“Hayat hala bitmedi, yaşanacak güzel günler var…” - Ayla İbar
Ayla İbar
Ayla İbar

“Hayat hala bitmedi, yaşanacak güzel günler var…”

“Hayat hala bitmedi, yaşanacak güzel günler var…”

Yazarlar

Son Macera (Going in Style-2017)
Tür: Komedi, Polisiye / Yapım: Amerika / Yönetmen: Zach Braff

“Hayat hala bitmedi, yaşanacak güzel günler var…”

Sinemanın duayenlerini, gönülleri fetheden oyuncularını olgunluk dönemlerindeki performanslarıyla izlemek, onları beyaz perde de hala görmek umut verici. Tecrübeye, insana, yaşanmışlıklara ve emeğe saygıyı gözlemlemek çok güzel. Son yıllarda karımıza çıkan emekliler filmlerinden Last Vegas, The Bucket (Şimdi ya da Asla), Hızlı Emekli (Red, Red2) gibi yeni vizyona giren “Son Macera” da bunlara benzer, ünlü aktörlerin rol aldığı bir film.

Yönetmenliğini Zach Braff’ın yapıyor. Oyuncu kadrosuna bakınca fenomen olmuş birçok ismi bir arada görüyoruz; Morgan Freeman, Michael Caine, Alan Arkin, Ann Margret, Christopher Llyod, Matt Dillon, John Ortiz. Hepsi birbirinden önemli projelere imza atmış isimler, sanki starlar geçidi gibi bir film.

Film; emekli hayatlarında üç yakın arkadaşın sorunlarını, komedi türünde işliyor. Bu üç yakın dost Willie (Morgan Freeman), Joe (Michael Caine) ve Albert (Alan Arkin) tüm yaşamları boyunca maddi sorunlar yaşamış, ailelerine ve sevdiklerine istedikleri gibi destek olamamışlar. Hayatlarının bu döneminde de yine para sorunlarıyla uğraşıyorlar ve buna kökten bir çözüm getirmeye karar veriyorlar. Buldukları çözüm ise “bir bankayı soymak”. Ama bu üçlü sağlık problemleri olan, hızlı hareket edemeyen ve bir soygun planlamak için gereken hiçbir şeyi bilmeyen yaşlılar. Peki nasıl soygun yapacaklar? Samimi diyaloglar, arkadaşlık, dostluk ve aile ilişkileri derken kahkahalarla finale yaklaşıyoruz.

Filmin senaryosu çok özgün mü? Bence hayır. Ama iyi işlenmiş, yan karakterler, olaylarla ve diyaloglarla zenginleştirilmiş eğlendirici bir olay örgüsü. Oyuncu seçimlerine baktığımızda ise senaryoya uygunluğu ve performansları ayrı bir izleme keyfi yaratıyor. Görüntü yönetmenin, sanat yönetmeninin başarılı çalışmaları, kurgunun ilgi çekiciliğini de düşünürsek, gülümseten, izlemesi kolay olan bir film. İyi seyirler.

Sessizlik (Silence-2017)
Tür: Dram, Tarihi / Yapım: Amerika, Japonya, İtalya, Meksika / Yönetmen: Martin Scorsese

“Ünlü Yönetmen Martin Scorsese’nin Hristiyanlık ile ilgili son filmi… ”
Hristiyanlık dinini yaymaya çalışan misyonerlerin 1600’lı yıllarda Japonya’da geçen maceralarını konu eden dini bakış açısını propaganda aşamasına ilerleten “Sessizlik” filmi vizyonda yerini aldı.

Tarihi gerçekliklere dayalı senaryosu ile izleyicilere sunulan filmde; Budizm ve Şintoizm inançlarına sahip Japonya’da batıdan gelen Hristiyanlık dini büyük bir baskı görür. İnananlar farklı işkence yöntemlerine, zulümlere, baskılara maruz kalırlar. Kendilerini İsa’ya adamış, üstatlarını bulmaya çalışan Portekizli iki Cizvit rahibi de Japonya’da bu baskı ve zulüme hem maruz kalır ham de şahitlik ederler.

Filmin yönetmen koltuğunda 1947 New York doğumlu Oscar ödüllü usta yönetmen Martin Scorsese oturuyor. Sıkı Dostlar, Taksi Şoförü, Köstebek, Korku Burnu, Zindan Adası, Kızgın Boğa gibi sinema tarihi için önemli filmleri yöneten hemen hemen her konuya değinen ve kendine has bakış açısıyla yoğuran Scorsese değince; ünlü star oyuncular, şaşırtan, etkileyici bir kurgu, müzik yoğunluğu, aksiyon ağırlığı akla gelir. Ancak “Günaha Çağrı-1988” ve “Kundun-1997” filmlerine baktığımızda dini temaların yoğunluğu, durağan ve düz anlatımıyla alıştığımız tarzından farklı buluruz. Vizyona yeni giren Sessizlik’in (Silence) bunlara benzer olduğunu söylemek mümkün. Gerek türleri gerek işleyişi gerekse de ana teması birbirine benzeyen filmler. Ancak bu son film sanki biraz propagandaya doğru kaymış gibi.

Günaha Çağrı filminin dindar kesim tarafından eleştirilmesiyle birlikte New York’ta din adamlarına yapılan özel gösterimde Archbishop Paul Moore Jr. tarafından Scorsese’ye filme çekmesi için bir kitap önerilir. İşte bu kitap Japon yazar Shüsaku Endö’nın 1966 yılında yayınlanan “Silence” adlı kitabıdır. İlk olarak 1971 yılında Japon yönetmen Masahiro Shinoda tarafından sinemaya uyarlanan eser bu kez senarist Jay Cocks’ın kalemiyle Scorsese’ye emanet edilmiş. Scorsese kitabın film haklarını 1989 yılında satın almasına karşın çeşitli nedenlerle film ancak bu yıl vizyona girebilmiştir.

Hikâyede inananlar, din adamları, aklın alamayacağı işkencelere maruz kalıyorlar, inanılmaz baskılar görüyorlar. Bu inanç savaşı içinde kahramanların karamsar, kasvetli ruh hali tam olarak film atmosferinde hissediliyor. Senaryo, kurgu, ağır ağır işleyen akış, karanlık ve loş ışıklar izleyicilere de bu hissiyatı geçiriyor.

İzlemesi çok kolay olmayan filmde, oyuncu performansları (Andrew Garfield, Liam Neeson, Adam Driver) göz dolduruyor. Scorsese hayranları için iyi seyirler.