Gülper Özdemir:"Kültür mozaiği içinde büyüdüm" - Magazin
20℃
İstanbul
24 Eylül 2017
Garsonluktan oyunculuğa... New York'tan İstanbul'a...

Gülper Özdemir:"Kültür mozaiği içinde büyüdüm"

Ekranın yeni yıldızı Gülper Özdemir, Kanal D’nin yeni dizisi ‘Tutsak’ın baş rolünde yer alıyor. Onun, Frankfurt’tan Hindistan’a uzanan bir yol hikâyesi var.

Magazin
Gülper Özdemir:"Kültür mozaiği içinde büyüdüm"

Gülper Özdemir’in yer aldığı diziden sonra hayatı değişti. Pamir Pekin ve Caner Şahin’le birlikte rol aldığı ‘Tutsak’, salı 20.00’de Kanal D’de yayınlanıyor.

58e2342a7af50729a4bb2b5a

Genç ve güzel oyuncuyu yakından tanıyalım:

“Annem ve babam Sinoplu. Orada tanışmışlar. Sonra babam ekonomi alanında yüksek lisans yapmak için Frankfurt’a gitmiş, bir süre sonra annemi yanına almış. Babam okuyor, annem çalışıyormuş. Ben orada dünyaya geldim. İranlı, İtalyan, Afrikalı; farklı birçok kültürden arkadaş edinip ‘kültür mozaiği’ içinde büyüdüm.”Gurbetçi hikâyelerinden alışık olduğumuz aidiyetsizlik hissi, bu sebeple olsa gerek, Gülper Özdemir’de yok. “Hiçbir zaman ben Türk müyüm Alman mıyım gibi şeyler düşünmedim. Hep dünyalıydım” diyor.

Lisede ilk kez Bonnie & Clyde’ın Bonnie’si olarak bir tiyatro oyununda rol alıyor. Çıkış, o çıkış. Ama kolunda altın bileziği olsun istediği için işletme okuyor. Her şey güzel giderken, zamanla yaşadığı şehir ona yetmiyor. Yeni yerler, kültürler keşfetmek istiyor. Ama yaşı henüz 16. Anne babası başta karşı çıkıyor ama o sırt çantasını takıp dünya turuna başlıyor: “İlk durağım Malta’ydı. Sonra Londra, Güney Hindistan, Güney Afrika, Dubai... Paris’te oyunculuk dersleri aldım, New York’ta tiyatro yaptım. Hem okudum, hem çalıştım.”

"TOLERANSLI OLMAYI ÖĞRENDİM"

Gittiği her ülke ona yeni ufuklar açıyor. Özellikle Güney Hindistan’daki deneyiminin yeri başka: “Haydarabad’da bir ailenin yanında kaldım. Bir yanda kilise çanları çalıyor, bir yanda ezan okunuyordu. Yanında kaldığım aile Hinduizm dinine mensuptu, onlar da çanlarla dua ediyordu. Orada toleranslı olmayı öğrendim. O ailenin maddi statüsü yüksekti. Ama sokağa çıktığımda fakirlikten dolayı çıplak dolaşan çocukları görüyordum. Bu yaşadıklarım algılarımı açtı. Etrafıma daha çok bakmayı öğrendim. New York da beni çok etkileyen başka bir yer oldu. Çünkü orada insanlar birbirini yargılamıyor ve her noktada kendin gibi olabiliyorsun.”

gAlper-Azdemir_1

GARSONLUK YAPARKEN KEŞFEDİLDİM

Peki bu sonsuz seyahat tutkusunun içinde Türkiye nereye düşüyor? “Aslında aklımda yoktu. Frankfurt’ta öğrenciyken bir yandan garsonluk yapıyordum. O sırada Türk bir ajansın ekibiyle tanıştım. ‘Yüzün çok güzel, fotoğraflarını versene’ dediler. Ama sonra ne arayan oldu ne de soran. Üç sene geçti, artık New York’a gitmiştim. Bir cast direktörü o ajans üzerinden beni buldu. ‘Filinta’ isimli dizide başrol teklif ettiler. Tabii sektörü bilmediğim için ‘Çekimlere haftada bir gelebilirim’ dedim. Şartlarımız uymadı, üniversitemi yarıda bırakamazdım. Okulun bittiği sene Ay Yapım’dan haber geldi ve her şeyimi toplayıp İstanbul’a geldim.”

İstanbul’a geldiğinde yanında annesi, kalbinde korku varmış: “Kimseyi tanımıyordum. Başlarda ailem buralı olduğu için çok çabuk alışabileceğimi sandım ama işler düşündüğüm gibi ilerlemedi. Tam anlamıyla bir kültür şoku yaşadım. İstanbul benim için ilk görüşte aşk değildi, sonradan sevmeye başladım.”