Diriliş

Mete Yarar

Mete Yarar

Süper haber okuyucularına merhaba demek istiyorum. Bundan sonra internet üzerinden yazılarımı buradan takip edebileceksiniz. Elimden geldiğince yazılarımla ve son dakika haberler ile karşınızda olacağım. Yıllardır dostum olan Cengiz Er ile beraber farklı bir şeyler yapacağımıza inanıyorum. Okuyucular buranın sahibi olduğuna göre “ hoş bulduk “ diyelim ve lafı uzatmadan yazıya geçelim.
DİRİLİŞ
Beni bilenler bilir yıllardan beri ya olayı yerinde araştırdıktan sonra ya da birkaç yerden teyit ettirdikten sonra yazar veya söylerim. Son dönemde yaşanan terör sarmalının sebebini araştırmak adına neredeyse dünyanın çevresi kadar bir mesafeyi iki ayda dolaştım. Bütün sözde öz yönetim ilan edilen yerleri gezdim. Hem işin güvenlik boyutunu hem de insani boyutunu sora sora öğrenmeye çalıştım. Silvan, Diyarbakır, Sur, Şırnak, Cizre, Silopi, Mardin, Derik, Silvan'da bulundum. Şimdi de buradaki izlenimlerini sizlerle paylaşacağım.
Öncelikle ilk söyleyeceğim söz “ Türkiye’deki terörün nedenini yalnızca iç nedenlere bağlamaya çalışmayın. Dış gelişmeler artık Türkiye’nin iç gelişmelerini kullanır hale gelmiştir.”
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşananları PKK üzerinden değerlendirmek ve okumaya çalışmak işin özünü kaçırmaya yol açar. Bugün Türkiye’nin sorununu KCK üzerinden ve bölgesel dengeler üzerinden okumaya çalışmakla anlaşılabilir. Bölgede kurulan bomba düzenekleri ve barikat sistemleri bir çalışma ürünüdür.
Şehir şehir değişiklik gösterse de bir ortak akıl tarafından planlanmış. Her barikatın nasıl dizayn edileceği, etrafına ne kadar bomba düzeneği konulacağı ve hangi silahlar ile korunacağı tek tek hesaplanmış. Öz yönetim ilan edilmeden önce bu planlar Suriye’de adını vermeyeceğim bir yerde onaya gönderilmiş. Son hali orada verildikten sonra uygulama için hazırlıklar yapılmış.
Çeşitli duyumlara göre ilçe bazında yurt dışından gelen bazı kişiler tarafından yerinde incelemelerde bulunulmuş. Yerin altına, logarlara ve mazgallara gömülecek bombalar bir düzen içinde yerleştirilmeye başlanmış.
Hiç kimse bu olaylar 7 Haziran'dan sonra başladı safsatasına inanmasın. Suruç katliamı sonrası PKK'nın devreye girerek terörü buraya taşıması ve Suriye’deki yabancı ülkelerin ilerlemesi yalnızca bir rastlantı değildir. Amaç Türkiye’nin kırmızı çizgilerini koruyamayacak kadar iç sorunlarla boğuşması sağlamaktır.
Düşünsenize PKK şehirlere inip bölgede yaşayan Kürtlerin tepkisini çekmeye göze alacak, camilerde ezan yerine marşlar çaldıracak, ambulanslara ateş edecek, cami yakacak, barikatlar ile insanları hapis edecek. HDP tam barajı aşmış ve üçüncü parti durumuna gelmişken bunu yapacak.
Israrla söylüyorum şu anda Güneydoğu'da “Yalnızca PKK ile değil yabancı lejyonlarla da mücadele ediyoruz ” Bu gerçeklik anlaşılmadıkça toplum olarak da bir uyanış içine gireceğimizi de düşünmüyorum.
Bu yaşanan süreci eğer biz anlamazsak kim anlar onu da bilmiyorum.
İşi doğru anlamak için biraz tarihe doğru dönerek bakmak gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizin neredeyse yarıya yakını muhacir olması nedeniyle söylediklerimde oldukça net olarak anlaşılacaktır.
Hepimiz çocukluğumuzdan beri onlarca tarihi kitap, film, dizi veya söyleşiyi takip ederek büyümüşüzdür. Üstüne üstük muhacir çocukları olmamız hasebiyle de topraklarından çeteler vasıtasıyla nasıl atıldıklarını, ninelerimizin yollarda yaşadıkları dramları ve yetim, öksüz kalışlarını defalarca onların ağızlarından dinlemişizdir. Çetelerin sayılarının birkaç kişiden bir anda binlerce kişiye nasıl ulaştığını anlatmışlardır. Kimsenin önce bu sorunları önemsemediğini ardından o güzel toprakları nasıl bırakıp çıktıklarını ders verir gibi anlatmışlardır.
O toprakları savunmak için giden vatan evlatlarının çeteciler tarafından nasıl şehit edildiklerini anlatır bir çok hikaye kitabımız. Edirne şehri bir mülteci şehrine dönüşü ve yüzbinlerce insanın tren istasyonlarında ülkenin içine doğru gitmek için bekleyişleri üzerine onlarca resim yapılmıştır. Bu yalnızca Balkanlar'da yaşananlardır. Bunun Kafkasya’sını, üstüne bir de Ortadoğu’sunu eklerseniz milyonlar son umut olarak bu topraklara sığınmıştır.
Ben tarih kitaplarının zafer kısımlarını okumaktan çok yenilgi bölümlerini okumayı tercih ederim. Bütün alınması gereken acı dersler hep orada vardır ve o dersler sayesinde ayakta kalırsın. Bugün yaşananlara bakarken bir de muhacir gözünüzden bakmanızı tavsiye ederim. Eğer öyle bakarsanız, tarihte on altı Türk devleti kurmakla övünmeyip, 'neden yıkıldılar' diye de soru sorarsınız.

Diğer Yazıları