Kurtoğlu: Bunun adı para savaşıdır! SuperHaber- Özel - Röportaj
ABD ile vize krizi sürüyor…

Kurtoğlu: Bunun adı para savaşıdır! SuperHaber- Özel

Akademisyen Yazar Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu, ABD ile yaşanan vize krizine ilişkin SuperHaber’den Arzu Erdoğral’ın sorularını yanıtladı.

Röportaj
Kurtoğlu: Bunun adı para savaşıdır! SuperHaber- Özel

Akademisyen Yazar Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu, Amerika’da hiçbir gazetede, haber portalında hatta CNN International’de Türkiye’ye dair vize yasağının başladığına dair haberin çıkmadığına dikkat çekti. Clinton ekibine vurgu yapan Kurtoğlu, “açıkçası biz yaptık oldu demiş olabilirler” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE HER ADIMDA AMBARGOYLA MI KARŞILAŞACAK?

-Tarihte ABD-Türkiye ilişkilerine baktığımızda dünden bugüne gelinen son noktada ne söylemek gerekir?

Amerika’da dün Columbus günüydü. Amerika’da Cumartesi, Pazar, Pazartesi üniversiteler hariç hemen hemen her yer tatildi. Bu anlamda akla şu geliyor tabi; Acaba bu Türkiye’ye yönelik vize meselesinden Başkan Trump’ın ne kadar haberi var? İki kaynaktan bir bilgi ulaştı bana. Amerika’da hiç bir gazetede, haber portalında hatta CNN International’de Türkiye’ye dair vize yasağının, ambargosunun başlatıldığına dair hiçbir haber çıkmadı. Yaklaşık 30 milyar avro’luk yatırımı olan bir Alman şirketi CEO’su iş adamı olan Türk arkadaşım Alman gazetelerinde de bununla ilgili bir haber olmadığını söyledi. Buradan şöyle bir yoruma geçebiliriz; Dışişleri Bakanlığındaki CIA’deki küreselci bir grubun Trump’a rağmen bir operasyonu mu bu? Eğer bu işte Trump’ın da bilgisi var ise bunun bir adım ötesi ne? Türkiye’ye şu anda bazı Amerikan ve Alman şirketleri özellikle örtülü ambargo uyguluyorlar. Türkiye her adımda ambargo ile mı karşılaşacak? 1974 Kıbrıs barış harekatından sonra başımıza gelen yeniden mi tekrar edecek? Ama tabi ne olursa olsun bu kararı alan akıl bir defa aklını yemiş demektir. Niye derseniz; Bir tane Amerika değil üç Amerika var. Bu üç Amerika’dan birisi kayıtsız şartsız İsrail yanlısı ve Ortadoğu’ya daha çok bulaşalım diyen bir Amerika. Bir diğeri Amerika’nın içe kapanmasını söyleyen bir grup bunlar daha çok Amerikan milliyetçileri. Yine daha çok milliyetçi damarı ağır basan esas Amerika’nın rakibinin Çin ve Rusya ekseni olduğunu özellikle Çin’in olduğunu, küresel güçlerin artık Amerika’ya değil Çin liderliğinde bir dünyaya oynadıklarını bu anlamda Çin’e yönelik bir takım politikalar geliştirilmesi gerektiğini söyleyen üçüncü grup bulunuyor. İşte bu noktadaki Amerika’nın küresel çaptaki rakibi Çin’dir. Çin ile mücadeleyi düşünen bir Amerika’nın Türkiye’ye, Türklere yönelik vize ambargosunun arkasından gelecek bir ambargo aklını yemekten beterdir. Hatta bir Amerikalı gazetecinin bir deyimi vardır; “Aklını füzelere monte etmiş Amerikan zihniyeti” der. Bu o zaman füzelere bile monte etmemiş aklını nereye monte ettiği belli olmayan bir Amerikan kafasıdır. Çünkü yeni Çin-Amerikan mücadelesinde özellikle yüksek lisans ve doktora seviyesinde önümüzdeki 20 yılda Çin- Amerikan savaşının çıkacağı konuşulur. Bir Çin-Amerikan mücadelesinde Türkiye’yi ve Türk dünyasını arkasına alamayan özellikle İslam dünyasını arkasına alamayan Amerika’nın bu mücadeleden galip çıkması mümkün değildir. Onun için ben umarım ki bu vize meselesi tez elden rafa kaldırılır. İngiliz harbinden bu tarafa çok yoğun ilişkilerimizin olduğu, silah sistemlerimizden, dış-iç politikamızda, sanayimizde çok ciddi ağırlığı olan bir ülke. Öyle ise devletimizi yöneten Sayın Cumhurbaşkanımızdan başlayarak muhalefeti, askeriyle (sen vize koydun bende koydum elbette haklı yaptık bizde koyarız…) ama daha büyük restleşmelere girerek değil de daha diplomatik metotları kullanarak bu işi çözmek daha akıllıca Türkiye’nin menfaatine olandır.

