İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım SuperHaber’a konuştu/ Özel röportaj - Röportaj
25℃
İstanbul
27 Temmuz 2017
“15 Temmuz büyük bir şehadet eylemiydi”

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım SuperHaber'e konuştu / Özel röportaj

SuperHaber’den Arzu Erdoğral’ın sorularını yanıtlayan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Röportaj
İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım SuperHaber'e konuştu / Özel röportaj

Tanıdığım vakarlı insanlardan biri olan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ile 15 Temmuz’dan Mavi Marmara’ya kadar birçok konuyu konuştuk. Yıldırım, 15 Temmuz “işgale karşı bir hareketti” derken bu tarihinde özgürlük hareketlerinin sembollerinden biri olduğunu belirtti. “Siyonistlerin Mescid-İ Aksa'yı yıkmak son hedefleri” ifadelerini de kullanan Yıldırım, “bunların karşısına en fazla dikilen en fazla gayret gösteren, gücünü ortaya koyan da Türkiye'dir” dedi.

BÜYÜK BİR ŞEHADET EYLEMİYDİ!

15 Temmuz’un yıldönümünü geride bıraktığımız şu günlerde o güne dair neler söylersiniz?

Türkiye'de askerin halka karşı silah kullanması olmamıştır. Hep bir tavır takınmıştı, insanları yakalayıp hapise atmışlardı ama tank, tüfek, uçak yani bir işgal hareketinin yapabileceği her şeyi yapmaları insanları üzdü ve insanlar bu konuda şaşkınlık yaşadılar. Fakat çok kısa süre içerisinde darbe girişiminin neticesinde Türkiye'yi bölmek, Türkiye'yi işgal etmek, ümmetin son kalesini yok etmeye yönelik bir hareket olduğunu fark ettiler. Arkada İsrail'in, ABD'nin varlığını hissettiler. Onun için insanlar canlarıyla her şeyleri ile ortaya çıktılar ve dünyaya bir örneklik gösterdiler. Yumruklarıyla, elleriyle tanklara vuran, onları durdurmaya çalışan kandan ve etten oluşan bedenlerini tankın paletleri altına seren sadece bu ülkenin vatandaşlarının geleceğini düşünen insanların hareketiydi bu işgale karşı bir hareketti. Onun için büyük bir şehadet eylemiydi ve bu bir sene boyunca da hafızalardan çıkmadı. Bütün dünyaya örnek oldu ve bu konuda özgürlük hareketlerinin sembollerinden biri oldu 15 Temmuz.

Onun için geçtiğimiz günlerde de 15 Temmuz ile ilgili programlar, mitingler gece nöbetleri milyonlarca insanı tekrar sokaklara döktü. Hatta o gece sokağa çıkanlardan çok daha fazlası bu programlara katıldılar. Demek ki her geçen gün bir şehadet toplumu oluyoruz, bilinçleniyoruz. Her geçen gün bu vatanı, bu ümmeti savunma gayretimiz artıyor.

İTİBARSIZLAŞTIRMA HAREKETİ ASLA BAŞARIYA ULAŞMAZ

-15 Temmuzun o ruhunu karalamaya çalışanlar da var maalesef. Bununla ilgili söyleyecekleriniz ne olur?

Bunlar her zaman olacak. Bir toplumda iyiler ile kötülerin kandırılmışlar ile doğruların mücadelesi devam ediyor. Emperyalist güçler bir başarısızlığa uğradılar doğal olarak kendi taraftarlarını harekete geçiriyorlar. Bu itibarsızlaştırma hareketi asla başarıya ulaşmaz biz bunu nereden biliyoruz. Mavi Marmara'dan biliyoruz. Biliyorsunuz önce otoriteden izin almadınız diyen Fethullah Gülen'in son hali ortada. Mavi Marmara’yı şehitler ve gaziler savunuyor artık. Mavi Marmara’yı bir söz veya bir görüntü devam ettirmiyor. Orada bir kan var bir yaralanma var bir gayret var.15 Temmuz'da aynen böyledir. Burada da şehit ve gazilerin varlığı bu itibarsızlaştırma hareketlerini boşa çıkaracaktır. Bunlar nafile uğraşlarıdır. Ben bu konuda insanlara da onu söylüyorum. Çok üzülmeyin 15 Temmuz şehitlerinin kendisi zaten bu hareketin haklılığını ortaya koyuyor. Onlar kendi kendilerini savunacak güçteler. Hatta insan üstü bir güce sahipler.

