Dalida (2017) - Ayla İbar
Ayla İbar
Ayla İbar

Dalida (2017)

Dalida (2017)

Yazarlar

Tür: Biyografik, Dram / Yapım: Fransa / Yönetmen: Lisa Azuelos

“Dünya starı Dalida’nın hüzünlü ve ışıltılı hayatı beyaz perdede karşımızda”

Dalida’nın hayatını anlatan sinema filmi sevenleriyle buluşmaya devam ediyor. Dalida filmi “İlk Görüşte Aşk”, “Kahkaha”, Ne Kadar Güzelsin” filmlerinden hatırladığımız 1955 Fransa doğumlu kadın yönetmen Lisa Azuelos tarafından beyaz perdeye aktarılıyor. Dalida ile aynı ülkede yaşamış, yaşı itibarıyla sanatçının bir dönemine de şahitlik yapmış kadın yönetmen, sanatçının gerçek yaşam öyküsünü Dalida’nın erkek kardeşi Orlando ile birlikte kaleme de alıyor.

Dalida’nın hayatını izlerken; gerçek sahne görüntülerine, yaşamına bakarken ülkemiz süper starı Ajda Pekkan’ı hatırlamadan geçemiyorsunuz. Sahne performansları, dans figürleri, Japonca, Yunanca, Fransızca, İtalya gibi birçok dilde şarkı söylemesine kadar bizim starımızı hatırlatıyor.

Bu kadarla da kalmıyor tabii başarıları da benziyor. Sinema ile başlayan kariyer sonrasında ses sanatçısı olarak devam eden şöhret, Olimpia konserleri, dünyaca ünlü isimlerle düetler (Julio Iglesias başta olmak üzere) gibi. Ama en önemli fark Dalida’nın yaşamını 54 yaşındayken tamamlaması, bizim starımızın ise 70’li yaşlarında şarkıları dillerde, hala tüm konser alanlarını hınca hınç doldurarak popülaritesinden ve güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemesi herhalde.

Dalida o yıllarda o kadar çok ülkede tanınıyor ve müzik dünyasında fırtına gibi esiyor ki ülkemizde de ses sanatçıları onun şarkılarından etkileniyor ve pek çok şarkısını Türkçe seslendiriyor. Bu sanatçılar; Ajda Pekkan, Zeki Müren, Tanju Okan, Özdemir Erdoğan, Selçuk Ural, Alpay, Ayla Algan, Berkant, Ayten Alpman, Hümeyra gibi isimler.

Parole Parole, Ti Amo, Lady D’Arbanvilla, Besame, Salma Ya Salma...

Peki bunlar hangi şarkılar: Palavra Palavra (Parole Parole), Mutlu Bütün Şarkılar (Quand S’Arrent Les Violons), Gönlümdeki Saraya (Salma Ya Salma), Aşkı Bulacaksın (Gigi L’Amoroso), Gönül Ferman Dinlemez (Tzigane) gibi liste uzayıp gidiyor. Bunların yanı sıra orijinal dilinde hepimizin bildiği şarkıları; Ti Amo, Besame Mucho, Bang Bang, Lady D’Arbanvilla, Darla Dırladada… Hatta bazıları İngilizceye çevrildikten sonra tekrar meşhur oluyor.

Bang Bang

Yıllar sonra Kill Bill filmi ile tekrar popüler olan “Bang Bang” İngilizce versiyonu ve yeni düzenlemesi ile Bang Bang (My Baby Shot me Down) hala kulaklarımızda. Bir diğeri ise ağıt olarak yazılan sözleriyle ve Cat Stevens sesiyle Lady D’Arbanville şarkısı.

Fransa’nın Dalida’sı Mısır’ın Güzellik Kraliçesi

Peki kim bu Dalida? İtalyan bir ailenin 1933 Mısır Kahire doğumlu Yolanda Cristina Gigliotti adında kızı. Yolanda ya da diğer adıyla Dalida küçük yaşta keman ve viyolonsel çalıyor, ses dersleri alıyor. 1954 yılında Kahire’de Mısır Güzellik Yarışmasında ise birinci seçiliyor. Bir model olarak çalışırken Fransız Yönetmen Marc de Gastyne ile tanışıp ardından Paris Fransa’ya yerleşiyor ve Fransız vatandaşı olarak hayatını devam ettiriyor.

