İçişleri Komisyonu Başkanı Güvenç SuperHaber’e konuştu / Özel Röportaj - Röportaj
32℃
İstanbul
24 Temmuz 2017
OHAL inceleme komisyonu ne yapacak?

İçişleri Komisyonu Başkanı Güvenç SuperHaber’e konuştu / Özel Röportaj

SuperHaber’den Arzu Erdoğral’a konuşan AK Partili Celalettin Güvenç, “OHAL inceleme komisyonu bu süreçte hiçbir mağduriyetin yaşanmaması, yaşanan varsa da düzeltilmesi adına hükümetimizin hassasiyetinin en net göstergesidir” dedi.

Röportaj
İçişleri Komisyonu Başkanı Güvenç SuperHaber’e konuştu / Özel Röportaj

TBMM İçişleri Komisyon Başkanı Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç ile OHAL inceleme komisyonu hakkında konuştuk. 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını da sorduğumuz Güvenç, “tarihin en ağır ihanetini kim eksik tanımlıyorsa en hafifini söylüyorum ondan şüphe etmek gerekir. Bir daha bu ülkenin bu ihanetleri yaşamaması için unutmayacağız. Gerçekleri yeni nesillere anlatacağız” ifadelerini kullandı.

OHAL İNCELEME KOMİSYONU HASSASİYETİNİN EN NET GÖSTERGESİDİR

-OHAL inceleme Komisyonu göreve başlıyor? Gerekliliği konusunda neler söylenebilir?

Hükümetimiz, necip milletimizin kahramanlık destanı yazarak bertaraf ettiği FETÖ’cü darbe girişiminin etkilerinin en hızlı ve etkin şekilde giderilmesi için her türlü çabayı göstermiştir. Diğer taraftan da, bu bölücü girişimi planlayan, destek veren ve bizzat uygulamaya koyan hainlere en ağır cezayı verme kararlılığından da asla taviz vermedi. Bu süreçteki, birçok zorluğa rağmen adaletin en iyi şekilde tecellisi için de ciddi çaba gösterdi. OHAL inceleme komisyonu, bu çabanın en son tezahürüdür. Komisyon, son derece ince elenip sık dokunuyor olmasına rağmen bu süreçte hiçbir mağduriyetin yaşanmaması, yaşanan varsa da düzeltilmesi adına hükümetimizin hassasiyetinin en net göstergesidir. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan çalışma esasları çerçevesinde görevini layıkıyla yapacağı kanaatindeyim.

MAĞDURİYET VARSA GİDERİLİR

-Bu komisyonla birlikte hakikaten mağdur olanlar varsa ne yapılacak?

Az önce de ifade ettiğim gibi, OHAL komisyonunun temel fonksiyonu en önemli hassasiyetlerimizden olan adaletin tecellisi noktası. Eğer gerçekten dediğiniz gibi, bir mağduriyet varsa giderilir ve düzeltilir. Zira bunun bir diğer örneğini KHK'lar üzerinden verebiliriz. Söz gelimi, KHK'lar her ne kadar hep ihraçlar üzerinden konuşuluyor olsa da, aslında işe iadelerin de olduğunu hatırlatmak isterim.

OHAL HAİNLERLE MÜCADELE PRATİK ALANLAR SAĞLIYOR

- OHAL'i normal vatandaş hissetmiyor bile. Ama bazı çevreler özellikle OHAL Üzerinden siyaset yapıyor bu konu hakkında görüşünüz nedir?

OHAL, adı üzerinde belirli şartlarda, hayatın doğal akışının ötesinde bir durumun yaşanması halinde devletin kendi bekasını teminat altına almak için başvurulan bir yöntem. Kaldı ki sizin ve ilk gün Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri üzere ülkemizde uygulanan OHAL'in halkımıza bir etkisi bulunmuyor. Tüm vatandaşlarımız kendi işleriyle meşgul olurken, OHAL sadece devletimize hainlerle mücadele de pratik bazı alanlar sağlıyor.

