Gülben’den mesaj var!

İzzet Çapa

Bizim uzun kulak Burak’ın Erhan Çelik’in masasından yaptığı canlı yayından sonra ilk mesaj Gülben’den geldi!

O masada konuşulanları noktasına virgülüne dokunmadan ve hiç yorum katmadan yazmıştım!

Buyurun bunlar da Gülben’in bana attığı mesajlar ve benim cevaplarım; yine noktasına virgülüne dokunmadan…

GÜLBEN: İzzet yazdığın yazı baştan sona senaryo… Tamamı “yalan…”

İZZET: Ben en ufak bir yorum katmadım! Erhan Bey’in balıkçıda arkadaşlarıyla konuştuklarını yazdım. Yazmamı istediğin bir şey varsa not olarak yolla bana onu da yayınlarım.

GÜLBEN: Ayıp ediyorsun, tamamı yalan dememe rağmen… Notum yok yazman için, teşekkür ederim sağol… 28 gün oldu…

İZZET: Ben ayıp etmiyorum Gülbenciğim. Erhan Çelik’in yan masasında oturan Burak, bunları birebir dinlemiş. Yalansa çıksın Erhan Bey yalan desin! Bu dört gün önceki bir konuşma. Zaten ‘Türkiye’den özür dileyeceğim eğer bu konuşmalar masada geçmediyse’ diye yazdım…

GÜLBEN: İzzet yan masadan duyduğun şeylerde benimle ilgili suçlamalar var ya… Onlar yalan, senaryo diyorum sana baştan sona… Sen hala dinlemiş diyorsun… Nasıl istersen öyle olsun… (Bu cümleden hiç hoşlanmadım, inşallah ben yanlış anlamışımdır)

İZZET: Sokaktaki bir adamın anlattıklarını değil, öyle ya da böyle 3 yıl boyunca senin hayat arkadaşın olmuş, sevdiğin bir adamın söylediklerini yazıyorum ‘Hayır ben bunları anlatmadım İzzet yalan yazmış’ desin, senden değil memleketten özür dileyeceğim. Kaldı ki, tek cümlelik yorumum bile yok! Eğer ben kötü bir adam olsaydım 3 yıl önce bana yanlışlıkla gönderdiğin o fotoğrafı kullanırdım. Olayları tümüyle değerlendir lütfen, tekiyle değil. Saygılar…

Peki neydi o fotoğraf?

Madem öyle şimdi anlatmak farz oldu!

Gülben Ergen ile röportaj yaptım 4 sene önce…

Röportajdan sonra da Gülben’den fotoğraflar istedim.

Fakat gönderdiği resimler arasında bir de ne göreyim?

Baktım Erhan Çelik ile sarmaş dolaş bir kare!

O zamanlar bu ilişkinin esamesi bile okunmuyor!

Üstelik Gülben de Hürriyet yazarı filan değil.

Haberin ağa babası düşmüştü kucağıma…

Ama madem ki aramızda bir selam var, madem ki bu fotoğraf yanlışlıkla gönderilmiş diyerek aynen iade ettim. Yanında şöyle bir notla… “Herkes ben değil, gönderilerine dikkat et, başkasının eline geçerse manşet olursun!”

Mevzu bahis fotoğraf bu fotoğraftı işte!

Peki bu Gülben’in beni ilk yalanlaması mı?

Hayır efendim!

Aynı Gülben, geçtiğimiz yıl Erhan Çelik hakkında attığım “Bindiğim taksinin şoförü 'Bu halk, TRT’yi Erhan Çelik’e 200 bin lira maaş versinler diye mi darbecilerden kurtardı?' dedi, sustum kaldım!” tweetinden sonra da mesaj bombardımanına tutmuştu beni!

Şimdi onları da yayınlamanın vakti geldi; yine noktasına virgülüne dokunmadan…

GÜLBEN: Pişt yakışıyor mu sana? Yazdığın abartı maaş zaten atmasyon… Darbeye bağlaman hem yanlış, hem yalan, hem de abartı! Ortada böyle bir durum yok, yazdığın doğru değil!

Gördüğünüz gibi Gülben cephesinde özneler değişiyor, yalanlamalar ve cümleler sabit…

Bense Erhan Çelik’i eleştirirken de yalancı, onun anlattıklarını aktarırken de!

Çok şükür…