Güzel cesedin gizemi neydi? - Ayla İbar
32℃
İstanbul
24 Temmuz 2017
Ayla İbar
Ayla İbar

Güzel cesedin gizemi neydi?

Güzel cesedin gizemi neydi?

Yazarlar

1) Otopsi (Autopsy-2017)

Tür: Korku, Gerilim / Yapım: Amerika, İngiltere /Yönetmen: Andre Ovredal

“Güzel cesedin gizemi neydi?”
Son yıllarda korku, gerilim sinemasında izleyiciyi etkileyecek, gerektiği gibi gerecek ve kendi içinde tutarlı, inandırıcı olacak senaryo bulmak zor olmaya başladı. Doğa üstü olaylar, gizemli cinayetler, uzaylı varlıklar derken hem birçok konuya hem de bu konuların işleyişine alıştık. Kan revan içinde kopan kollar bacaklar, hep aynı gözüken canavarlar, gizemli evler, ormanlar, nehirler o kadar bilindik oldu ki “bu film, gerçekten enteresandı” demek zor olmaya başladı. Yine karşımızda çok da yabancı olmadığımız bir senaryo ile “Otopsi” filmi var.

Yönetmenliğini Andre Ovredal’ın yaptığı, başrolleri Emile Hirsch (Austin), Brian Cox (Tommy), Ophelia Lovibond’ın (Emma) üstlendiği filmin konusuna baktığımızda müstakil bir evde adli tıp görevlileri baba oğulun, bir gecede yaşadıkları gizemli olayları işliyor. Evlerinin alt katını morg haline getiren Tommy ve Austin (baba-oğul) ceset incelemelerini ve raporlarını burada hazırlıyorlar. Yıllardır yaptıkları işlerinde uzmanlaşan bu ikili hayatları ile ilgili karar almak üzereyken cinayet mahallinden incelenmek üzere çok güzel bir kız cesedi geliyor. Cinayet olayının çözümlenmesi için acil olarak ölüm nedenini ve sebebini araştırmaya başlayan aile her adımda gizemli olaylar zincirine girerek gerilimi yükseltiyor.

Sanat yönetimi ve mekân tasarımlarında inandırıcılığı yakalayan yapımda, abartısız oyunculuk, ses ve efektlerin yerinde kullanılması, gizemi tetikleyen kurgu, bilimsel detaylar ile seyri kolay bir film ortaya çıkıyor. En önemli unsur ise gereksiz kahramanlık gösterilerinin olmaması. Ancak çok sıra dışı bir senaryo, merakla beklenen son, şaşırtıcı detaylar ile süslenmiş demek pek doğru olmaz. Sıradan ama abartısız, tek mekânda geçen bir gerilim, korku filmi. İzlemek isteyenlere keyifli seyirler.

2) Kabuktaki Hayalet (Ghost in the Shell-2017)
Tür: Aksiyon, Bilimkurgu / Yapım: Amerika /Yönetmen: Rupert Sanders

“Yeni bir seri mi başlıyor?”
Amerikan sinemasının feminen güzellerinden Scarlett Johansson‘ın yeni filmi “Kabuktaki Hayalet” büyük bir reklam kampanyası ile birlikte vizyonda. Johansson son dönemlerde aksiyon, bilimkurgu türlerinde aranılan yıldızlardan oldu. Verdiği röportajlarda silahlara merakından hatta iyi silah kullandığından bahsediyor. Aksiyon dolu bu yeni filmde de hızlı ve akıllı bir üst düzey askeri oynuyor. Film beklenen gişeyi alır, ilgi çekerse seri-filme dönüşecek gibi.

Filmin konusuna şöyle bir baktığımızda; hikâye gelecek dünyasında geçiyor. Renkli, ışıl ışıl biraz da karmaşık bir dünya (zaten ya ışıl ışıl olur ya da beyaz soğuk). Bilimsel çalışmalar çok ilerlemiş; yapay insan organları, yarı insan varlıklar, zihinsel yolculuklar, zihinsel iletişimler, ileri teknolojide araçlar kullanılıyor. Ama yine suç, terörizm devam ediyor. Özel askeri operasyonlar biriminin başında ise hikâyenin kahramanı olan Binbaşı (Scarlett Johansson) bulunuyor. O insan beynine, zihnine sahip yapay bir vücudu olan savaşçı kadın. Binbaşı, kaza geçiren genç bir kadının beynini yapay bir vücuda taşınması sonucu hayat olmuş. Birçok mükemmel özelliğe, güçleri sahip ama beynini aldığı kadının tam olarak hatırlayamadığı anılarının etkisinde. Bu kusursuz güçlü, yetenekli, güzel Binbaşı suçla mücadele ederken kendi gerçeklerini, eski yaşamını da arıyor.

Öyle bir konu ki bu; insanı insan yapan sadece beyni, zihni, anıları ise vücudun kusursuz parçalarla değiştirilmesi ya da tümüyle yenilenmesi mükemmel olmaz mıydı? Hastalık yok, kanser yok, sakatlık yok, çirkin olmak yok ve hatta yaşlanmak da yok. Düşünsenize bozulan parçaları istediğiniz gibi değiştiriyorsunuz. İsterseniz komple yeni bir vücut ile devam ediyorsunuz. Acılı estetik ameliyatları, milyon dolarlık güzellik tedavileri, kremlere hiç ihtiyaç yok. Spor yapmak gerekmiyor, rejim ise çok anlamsız. Sadece beyni koruyarak sonsuz yaşam. Enteresan değil mi? Belki bazı eksik olan (vücutla bağlantılı) hisleri de tamamlarsak bu gelişen teknoloji de daha da kusursuz olur mu acaba?

Fantastik olarak nitelendirdiğimiz bu senaryo belki de yüzyıllar sonra benzer özelliklerle yaşanabilecektir, kim bilir? Geçmişte bilimkurgu filmlerde gördüğümüz ve fantastik bulduğumuz cep telefonu, televizyon, internet, havada-uzayda-denizaltında yolculuk gerçek oldu. Bakalım bilim adamlarının çalışmaları ile daha neler farklılaşacak yaşamımızda ve bize olağan, normal gelecek.

Gelelim filme etkileyici bir giriş sekansı ile başlıyor. Bir insan beyninin yapay bir vücuda yerleştirilmesini muhteşem görsel efektler, tasarımlar ile gösteriyor. Çok etkileyici bir bölüm. Tüm film de aynı yansımaları görmek mümkün; görüntü yönetmeni, sanat yönetmeni, tasarım ekibi, kostüm ve makyaj bize görsel bir şölen yaşatıyor. Konu da birçok filmde ve televizyon dizisinde başarı yakalamış, ilgi çekicilikte. Ama senaryo, olay örgüsü, karakterler ve oyunculuk filmden beklentileri karşılamakta zorlanıyor. Abartılı, zorlama bir film olarak akıllarda kalıyor. Bilimkurgu meraklılarına keyifli seyirler.

İlk yorum yazan siz olun.
Yorum Yap