Karanlığın kapıları aralanıyor; kaos 2017’nin Eylül'üne kadar devam edecek

İzzet Çapa

İzzet Çapa

Aslı Güder’i on seneden fazladır tanırım. Son beş yıldır ise çalıştığım değişik gazetelerde, bir sonraki yıl için öngörüsüne başvurduğum ve değerlendirmelerini kaleme aldığım gönülgözü açık bir dostumdur sağolsun.

051220161626291435632_3.jpg

Geçen yıl bu zamanlar Hürriyet için yaptığımız röportajda altını çizerek “2016 evrenin intikam senesi olacak” demişti. O zamanlar ne Suriye krizi bu boyutlardaydı, ne Amerika’nın başına ön görülemeyen çılgın biri geçmişti, ne de 15 Temmuz gibi bir bela gelmişti başımıza. Aramızda kalsın ama kızmıştım Aslı’ya 2016’yla ilgili öngörülerindeki çizdiği karamsar tablo yüzünden.

Ve fakat maalesef dediklerinin pek çoğu doğru çıktı. Dünya son bir asırda topyekün yaşadığı en karanlık yıllarından birini yaşadı. Türkiye, Ortadoğu, Avrupa ve külliyen bütün dünya üzerine çökmüş bu karanlıktan kurtulabilmek için dua ediyor. Hepimiz ediyoruz…

Yine yılın son günleri geldi çattı ve Aslı’yla bu kez de 2017’nin ahval ve şeraiti üzerine bir sohbet yaptık. Umarım bu defa bütün iyi öngörüleri çıkar ve can-ı gönülden dilerim ki, geleceğe dair insanın yüreğini karartan tarifleri suküt-u hayal olur.

İŞTE ASLI GÜDER’İN 2017’E DAİR ÖNGÖRÜLERİ

051220161626451434425_3.jpg

Referandumdan yüzde yetmişe yakın oyla yeni sisteme ‘evet’ çıkacak

Kim ne derse desin bundan sonra Türkiye yeni bir sistemle, yani Başkanlıkla yönetilecek. Böyle söylediğimde birilerinin hiç hoşuna gitmeyeceğini biliyorum ama öngörüm şudur ki; referandumdan yüzde yetmişe yakın oyla yeni sisteme ‘evet’ çıkacak. Şimdilik sadece şu kadarını söyleyebilirim; yedi ile beş sayısını herkes aklında tutsun; ne demek istediğim haziran ayında bütün berraklığıyla ortaya çıkacak.

15 Temmuz Türkiye’nin kader gecesiydi. Bu ülkeyi olmadığı bir şeye dönüştürmeye çalışanlarla, kendi genetik kodlarını muhafaza etme mücadelesi verenler arasında amansız bir kavga yaşandı. Belki Türkiye’de oldu bu kavga ama aslına bakarsan doğu ile batı arasındaki savaşın muharebe alanıydı topraklarımız. Eğer o gece yenilseydik, önümüzdeki on yıllarda hep kaybeden taraf olmaya mahkum kalacaktık.

2017 Eylül’de her şey değişecek

Elbette bu işin artçı şokları yaşanmaya devam edecek ama 21 Mart’tan sonra hızla yükseliş trendine geçeceğiz. 2017’nin eylül ayı ise Türkiye’nin bu badireleri tamamen atlatıp, bölgesinin ve dünyanın yıldızı olmaya başlayacağı dönemdir.

Brexit, AB’nin dağılma sürecinin başlangıcıdır, gerisi de gelecek…

Avrupa Rönesans’tan bu yana, özellikle de insan hakları konusunda hiç yapmadığı hatalara imza atıyor. Tarih boyunca dünyaya hümanizmi anlatan kadim kıta, şimdilerde ırkçılığın ana vatanı haline dönüştü. Net olarak şunu söyleyebilirim ki, Avrupa dünyanın kaderini belirleyen karar vericiler arasında olma hüviyetini tamamen kaybedecek.

Avrupa Birliği’nin dağılma sürecinin İngiltere’nin Brexit’iyle sınırlı kalacağını düşünenler büyük yanılgı içinde. Önümüzdeki sene Almanya, İtalya, Hollanda ve Fransa’da seçimler var ve bu seçimlerin hepsini Avrupa’nın beş yüz yıllık müktesebatına hiç yakışmayan ırkçı adaylar kazanacak. Bu seçkinci ve kendi dışındaki dünyayı ötekileştiren birlik, önümüzdeki süreçte kapılarını dünyaya açamamanın bedelini ödemeye hazır olsun.

