların kabalığını da kontrol etmesi gerekiyor. Öfkesini kontrol edemeyen çok yazar var, köşesini kraliyet alanı zannedenler var.

İnsanlara böyle alanlar açarsan devamında da bu olur. Dünyada bu yok. Her telden çalarak yazmak bir tek Türkiye’de var. Ve okunuyor. Yazılı basının ayakta kalmasının bir sebebi de bu.

grbrn

- Yazarların seyahat etmiyor olması da çok sorunlu bence. Dil bilmiyorlar, gezmiyorlar, sınırlı bir şekilde üretim yapıyorlar.

Toplumun her kesimine seslenmek gerek. Sipariş yazıları, hanut gezileri olunca istedikleri gibi yazılar çıkaramıyorlar. Bir etkinliğe gittim mesela, New York Times muhabiri gelmiş, uçak biletinin konaklamasının ödenmesini kabul etmemiş, istediğimi yazarım demiş. Biz sana fotoğraf veririz demişler, o kendi fotoğrafını çekmek istemiş. Duayenlerden kalan bir hanutçuluk var. Güney Koreli gazetecilerle bizim gazeteciler bu yönüyle çok benziyor diyorlar. Bültenleri alıp haber yapıyorlar. PR'cılık mı gazetecilik mi, buna karar vermek gerekiyor. Muhabirlikten gurur duymak yok, şeflik, baş olmak derdi var. Sınıf atlama derdiyle bu hale dönüyor gazetecilik. PR'cılık yapan şefler var, çok kötü bir yere gidiyoruz. Tabii gazetecinin de iyi para alması lazım bu durumlara düşmemesi için.

- İnternet medyası sence yazılı basını bitiriyor mu?

Her şeye rağmen yazılı basın iyi gidiyor. İnternet öldürüyor, gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor ama gerçek bu değil. Haber hala bizden çıkıyor, bizden yayınlanıyor.

pop

- Hürriyet’te kardeşin çalışıyor. Aranızda atışmalar, rekabet oluyor mu?

Birbirimizden çok güzel haber saklıyoruz. İşine aşık bir kardeşim var, Cenker Tezel. Gerçek bir muhabir emekçisi. Her gazeteye lazım öylesi bence. Basının böyle emekçi insanlara daha çok sahip çıkması lazım.