TRUMP’I 13 EKİM’DEN SONRA DEĞERLENDİRMEK LAZIM

-Az önce Trump’a rağmen böyle bir girişim olabileceğinin ihtimaller arasında olabileceğinden bahsettiniz. Böyle bir ihtimali nasıl okumak gerekiyor?

Böyle bir ihtimali şöyle okuyabiliriz; Bugün Amerika’da Trump şunu bilecek kadar akıllıdır. Bizim özellikle liberal ve sol kökenli gazeteci arkadaşlarımızın söylediği gibi Trump aptal falan değil. Trump emlak sektöründe çok zor bir sektörde üç sefer batmış üç sefer çıkmış çok aklı başında çok zeki bir adam.

Böyle bir adamın üzerinde durduğu en önemli mesele, Amerika’yı ve dünya siyasetini kontrol etmek istiyorsanız FED’i mutlaka zapturapt altına almanız lazım. Amerikan Merkez Bankası gerek Amerikan politikasını, ekonomi ve siyasi politikalarına yönelik regülasyon ve deregülasyonlar küresel finansı etkiliyor. Finans ise dünya siyasetini etkiliyor. Onun için Trump doğrudan doğruya FED’e yönelmiş durumda. Nitekim CIA’in ve özellikle Rothshild ’lerin dünyadaki para trafiğini yönetenlerden en önemlilerinden biri Macar Musevisi Soros… Soros’u terörist ilan edecekti Trump ekibi. Bu konuda bir restleşmeye doğru gidildi. İsrail Merkez Bankası başkanlığını da yapmış olan IMF’nin görünmez başkanı 1943 Zambiya doğumlu Stanley Fischer bir ay önce istifa ettirildi ve istifası 13 Ekim’den itibaren geçerli olacak. Orada Fischer’in istifa ettirilmesi Trump ekibinin açıkçası 1-0 öne geçtiğini gösterir. Ancak Trump ekibi gerek Dışişleri Bakanlığında gerek Adalet Bakanlığında daha tam sisteme hakim değil. Ama Trump’ta biliyor ki öncelikle hakim olunması gereken yer FED... 13 Ekim’den sonra oraya yeni bir atama yapacak. Kontrol Trump’ın eline geçecek. Trump’ı asıl bundan sonra değerlendirmek lazım. Özelikle Türkiye’deki gerek Ankara gerek İstanbul, İzmir ve Adana’daki Amerikan misyonunun başındakiler genellikle küreselci yapıya, Clinton ekibine, Demokrat partiye yakın insanlardır. Açıkçası biz yaptık oldu demiş olabilirler. Amerika’dan Dışişleri Bakanlığı ya da Adalet Bakanlığı’ndan kendilerine yakın bir üst düzey bürokratın izniyle. O da “nasıl olsa ben gideceğim” diye böyle bir izni vermiş olabilir. Ama bunun için her halde bir hafta, 10 gün bekleyip söylemleri, uygulamaları görmek gerekiyor. Bunlar ihtimal dahilinde olan şeylerden birisi.

BİR ÇALIŞANDAN ÖTÜRÜ BÖYLE BİR KARAR ALINMASI NORMAL DEĞİL

-ABD Ankara Büyükelçisi Baas’ın yapmış olduğu açıklama çok enteresandı. ABD, çalışanlarının neden tutuklandığını tespit edememişler… Bu dış politika açısından nasıl bir bahanedir?

Türkiye’nin İdlip’e Rusya ve İran ile birlikte askeri müdahalede bulunması da vize kararlarının nedenlerinden biri. Türkiye milli güvenliği açısından Afrin’e müdahale etmek zorunda çünkü bugün baktığımızda özellikle İsrail’in Barzani ve PKK kantonlarında yeterli tahkimatı yok. Bu bölgede FETÖ’nün darbesine rağmen Türk kara kuvvetleri dünyanın en iyi beş ordusundan biridir. Bu Türkiye’nin güvenlik meselesi… PKK-PYD ve özellikle ABD’deki küreselci yapının bam telidir. Trump’ın böyle bir hadiseden haberi varsa bu bağlamda ikna edilerek Türkiye’ye bir ders verilmesi, burnunun sürtülmesi veyahut da ikaz edilmesi bağlamında bir yaptırım olabileceğini düşünüyorum. Yani Türk vatandaşı olan akşam ABD konsolosluğunda kalmayıp oradan çıkıp evine giden bir elemandan dolayı böyle bir karar almak çok aklı başında, normal bir davranış değil.