Beş sene sonra Euro diye bir para biriminden bahsetmeyeceğiz

Danimarka ve İtalya, Avrupa Birliği’nden ayrılma kararını alan ilk ülkeler olacak. Euro’nun itibarıysa yerle yeksan… Belki de beş sene sonra Euro diye bir para biriminden bahsetmiyor olacağız. 2017’de İtalya çok büyük bir ekonomik krizle yüz yüze kalacak. Bu finansal kaos; Roma, Paris, Berlin, Brüksel gibi bütün büyük başkentlerde ayaklanmalara yol açıcak. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri yokluk yüzü görmeyen Avrupa ülkeleri büyük bir kıtlık yaşayacak. Şimdi söyleyeceğim belki kulaklara komplo teorisi gibi gelebilir ama Avrupa nüfusu önümüzdeki yıldan itibaren çeşitli nedenlerle hızla baş aşağı gidecek.

051220161627071431750_3.jpg

Televizyonlarda naklen büyük Londra yangınına tanıklık izleyeceğiz

Kimse ‘üzerinde güneş batmayan imparatorluğun’ Avrupa’dan boşuna apar topar tüydüğünü zannetmesin. Tarihin en büyük karar vericilerinden İngiltere müthiş bir öngörüyle Avrupa’yı onlarla değil Hindistan, Avusturalya ve Çin’le ittifak yaparak yönetebileceğini farketti. İngilizler adalarındanki yangını Avrupa’nın köhne medeniyetleriyle değil, ancak dünyanın yükselen yeni yıldızlarıyla ittifak ederek sürdürebileceğini anladı. Ama kusura bakmasınlar çok geç; Londra yanacak. Bu yıl uluslararası haber kanallarında büyük Londra yangınını naklen seyredeceğiz. Sadece bu da değil, İngiltere’de olan bitenleri adeta kan donduran, vahşi bir bilgisayar oynuyormuşçasına takip edeceğiz.

Her kim ki kendine ait olmayan bir hasletle tarif ediyorsa özünü, büyük bir suküt-u hayale uğrayacak. Kendini olmadığı gibi tarif eden her kişi, her millet ve her devlet 2017’de gerçeğiyle yüzleşecek. Riyanın ve sahteliğin yaldızlarının birer birer döküldüğü, bütün bilinenlerin aslına rücu edeceği bir sene başlıyor.

Başta AK Parti olmak üzere bütün siyasi partilerden kopmalar olacak. Bu parçalanmayı da öyle dışarıdan gelen birileri falan yapmayacak. Bu kopuş o partileri, zamanında her kim kurduysa onların üzerinden gerçekleşecek. Ama merkezden ayrılıp yeni bir hareket organize etmeye çalışanlar adına üzgünüm çünkü hiçbiri varlık gösteremeyecek.

Üç büyük şehrimizden iki tanesinin belediye başkanı 2017’de değişecek. Bunlardan bir tanesi FETÖ soruşturması kapsamında yargılanacak.

FETÖ’ye en yakınları suikast yapacak ama bu silahla olmayacak.

FETÖ terör örgütünün Pensilvanya’daki elebaşı en yakınları tarafından suikasta uğrayacak. Bahsettiğim bu suikast silahla falan olmayacak, onu peyderpey ölüme götürecek yöntemlerle zehirleyecekler. Bu arada zihnindeki bir Avrupa ülkesine iltica etme hayalleri de asla gerçekleşemeyecek.

Bütün semavi dinlere muhalefet eden bir takım karanlık güçler 2017’de yepyeni bir teoloji kurmak için ellerinden geleni yapacaklar. Fakat bunun dünyada hiçbir karşılığı olmayacak.

Trump, başkanlık sürecinin sonunu göremeyecek.

Trump’ın Amerika’ya başkan seçilmesi beklenenin aksine dünyadan çok kendi ülkesinin başına büyük sıkıntılar açacak. Bunu söylediğim için birileri bana deli gözüyle bakabilir ama ben Trump’ın asla başkanlık sürecinin sonunu görebileceğine inanmıyorum. Gidişi Kennedy gibi mi olur, başka türlü mü olur bilmem ama Amerika’nın üst aklı Trump’a müsaade etmeyecek ve dünyadaki beklenen o çok büyük değişim, kapitalizmin anavatanı Amerika’dan başlayacak.

