Faruk Bildirici'ye ombudsmanlık öğretmek elbette haddim değil ama...

İzzet Çapa

Tamam magazin diyeti yapıyoruz dedik; sözümüzün de arkadasındayız. Ancak bu mesele magazinden çok öte, gazeteciliğin kara sahasına girmekte. Ve hatta en temel meslek prensiplerini de tarumar etmekte. O yüzden de yazmak boynumuzun borcu ve uzatmadan hadi gelelim sadede...

Kelebek yazarlarından Onur Baştürk, Instagram hesabında sürekli aynı marka otomobilin değişik modelleriyle arz-ı endam ediyor uzun zamandır. Açıkçası ilk günden beri farkındayım fecaatın ama Onur pek ilgi alanıma girmediğinden gülüp geçtim.

Ve fakat bugün Hürriyet’in okur temsilcisi bütün köşesini bu konuya ayırınca iki kelam etmek farz oldu. Çünkü Bildirici meselenin ana noktasını es geçerek tabiri caizse etrafında nafile tur atıyordu.

Usta ombudsman, bu tip yazıların ayan beyan otomobil firmasının reklamı olduğunu söylüyor ancak böylesi durumlarda kiralama ücretinin Hürriyet tarafından ödenmesi gerektiğinin de altını çiziyordu.

Zurnanın zırt dediği yer de işte tam burası. Çünkü Bildirici'ye göre otomotiv firması Onur Baştürk’e markasını tanıtması için aracı bedava vermiş. Gazetecilik ilkelerinin ihlal edildiği yer de bundan ibaretmiş.

Yani Onur o yazıları üç beş gün bedava arabaya binmek için yazıyormuş.

Geçiniz efendim...

Elbette iyi niyetinden ve hanut işlerini bilmediğinden böyle yazmıştır Faruk Bey eminim...

Ancak vaziyetin gerçek yüzü hiç de onun kaleme aldığı gibi değil.

Ben piyasada konuşulanların yalancısıyım, arkadaşlar bu araçları belli bir ücret karşılığında alıp, reklamını yapıyor. Yani iddialara göre bu tam anlamıyla bir lansman ve sevgili Kelebek yazarı da bu işten ciddi paralar kazanıyor.

Neler neler konuşulmuyor ki bu otomobil lansmanlarıyla ilgili...

Araba kullanmayı bilmeden araç reklamı yapan hanımefendi köşe yazarları, ehliyeti bile olmamasına rağmen kıtalar arası otomobil tanıtımına giden eski yayın yönetmenleri, gırla gidiyor.

Nerden mi biliyorum?

Tam da bu gerekçelerle mahalleninin namusunu kurtarmak adına ilahlara kurban ettiğiniz Gökhan Kimsesizcan orada...

Keşke açıp bir de ona sorsaydınız bu işleri. Hanut işlerinin üzerine nasıl yıkıldığını madde madde anlatmıştı oysa müfettişlere...

Gözlerimizin önünde bir Kelebek yazarı, iyi niyetli Bay Bildirici’nin tasavvur bile edemeyeceği bir şekilde rant elde ediyor sözün özü.

Eskiler bunun adına ‘çift çanta İzmir torba' derlerdi. Hürriyet’teki şöhretinle Instagram hesabını şişir ve orada da kafana göre çalıştığın kurumun yayın ilkelerini tam anlamıyla kevgire çevirip istediğin ürünün reklamını yap ve paraları indir.

Sevgili Bildirici, durum sizin yazdığınızdan çok daha vahim. Hal böyle iken, ben her zamanki sorumu sorup bitireyim. Bunlar bu kadar fütursuzca nasıl pazarlıyorlar koskoca Hürriyet’i ve bu büyük rant çarkının perde arkasındaki gerçek patron kim?

İşte bu soruların üzerine gidebildiğiniz gün gerçek anlamda bir ombudsman olacaksınız ve karşınıza çıkan isimleri gördüğünüzde biliyorum çok şaşıracaksınız, belki de küçük dilinizi yutacaksınız.

Çünkü Hürriyet’teki çürüme çok tepelere kadar gidiyor ve maalesef görüyorum ki o isimler sizin kapsama alanınıza girmiyor - giremiyor...

Ama görenler de var unutmayınız ve hiç olmazsa bari siz üç maymunu oynamayınız. Haksız mıyım Sayın Bildirici?