ALTINA DAHA ÇOK YATIRIM YAPMAK GEREKİYOR

-Vize krizi piyasaları nasıl etkiler?

Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde bir söz etmişti, bu kaynadı gitti. Demişti ki üç yıldır patinaj çekiyoruz. Bu anlamda özetle Sayın Cumhurbaşkanı’nın ekonomide bir kısım gerçeklerden özellikle Sayın Ali Babacan döneminde gerektiği gibi bilgilendirilmediğini düşünüyorum. Babacan döneminde Türk ekonomisi inşaata yöneldi. Türkiye’de 2 milyon adet satılık daire var. Ülkemizde inşaat lokomotifli büyüme durmuş vaziyette. Cumhurbaşkanımızın 3 yıldır patinaj çekiyoruz dediği aslında özellikle üretime yönlendirilmeyen, KOBİ’leri desteklemeyen bir ekonomik model bir yere kadar geldi geldi tıkandı. Bu noktada ben Türkiye’nin özellikle Sayın Cumhurbaşkanının KOBİ’leri destekleyen yeni (ki bu garanti kredi fonu bunlardan birisidir) destekler ile üretime ağırlık veren bir yapılanmaya doğru kaydırılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü inşaat meselesinde açıkçası denildi ki kara göründü. Yeni tedbirlere ihtiyaç var.

Döviz ne olur diye daha çok soruluyor. Tabi Türkiye’de dövizin ne olacağı ile ilgili şu sorunun cevabına bakmak lazım; Zaten Türkiye’nin yaklaşık 600 milyar dolarlık borç stokunun en önemli ayağı bu kısa vadeli borç yükü özellikle bugünlerde son taksitleri ödeniyor. Bu noktada bir miktar daha döviz gidebilir ama ben çok dramatik bir gidişata sebep olacağını düşünmüyorum. Ben 7 yıldır söylüyorum. Türkiye’nin milli güvenliği açısından ben yatırımcımıza dolar-avro değil altını tavsiye ediyorum. Çünkü biz tarihe de şöyle dönüp baktığımızda Osmanlı Türkiye’sinin işgal edildiğinde Osmanlı Bankası milli mücadeleye tabiri caiz ise zırnık para vermediği dönemlerde biz milli mücadeleyi o Müslüman Türk kadınının kolundaki, boynundaki görünmez hazine var ya işte o hazineler ile yaptık. Bugünde Türkiye’nin milli güvenliği açısından İsrail, Amerika, Rusya, İngiltere,,Almanya Çin özellikle turizm şirketleri yoluyla piyasadan altın topluyor. Yatırımcımızın daha çok altına yatırım yapması gerektiğini düşünüyorum. Döviz daha çok inecek çıkacak ama 2005 yılında Başkan Bush Amero’yu Kanada, Meksika ve Amerika’nın ortak kullanacağı bir yeni para birimi kararnamesini imzalamıştı. Bu tür kararnameler genellikle 20 yılda hayata geçirilir. Demek ki 12 yıl olmuş önümüzdeki 7-8 yılda yeni bir para birimi Amerika’da devreye sokulabilir. Zaten sus payı olarak Çin’e 700 milyar Amero basılıp verildi. Çin devletinin elinde 4 trilyon Amerikan hazine kağıdı var. 3 triyonda Japonya’nın elinde var. Bu paraların ödenemeyeceğini Amerikalılarda biliyor, Çinlilerde biliyor, Japonlarda biliyor. Ama orada bir ticaret döngüsü var. Bu ticaret döngüsü için bu kağıtları alıyorlar, tutuyorlar al gülüm ver gülüm. Küresel sistemi manipüle eden küresel para baronları şimdi dijital para sistemini piyasaya sürdüler. Bu dijital para sisteminin vatandaş yeni çıktığını zannediyor hayır. 1974’te dünyanın ilk sanal parasını, ilk dijital parasını IMF yani küresel para babaları tezgahladı. Şimdi diyorlar ki İMF’nin SDR’si dünyanın yeni para birimi olsun. Bu para birimine bağlı dijital sistem geçsin. Ama dünyada kaydi paraya son verilmediği takdirde bir dijital sistem dünyanın anasını ağlatır. 1944’ten bu yana dolar dünyanın ana parası dolar da 15 Ağustos 1971’den bu yana karşılıksız basılan bir para. Amerikan milliyetçileri doların yeni bir altın gümüş sistemi üzerinden ayakta tutulmasını istiyorlar. Bu anlamda Katar’da olan Kuzey Kore’de olan dünyada olup biteninin adına buna Türkiye’ye yönelik vize hikayesini de koyabilirsiniz bunun adı para savaşıdır.