Yeni dünyada ezberler öylesine altüst olacak ki eski dünya da kendini onlara mukabil baştan tarif etmek zorunda kalacak. Bence 2017’de doğuda ne olacağını görmeye çalışanlar kafalarını batıya çevirsin. Bundan on sene öncesinin bütün ulemaları, dünyayı kuzey- güney ekseninde tarif ederlerdi ama öyle bir yıl geliyor ki çelişkilerin ağababası doğu batı ekseninde şekillenecek. Ve bu yeni düzenin de iki tane başkenti olacak; biri New York, diğeri İstanbul.

Mesele sadece bununla da sınırlı değil. Trump’ı, bir zamanların ünlü modeli eşi Melania’yla da ilgili bir skandal bekliyor. Bahsettiğim öyle bir skandal olacak ki, Clinton’ın Monica Lewinsky olayından çok daha fazla konuşulacak.

Amerika’yı 2017’de Lewinsky skandalından daha büyüğü bekliyor.

Hiç kimsenin öngöremediği bu lanetli ırkçılık dili, sadece mezhepleri değil, renkleri de ilgilendiriyor. Dünyaya nizam vermeye kalkan Amerika, kendi içinde siyahlarla beyazların ürkütücü çatışmalarına sahne olacak. Trump’ın anti-hispanik, islam düşmanı ve kendinden olmayan herkesten nefret eden tavrı, ilk önce ve en başta Amerika’nın başına büyük belalar açacak. Dünyaya ektiği rüzgar tohumları, fırtına olarak kendisine geri dönecek.

Kabul edelim ki 21. Yüzyıl’ın başından itibaren dünyayı yöneten iki büyük güç var; biri ABD ve öteki de Çin. 7 milyar insanın selameti için Trump’ın bir şekilde Çin’le uzlaşmaya varması gerekir ama o buna yanaşmayacak. İnsanlığın başına da ne gelirse, işte bu yüzden gelecek.

Amerikan Başkanları’nın kuluçka merkezi Yale Üniversitesi’nin yüzyıllardır kimseye açmadığı arşivler, bir şekilde Wikileaks skandalında olduğu gibi dünyaya sızacak.

Havayolu ve lojistik şirketleri için kaos yılı

Birçok global şirket yok olup gidecek. Kimse uluslararası bağlantılarına güvenmesin çünkü çöküş dünyadaki merkezlerinden başlayacak. Bunu biraz daha aç dersen, havayolu ve lojistik şirketlerini örnek verebilirim. Türkiye’de de büyük bir havayolu şirketi 2017’d kapısına kilit vuracak.

Dört bakan gidiyor, yerine sürpriz isimler gelecek

Önümüzdeki aylarda hükümetten dört bakanın değiştiğine tanık olacağız. Onların yerineyse çok sürpriz isimler gelecek.

Sokağın halet-i ruhiyesini yansıtmayı beceremeyen iki büyük medya kuruluşu önümüzdeki sene itibariyle patron değiştirecek. O medya gruplarını öyle isimler alacak ki, hepimiz “Haydi be” diyeceğiz.

Popüler kültür mecrasında alayı valayla alkışlanan birçok isim kariyerlerinde nal toplayacak. Ortaya gerçek bir sanat eseri koymayı beceremeyenler, 2017’de sadece şöhretleri üzerinden asla para kazanamayacak.

İçinde gerçek aşkın, muhabbetin olmadığı tüm ilişkiler ve evlilikler yeni senede parçalanacak. Herkese tavsiyem; ‘sevmiyorsan söyleme!’

IŞİD, Ortadoğu’dan kaçıp Afrika’ya yönelecek

Türkiye’ye rağmen bir şey yapma hayali kuran tüm terör örgütlerinin tükenişine tanıklık edeceğiz. Bunu da milliyetçi duygularla söylemiyorum. Baktığım fotoğrafın koordinatları ayan beyan önüme bu gerçeği koyuyor. IŞİD, Ortadoğu’dan kaçıp Afrika’ya yönelecek. PKK ise tarihin tozlu sayfalarındaki yerini alacak.

Dünya ciddi bir enerji krizine giriyor, herkes kullandığı elektriğe, tükettiği suya dikkat etsin. Bunu söylemekten korkuyorum ama 2017’de bir biyolojik felaket de ihtimaldir.

Aileler parçalanacak, zührevi hastalıklar çok artacak. İnsanlık eski çağlarda olduğu gibi yeniden yeraltında kentler kurmak zorunda kalabilir.

