Hep denedin, hep yenildin...

İzzet Çapa

HEP DENEDİN, HEP YENİLDİN. OLSUN. GENE DENE, GENE YENİL. DAHA İYİ YENİL...

Çocukluğumdan beri lunaparklara karşı büyük bir zaafım vardı. En büyük hayalim de bir lunaparkımın olmasıydı. Henüz bu hayalimi gerçekleştiremedim ama onca mekanla kendi lunaparkımı yarattım. Gazetecilik de dahil yaptığım her işin bu hayalimin bir parçasını tamamladığını düşünüyorum. YouTube da benim lunaparkımı yansıttığım bir projeksiyon oldu!

YOUTUBE BİZE İLK ULAŞTIĞINDA ACUN'UN BİLE KANALI YOKTU!

Aslında her şey yıllar önce YouTube’un bize ulaşmasıyla başladı. Düşünün o zamanlar Acun’un bile daha kanalı yok. Kanal mantığını "push" etmek istedikleri için ÇapaMag ve dolayısıyla benle bir işbirliği yapmak istediler. Bunun için aylarca toplantılar yaptık. Sonunda bizim ofisteki tüm çalışanlarla gündemi değerlendireceğimiz bir canlı reality show yapma fikri ortaya çıktı. Ama her şeyin canlı olması olayı beni kendi ruhumun lunaparkının korku tüneline soktu ve "Ya yapmasak mı?" dedim. Yapmadık...

O KADAR ENAYİYMİŞİZ Kİ, ÖYLESİNE KOYDUĞUMUZ BİR ŞARKICI VİDEOSU 300 BİNLERİ GEÇMİŞ AMA BİZ REKLAMLARI BİLE AÇMAMIŞIZ DÜŞÜNÜN!

Üzerinden yıllar yıllar geçti, artık köşebaşındaki bizim bakkal Necati Amca bile kanal sahibi oldu. ÇapaMag hesaplarının ve mekanların kullandığı bir kanalımız vardı. Ve belirli aralıkla içerikler de yükleniyordu. Ama çok da ilgilenmiyorduk. Hatta bir baktık öylesine yüklediğimiz Serkan Kaya videosu 300 bin falan izlenmiş ve biz reklamları bile açmamışız. Gitti onca para.

TAKTİK MAKTİK YOK BAM BAM BAM

Neyse bir gün Sacit Abi ofise geldi. Laf lafı açtı. Serzenişler, serzenişleri kovaladı...

"Ya o zaman YouTube’da program mı yapsak?" dedim. İki gün sonra da Beraber ve Solo Serzenişler'in ilk bölümü yayınladık. Belki efsane izlenme sayısı almadık ama o kadar uzundu ki programlar izlenme sürelerimizle bayağı iddialıydık. Hiçbir ajans ile ya da profesyonel bir ekiple çalışmadık. Tamamen ÇapaMag ekibinin marifetleriyle 49 Bölüm yayınladık. Yani kısaca söylemek gerekirse; tattik maktik yok bam bam bam.

Ve işte yukarıda anlattığım tüm etkenler sayesinde bugün Brandweek İstanbul kapsamında Çağla, Arda ve naçizane bendeniz, Cenk Bülbül’ün moderatörlüğünde başarılı Youtuber’lar olarak bir panele katıldık.

"Panelden aklında kalan tek cümle ne?" diye soracak olursanız; "Bu adam sıyırmış diyenleri hayatımdan sıyırdım" dediğim andır. Konuşmamın en çok alkışlandığı yer de burasıydı, ne mutlu...

İŞİN SIRRI SAMİMİYETTE!

Üçümüz de kendi bakış açımızla Youtube’da iyi şeyler yapabilmenin standartlarını anlatmaya çalıştık. Benim için işin sırrı samimiyette ve farklı olabilmekte. Kendi ruhunun imbiğinden damıttığın o sadece sana özgü rengin tonunu ortaya koyabilmekte.

Sürüden ayrılmaktan, kalabalıktan uzaklaşmaktan korkmamakta bütün mesele. Gerek Youtube’da yaptığım programlarda, gerek değişik mecralarda yazdığım yazılarda ve gerekse de konsept danışmanlığı yaptığım mekanlarda hep aynı şeyi gözettim.

Yapılmamışı, yazılmamışı, denenmemişi denemeye gayret ettim. İki yol çıktığında karşıma, hep daha önce gidilmemiş olanı tercih ettim.

Eğer minicik, miniminnacık bir şey başarabildiysem hayatımda, işte sırrı buradır.

Samuel Beckett’in o ünlü sözü hep bir pusula, bir deniz feneri oldu bana... “Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil...”

Velhasıl aykırı olmaktan hiç korkmayın. Ve unutmayın; gemilerin en güvende olduğu yer limanlardır ama hiçbir gemi limanda beklemek için yapılmamıştır...