OHAL ELEŞTİRİLERİNİN İYİ NİYETLİ OLDUĞUNU SÖYLEMEK İMKANSIZ

Öte yandan, bu konuda eleştiri getiren birçok Avrupa ülkesinde, 15 Temmuz ile kıyas dahi edilemeyecek bir olay yaşandığında OHAL'i vatandaşlarının hayatlarını da etkileyecek şekilde uyguladıklarını görüyorsunuz. Örneğin Fransa'daki OHAL ne için ilan edildi ve ne kadar süredir devam ediyor? Meseleye bu açıdan bakınca; özellikle dışarıdan gelen ve ülkesine yabancı bazılarının içeriden desteklediği bu eleştirilerin iyi niyetli olduğunu söylemek imkansız.

YENİ TÜRKİYE'YE ALIŞMAK DURUMUNDALAR

-Cumhurbaşkanı Erdoğan OHAL'i batının çizdiği şekilde belirlemeyiz, onu biz belirleriz dedi. Bu sözleri nasıl yorumlarsınız?

Dediğim gibi önceden belirlenmiş prensipler çerçevesinde ve gerçekten hakkaniyetli bakınca sorunu görüyorsunuz aslında. Kendilerinde binde biri olunca her şey mubah, başkasında olunca prensipler bir anda değişiyor. Tabiri yerindeyse oyun sırasında kurallar değiştiriliyor. Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi hükümetimiz Uluslararası normlar ve diğer tüm prensiplere sadık kalarak meşru mücadelesini, sorunun tamamen ortadan kalktığına emin olana kadar sürdürür ve ancak ve ancak kendi kararı sonrası uygulamayı sona erdirir. Batı kabul etmekte zorlanıyor olsa da eski Türkiye geride kaldı, her konuda olduğu gibi bu konuda da yeni Türkiye'ye alışmak durumundalar.

MECLİSİ AÇMAMIZ LAZIM…

-Tüm bunların yanı sıra 15 Temmuz darbe girişimi yıldönümünde o günü yaşayan bir milletvekili olarak duygularınızı bizimle paylaşır mısınız?

O ihanet gecesinde yaşadıklarımız ve duygularımıza gelince; bir düğünde iken tankların köprüye çıktıklarını duyduk ve darbe olduğunu anladık. Direnmemiz lazım kolay teslim olmamamız gerekir diye düşündüm. İlk aklıma gelen

Beştepe’ye, Külliye’ye gitmekti ama Cumhurbaşkanımız külliyede yoktur diye düşünerek en stratejik nokta olarak mecliste toplanmamız gerekir dedim yola çıkmaya karar verdim. Meclis başkanımızı aradım meclisi açmamız lazım dedim. Sonradan öğrendim ki başkan zaten abdestini almış yola çıkmış o sıralarda oğlum bende geleceğim dedi hayır yapabileceğin bir şey yok dedim. Baba yolda tanımasınlar seni dedi kravatımı çıkardı kimliklerimi aldı. Pantolonumun sağ cebinde 1000 lira kadar para olur çıkarttım 700-800 TL’sini verdim. Annene sahip ol dediğimi hatırlıyorum. Hepsi bu… Hanım veda edemedin diyor. Giderken arkandan bir daha görebilecek miyiz dedim diyor... Uçaklar uçar bombalar patlarken yola çıktım. Genelkurmay kavşağında yolumuz kesildi. Geçemedik. Dolaştık. Baktım Emniyet Genel Müdürlüğü önündeyiz. İçeri girdim. Karmaşa koşuşturma, telaş hakimdi. Meclise ulaşmamız lazım dedim ve ulaştım 15-20 kişi gelmişti. İlk olduğunu sandığım bomba düştüğünde vitir namazı kılıyordum. Namazı bozup bozmama konusunda tereddüt yaşadım ama tamamladım. Sonrası sonrası...Allah bir daha bu ülkeye böyle hainlikler yaşatmasın.

Bir de şu var ki; Utanmadan meclisin bombalanmasıyla ilgili şüphe oluşturmaya çalışıyorlar ya bilin ki helikopterle meclise özel harekatçı indirmek istediler. Bir avuç polis keleşlerle püskürttüler. Hatta uzun namlulu ağır silah isteyemez miyiz diye polis şefine söyledim. Çaresizce “kimden nasıl” dedi. Bir kaç TV ve radyoya bağlandım.

Bugün tarihin en ağır ihanetini kim eksik tanımlıyorsa en hafifini söylüyorum ondan şüphe etmek gerekir. Bir daha bu ülkenin bu ihanetleri yaşamaması için unutmayacağız. Gerçekleri yeni nesillere anlatacağız.