Sanat dünyasında ve siyasiler arasında gazetelerin bile yazamayacağı kadar çirkin skandallar yaşanacak. Bu rezaletler belki medyada yer almayacak ama kulaktan kulağa hızla yayılacak.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un global bir kriz çıkarmaya yeltenecek fakat dünyanın süper güçleri ona anında haddini bildirecek. 2017’de bu karikatürize figür, dünya siyaset sahnesinden silinip gidecek.

Kimse deprem geliyor diyen jeolog felaket tellallarına itibar etmesin. 2017’de büyük İstanbul depremi için üretilen bütün senaryolar külliyen yalandır.

Papa, ezber bozan tuhaf açıklamalarına dikkat etmeli. Vatikan’ın bütün temel prensiplerine ters söylemleri 2017’de onu, ciddi şekilde sıkıntıya sokabilir.

Dünya liderleri için çok sıkıntılı bir yıl başlıyor. Hiç beklemediğimiz isimlere yapılacak suikastler ve yeni kaset skandalları siyaset sahnesini yeniden şekillendirebilir.

Aslı susmak bilmiyordu. Sus desem gönlüm razı değil, dinlemeye devam etsem bende şalter atacak! Önüne The Economist’in geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan tarotlu kapağını koydum. Başladı onu yorumlamaya...

051220161603061438202_3.jpg

THE ECONOMIST’IN KAPAĞINDAKİ TAROT KARTLARININ SIRRI NE?

051220161603421436566_3.jpg

The Tower- Yıkılan Kule Kartı

Bu kart, ABD seçimlerini kazandıktan sonra dünyanın üzerine yıldırım gibi düşen Trump’ın yaratacağı kaosun habercisi.

Kule gücü temsil etse de, gerçek anlamda bakarsak Trump Tower’ı da sembolize edebilir. Beyaz Saray’a bir süre yerleşmeyeceğini açıklayan yeni ABD Başkanı, Trump Tower’da büyük bir güvenlik zafiyetiyle karşı karşıya kalabilir. Bu görsel bana 9/11 saldırılarını hatırlattı. 11’inci ayın 9’unda başkan seçilen Trump‘ın, 2017’nin dokuzuncu ayında neler yaşayacağını ben de merak ediyorum. Bu sene yedi rakamının gücüne ve şiddetine dikkat edilmeli. Dünyanın yedi harikasının olduğu yerler, ABD’deki yedi eyalet, yedi krallığın birleşmesinden olaşan Britanya alarm veriyor.

051220161604061439764_3.jpg

Judgment- İmparator Kartı

Her ne kadar Türkçe’de bu figür, adalet ya da mahkeme kartı olarak yorumlansada da derginin kapağında yer alan görsel, İmparator’u daha fazla çağrıştırıyor. Bu kartta Trump’ın dünyanın üzerine çökme hevesi açıkça belli oluyor. Özgürlükler Ülkesi’ne fikren hiç uymayan, kraliyet düşüncesi net bir şekilde ortada. Ama bu ego patlaması yaşayan adamın ABD bayrağından yapılmış oturağı; onun makamına ne kadar güvenirse güvensin sırtını dayayacağı bir güç olmadığı gibi ayaklarının da yere sağlam basmadığı mesajını veriyor. Oysa gerçek tarot kartlarında İmparator; hem sağlam bir tahtta oturur, hem de ayakları yere sağlam basar. Düşünülmesi gereken diğer nokta ise, Judgement kartında bir e harfinin eksik olması. Burada acaba ekonominin e’sine bir gönderme mi yapılmış?

051220161604231431981_3.jpg

The World- Dünya Kartı

Bir yanda elitler yeni dünya düzeni kurmak isterken, diğer taraftaysa yeni başkan kendi ‘Trump Gezegeni’ni yaratmaya çalışıyor. Siyasi, kültürel, dini ve sanatsal elementleri barındıran tasarımın temelinde, dünyanın merkezini yeniden belirleme isteği olduğu açıkça ortada. Dikkat ederseniz bunların hepsi örümcek ağlarıyla korunuyor. Bu ilahi koruma, böyle bir değişime izin verilmeyeceğinin de işareti. Olan her şeyin, sonuçta dünyanın hayrına hizmet edeceğini unutmayalım.

