Eren dediğin bir küçük uşak...

Zakir Avşar

Maçka’yı çok severim. Karadeniz’in her yanını severim, ama türküsü olan yerleri bir başka severim. “Maçka yolları taşlı/geliyor kalem kaşlı…”

Maçka’yı şimdi bir başka sevdim, çok daha fazla sevdim… Erkeği, kadını, çocuğu, genci, yaşlısı ile bu vatan için canını ortaya koyan yiğit insanların, çilekeş, vefakar, fedakar insanların yurdu…

Eli kanlı PKK terör örgütü, yıllardan beri Karadeniz’de tutunmaya, cephe açmaya uğraşıyor. Başaramadı, başaramayacak.

Bunun için diğer terör örgütlerinin taşeronluğuna başvuruyor.

Bölgedeki sol, sosyalist, komünist, marksist karakterli terör örgütlerinin elemanları üzerinden zaman zaman eylemler, sızma hareketleri ile Türkiye’yi destabilize etmek için uğraşıyor.

Böyle insanını korkutamıyor, yıldıramıyor; yandaş, yardakçı temin edemiyor. İaşe, erzak konusunda rahat edemiyor. Dağlarda, yaylalarda, orman içlerinde varlığını sürdürebilmek için lazım olan her türlü malzemeyi temin etmesi mümkün olamıyor.

Karadeniz insanı, yediden yetmişe şuurlu, bölgesinde hissettiği en ufak bir anormalliği güvenlik güçlerine aktarıyor. Güvenlik güçleriyle birlikte kendisi de teröriste ve eşkiyaya karşı mücadeleye girişiyor.

Çok şükür ki, bu duyarlılık PKK’nın ve diğer terörist yapılanmaların tüm çabalarına rağmen bölgede zemin bulmasının önüne geçiyor. Daha kanlı, büyük eylemler peşinde olan örgütler Karadeniz’de amaçlarına ulaşamıyorlar.

Önceki gün maalesef Maçka’da bir evin ambarından yapılan hırsızlık evin çocuğu tarafından güvenlik güçlerine bildiriliyor, bunun üzerine bir keşif ihtiyacı doğuyor ve sonrasında olanlar malum…

Bir askerimiz ve henüz 15 yaşındaki Eren Bülbül teröristlerin açtığı ateşle hayatlarını kaybediyor; şehit oluyorlar…

Tüm Türkiye’yi derin bir üzüntüye boğan Eren’in şehadeti üzerine kuşkusuz ki düşünmemiz gereken pek çok konu var…

Bunlardan ilki, teröre karşı her ne olursa olsun tek yürek olmak, milli bir duruş sergilemek ve bu topraklardan terörün her türlüsünü bir daha ortaya çıkmamak üzere kazıyıp atmaktır. Bunun için de, başta siyasi partilerimizin, sivil toplumun, her türlü örgütlü inisiyatifin aynı duyarlılığı sergilemesi elzemdir. Devleti suçlayan, güvenlik güçlerini töhmet altında bırakan, buradan hükümete yönelik eleştiriler getirmek isteyenlerin söylemlerinin çok dikkatli irdelenmesinde yarar vardır.

Hükümetler eleştirilmez değildir, ancak terörizme karşı mücadelede sorumluluğun büyüğünü taşıyan hükümetlere yönelik eleştirilerde insaf ölçülerini ve iyi niyeti kaybetmemek ortak geleceğimiz için zaruridir.

Eren henüz 15 yaşında bir çocuktu. O’nun da yaşayabileceği güzel günler vardı. Milliyetçi bir duyarlılık içinde, kendi ambarlarından çalınan erzakın yani alınterinin, emeğinin peşine düşmesi, her kim tarafından yapılmış ise bulunmasını istemesi kadar doğal ve kutsal bir şey olamaz. Emek, alınteri kutsaldır…

Katillerin, teröristlerin PKK ve Marksist taşeronları olması ne yazık ki söz konusu emek olunca mangalda kül bırakmayan bazı çevrelerin, insan hakları savunucularının bu konuda bir duyarlılık göstermesine mani gibi görünüyor…

Eren’in milliyetinin Türk, yüreğinin ülke ve millet sevgisi ile dolu olması, onun bir çocuk olduğu ve teröristlerin kurbanı olduğu gerçeğini ortadan kaldırabilir mi?

Teröriste ses çıkarmayan, teröristi arkalayan, Eren’in terörist saldırıya kurban olmasından bile devlete, güvenlik güçlerine eleştiri çıkarmaya uğraşanlar biliniz ki akıttığınız kanda boğulup, yok olacaksınız…