İstanbul Kırmızısı...

Ayla İbar

  • »

İstanbul Kırmızı (2017)
Tür: Dram / Yapım: Türkiye, İtalya /Yönetmen: Ferzan Özpetek

“İSTANBUL KIRMIZISI; BAŞROLDE İSTANBUL, GİZEMLİ, MODERN, TARİHİ, RUHU OLAN VAZGEÇİLMEZ ŞEHİR”

Ünlü yönetmen Ferzan Özpetek’in yazıp, yönettiği “İstanbul Kırmızısı” filmi “Roma Film Festivali” sonrasında Türkiye’de vizyona girdi. Hem de tüm tartışmalarıyla, eleştirileriyle birlikte. Bazıları “dizi filmler gibi şıkır şıkır” dedi, bazıları “senaryo anlaşılmıyor” dedi, bazıları oyuncuların performansını yetersiz, acemice buldu, bazıları “yıldızlar geçidi olmuş” dedi. Ama İstanbul manzaralarının güzelliğinde herkes aynı kanıdaydı: “İstanbul çok güzel görünüyor.”

Özpetek İstanbul doğumlu bir yönetmen ve uzun yıllardır da bu şehirde yaşamıyor. Filmde de bu özlemi ve hayranlığı buram buram hissettiriyor. Tabii bu sadece şehre özlem değil, çocukluğuna, yaşanmışlıklarına, gençliğine, geçmişine, ailesine de özlem aynı zamanda. Biraz da yenileşmesine serzenişle birlikte.

Beğendiğimiz ya da çok sevmediğimiz değişimleriyle İstanbul’u modern ruhunu, mega şehir oluşunu, hem sanattaki merkezliğini, hem doğal güzelliğini hem de tarih kokan geçmişini yönetmen öyle bir anlatıyor ki hayran olmamak mümkün değil.

Bir İstanbullu olarak ben de İstanbul’u anlatmak istesem ancak böyle anlatırdım herhalde:

-Vapurda çay simit,
-Boğazda balık ekmek,
-Suriçi İstanbul sokakları,
-Galata Kulesi ve civar kafeleri,
-Küçük zanaatkarların dükkanları,
-İstiklal Caddesi,
-Boğaz yalıları,
-Boğaz köprüleri,
-Sanat galerileri,
-Yeni eğlence yerleri

gibi modern Avrupai bir şehir, sanatın ve modanın tam kalbinde, hayran bırakan doğal güzelliğiyle ve tarihsel ruhuyla, içinize çektiğinizde bağımlılık yaratan, bırakamadığınız şehir İstanbul. Çocukluğunuz, anlılarınız, aileniz, arkadaşlarınız, hayalleriniz…

Özetle bu filmde Özpetek başrole İstanbul’u yerleştirmiş, tüm geçmişiyle ve ona özlemiyle birlikte. Karaköy’ün yeni yapılanmasında yaşanan görüntü ve ses kirliliği (tüm filmde arka planda sesini duyarak devam ettiğimiz) ile giriş yaptığı filmini boğazın en güzel yalılarından birinde devam ettiriyor. Hem İstanbul sahnelerinde hem de karakterlerin hepsinde Özpetek’ten birer parça görerek devam ettiğiniz filmde:

-Akşam yemeği sahneleri,
-Eşcinsel yaklaşımlar,
-Trajedi yaşamış karakterler,
-Bir editör ya da sanatla uğraşan bir karakter,
-Olgun ve görmüş geçirmiş bir hanım,
-Şık mekan ve kostüm tasarımları

gibi hemen hemen her eserinde bulunan detayları tekrar görüyoruz. Kalabalık ve tecrübeli bir oyuncu kadrosu eşliğinde: Halit Ergenç (Orhan), Tuba Büyüküstün (Neval), Nejat İşler (Deniz), Mehmet Günsur (Yusuf), Zerrin Tekindor (Aylin), Selim Bayraktar. Ayrıca flmin görüntü yönetmeni Gian Filippo Corticelli, sanat yönetmeni ise Deniz Göktürk.

Her bir karakter ve hikayeleri aslında çok ilgi çekici, ancak bu karakterlerin senaryo içinde mükemmel bir örgü ile işlendiğini söylemek mümkün değil. Türkiye’nin bazı sorunlarının altını çizebilmek için araya yerleştirilen sahneler ise senaryoda tam olarak yerini bulamıyor. Ayrıca olayların her birinin sonucunun izleyiciye bırakılması, ağır bir işleyiş ile çok bekleneni vermese de film İstanbulluların kalbini kazanıyor.

Bir İstanbul görseli olarak keyifle izlenen, sevilen ve bilinen sanatçıların olduğu, Özpetek’in zarif bakışını, özlemlerini gözlediğimiz, diğer detaylarda biraz hayal kırıklığı yaratan bir film olarak hafızalarda kalacak gibi gözüküyor. İstanbul aşıkları ya da yönetmenin takipçileri için keyifli seyirler.