051220161604451430507_3.jpg

The Hermit- Ermiş Kartı

Biraz önce bahsettiğim o ilahi koruma ermiş kartıyla destekleniyor. Bana göre çizimde, dünya üzerindeki belirsizliği vurgulamak için ermiş kartı, ay kartıyla birleştirilmiş. Protestolarla, ayaklanmalarla, her şeye hayır demekle hayali kurulan yeni dünya düzeninin olamayacağı resmedilmiş. Eğer bu hayal gerçekleşirse başta uluslararası ticari anlaşmalar ve Avrupa Birliği olmak üzere her şeye zarar verir, dünya parçalanmanın eşiğine kadar gelebilir. Daha iyi bir yer hayal ederken, gezegenimiz cehenneme dönüşebilir. Neyse ki ermiş, eline hapsettiği yıldızın aydınlığıyla geleceğimizi koruyacağının müjdesini veriyor.

051220161605061439078_3.jpg

Death- Ölüm Kartı

Nükleer saldırılar, salgın hastalıklar, biyolojik silahlar, büyük ölümler, ünlülere ve liderlere suikastler, depremler gibi korkulan her şey işte bu kartta sembolize edilmiş. Bunların hiçbiri gerçekleşmeyecek mi diye sorarsan; evet malesef bir kısmı yaşanacak. Ama bu zannedildiği gibi dünyanın sonunun yaklaştığı şeklinde yorumlanmamalı. Çünkü bu kartta, insanlığı öldürmek için dünyaya inen Azrail’in bizzat kendisinin ölü olduğu görülüyor. Felaket senaryoları yine şizofrenik beynlerin zihinlerinde beyhude kurgular olarak kalacak.

051220161605251431413_3.jpg

The Magician- Büyücü Kartı

The Economist’in kapağındaki bu tasvirde yine klasik iki major kart birleştirilmiş. Büyücü ve kapalılık yani kılıçların sekizlisi kartı. Bu iki kart normalde yan yana geldiğinde şiddetli bir tılsımı gösterir. Bana göre burada anlatılmaya çalışılan, teknoloji ve medyayla kurgulanan sanal gerçekliğin sona erişidir. Medyanın evrende oluşturmaya çalıştığı sanal kurgular sona erip, bu yalan dünyanın varlığı nihayet bulacak. Bütün medya Hillary’i desteklerken Trump’ın başkan seçilmesi de anlattığıma örnek değil miydi? Yaratılmış sanal gerçeklikler yerine özümüze dönmeliyiz. Teknolojiyle ‘Black Mirror’ dizisindeki gibi bizi insanlığımızdan uzaklaştıran bir dünya inşa etmek yerine, insanlığın hayrına buluşlar yapmak zorundayız.

051220161605411439509_3.jpg

Wheel of Fortune- Kader Çarkı Kartı

Taşıma akılla, bu dünyanın çarkının dönmeyeceğinin bir işareti bu kart. Avrupa Birliğini’nin sonuna gelindiğini gösteriyor. Gelecek sene yapılacak seçimlerde kanıksanmış liderler büyük kayıplar yaşayacak. Küreselcilerin hayalini kurduğu siyasi düzen, ne yapılırsa yapılsın devam etmeyecek çünkü evrensel karma devreye girecek. Korkarım büyük kaosun kapıları aralanıyor.

051220161606001437980_3.jpg

The Star- Yıldız Kartı

Sekiz uçlu, sekiz yıldız burada, aralarında siyasi liderlerin de olduğu sekiz dünyaca ünlü star’ın yaşayacağı büyük olayların simgesi. Derginin kapağında bu isimlerin yüzlerinin gözükmemesi de, onların geleceğiyle ilgili neler olabileceğinin mesajlarını içeriyor. Kartın ortasındaki sekiz kollu ahtapot ise, o sekiz kişinin sonunu hazırlıyor. Bizlere burada başka bir uyarı olduğuna da inanıyorum. Bence, kendi geleceğimiz için uzaydaki ve diğer alemlerdeki canlıları rahatsız etmemiz vurgulanıyor. Evrenin karanlık köşelerinden sadece iyilik geleceğini zannedenler büyük bir yanılgı içinde. Farkında olmadan karanlığın kapılarını aralıyor olabilirler. Stephan Hawking boşuna “Uzaya sinyal gönderip durmayın” diye çırpınmıyor. Bilmediğimiz o varlıklar ‘beyaz adamın’ kızılderelilere yaptığını, biz insanlara yapabilir. Kimse unutmasın ki eğer siz cehenneme çok bakarsanız, onlar da size bakmaya başlar…

Diğer Yazıları