SON HEDEFLERİ MESCİD-İ AKSA’YI YIKMAK

-İsrail ve ABD'ye vurgu yaptınız. Özellikle 28 Şubat’ta da biz bu ülkeleri gördük. Daha önceki darbelerde de. Bu açıdan baktığımızda bunların amaçları neydi ne yapmak istiyorlardı?

Siyonizm’in asıl merkezi İsrail değildir. İsrail ileri karakoldur. Siyonizm’in merkezi biliyorsunuz Amerika'dır. Avrupa'da bazı yerlerdir. Bunlar son hedeflerine doğru yaklaştılar. O da nedir? Mescid-İ Aksa'yı yıkmak. Mescid-i Aksa'yı yıkarken toplumları da manipüle etmek istiyorlar. Bunların karşısına en fazla dikilen en fazla gayret gösteren, gücünü ortaya koyan da Türkiye'dir. Onun için Türkiye'nin yenilmesi, yıkılması zayıflaması gerekiyor. O nedenle İsrail ve Amerika bu darbenin arkasındadır. Bu darbeyi bu işgal hareketini hep savunmuşlardır aslında. Çünkü bu işgal hareketinin başında olanları Fethullah Güleni korumuşlardır. Bunların içerisinde gerçekten hain olan var kandırılmış olan var. Kandırılmış olanlar umarım bu gerçekleri bir an önce görürler. Bu işin arkası İsrail'e uzanan bir süreçtir.

İSRAİL ONE MİNUTE’DEN İNTİKAM ALMAK İSTİYOR

-Mescidi Aksa'ya yönelik saldırıların arttığını görüyoruz. Özelikle Mavi Marmara'dan sonra İsrail büyük bir darbe almıştı. Şimdilerde biz tazminatları ödedik artık Türk halkı bize karşı gelmez gibi mi düşünüyorlar hakikaten bir normalleşme mi düşünüyorlar yoksa bu halkı iyi tanımıyorlar mı?

İsrail'in mantığı şudur. İsrail kendisine karşı çıkan bir eylemi ezdikten sonra diğer karşı çıkışları yok etme gayretine girer. O aç gözlüdür, durmaz. Mavi Marmara İsrail'i köşeye sıkıştırmıştı. İnşallah daha da sıkıştıracak. Çünkü Siyonistleri deşifre ediyor. Fakat bu yapılan anlaşmadan sonra Mavi Marmara konusunda kendisini başarılı gördü. Sonuca ulaştığını hissetti. Bunun akabinde neden intikam almak istiyordu. "One Minute" 'den intikam almak istiyordu. Onun içinde bu işgal hareketinin arkasında var oldu, planlayıcısı oldu. Şimdi bunu niye yapıyor? Yani bu Mavi Marmara, one minute benzeri şeyleri tüketebilirse Mescidi Aksa'yı yıkmaya yönelik hareketin karşısında duracak bir gücün kalmayacağını düşünüyor. Onun için bu günlerde de Türkiye'nin etrafındaki kaos kuşatılmışlık bunları da fırsat bilerek Mescidi Aksa'ya yönelik saldırıları artırdı. Burada biz halk olarak teyakkuz halinde olmamız lazım.

CUMHURBAŞKANI STK’LARDAN DAHA ÇOK MESCİD-İ AKSA DİYOR

-15 Temmuz'da evet yoğun bir kalabalık vardı. Hatta sizin de belirttiğiniz gibi 15 Temmuz'dan daha fazla insan sokaklardaydı. Ancak Mescidi Aksa ile ilgili konularda halklar neden gerekli tepkiyi göstermiyor sizce?

Mavi Marmara anlaşmasından sonra sanki “Türkiye İsrail ile her konuda anlaştı. Türkiye'nin de bir sıkışmışlığı var. Hükümeti de zor duruma sokmayalım” diye bir kanaat oluştu. Esasen siyasilere baktığımızda Cumhurbaşkanımıza baktığımızda ne yazık ki halktan ve sivil toplum kuruluşlarından daha fazla Mescidi Aksa diyor. Ben burada STK'lara sesleniyorum burada halkımıza sesleniyorum. Filistin konusu hepimizin konusudur. Sadece bir yerlere havale edilemez. Bu konuda bazen hükümet düğmeye basar bazen sivil toplum kuruluşları bazen halk düğmeye basar. Böylece yapılan saldırıya toplu bir karşı koyuş sergilenir. O nedenle burada bir zaafımız var. Bu saldırıları karşı ses çıkarmıyoruz ama bu yanılgının bedeli ağır olur. Onun için bu konuda daha dikkatli olmalıyız.