Bambino ile gelen Altın Plak

Çeşitli sinema filmlerinde rol alan ama aradığını bulamayan Dalida 1957 yılında ikinci single çalışması “Bambino” ile ilk altın plağını alarak şöhreti yakalıyor. İtalyanca, Arapça, Fransızca şarkılar söylerken bunların yanı sıra İbranice, Japonca, Yunanca da olmak üzere toplam on dilde de şarkı söylemeye ve dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

1961 yılında Lucien Morisse ile ilk evliliğini yapan Dalida hemen arkasından Jean Sobieski ile ilişki yaşıyor. 1966 yılında Luigi Tenco evlenmeyi planlayan sanatçı Tenco’nun intiharıyla büyük bir ruhsal çöküş yaşayıp intihara teşebbüs ediyor. Ardından yoga ve meditasyona başlayan, Hindistan ziyaretleri yapan Dalida’nın hayatına giren erkekler art arda devam ediyor.

Dalida artık Sarışın

1964 yılında saçlarını sarıya boyayarak ilk defa sarışın olan Dalida, hayatı boyunca da bu özelliği ile anılarak kadınlara, genç kızlara örnek olmayı başarıyor. Saçları, kıyafetleri hep taklit ediliyor.

1965 yılında Theodorakis’in bestesi olan “Zorba the Greek” adlı şarkıyı Dalida sesiyle ve dans figürleriyle tüm dünyaya tanıtıyor.

23 yaşında ilk kez Olimpia ve 55 Altın Plak, İlk Elmas Plak

1956 yılında Olimpia’da ilk kez şarkı söylüyor. 1961 yılında ise baş artist olarak Olimpia’da gönülleri fethediyor. 1972, 1974, 1977, 1981 yıllarında Olimpia’da konserlerine devam ederken toplam 55 Altın plağı ve ilk defa verilen Elmas plağı evine götürüyor. 1973 yılında Alain Delon ile “Paroles Paroles” adlı şarkıyla yaptığı düet ise dünyada o dönemde en çok konuşulan müzik olaylarından oluyor.

Dalida İnönü Stadyumunda

1978 yılında Beşiktaş Futbol takımının 75. Yıl kutlamaları için Dalida Türkiye’ye davet ediliyor. İnönü Stadyumu’ndaki maçın başlama vuruşunu yapan sanatçı, futbolcularla ve Beşiktaş formasıyla tüm gazetelere manşet oluyor.

Dalida’nın son konseri Antalya’da

Tekrar Türkiye’ye geliyor. Sanatçı 29 Nisan 1987 tarihinde yani hayata gözlerini kapatmadan dört gün önce Antalya’da dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in de izlediği bir konser veriyor. Bu Dalida’nın son konseri oluyor. Fransa’ya dönen sanatçı 3 Mayıs 1987 tarihinde intiharla hüzünlü, ışıltılı hayatını sonlandırıyor. Tüm dünyayı yasa boğuyor. Halen Paris’de Montmarte Mezarlığı’nda birebir kendi boyutlarında heykeliyle ziyaretçilerini kabul ediyor.

Gelelim filme; senaryo Dalida’nın hayatını müzik kariyerinin ilk günlerinden alıyor, adım adım yükselişi, evlilikleri, aşk ilişkileri, beklentileri, sorunları, ailesi ve intiharıyla sonlandırıyor. Hüzünlü ama aynı zamanda ışıltılı bir sanatçının hayatını izlerken tümüyle onun ruhuna yöneliyorsunuz ne gereksiz yan hikayeler, karakterler ne abartılı sahneler ne ajitasyon ne de beklenmeyen iniş-çıkışlar görüyorsunuz. Olması gerektiği gibi yalın, derli toplu bir hikâye ve işleyiş ile bir an olsun dikkatinizi dağıtmadan devinimi yüksek bir film izletiyor. Hem de sonunu bildiğiniz bir hikâye olarak.

Teknik olarak baktığımızda; kurgudaki geri dönüşlerle (flashbackler) Mısır’daki çocukluk yıllarına yolculuk, yakın çekimler ve odaklanmalar ile hislere, duygulara yoğunlaşan görüntülerle hüzünlü bir hayat hikayesini izliyorsunuz. En önemlisi ise Dalida’nın dünyaca ünlü şarkılarının ince ince adeta bir dantel gibi filmin olay örgüsüne paralel işlenmesi. Öyle ki neredeyse her ruh haline ve hadiseye uygun şarkı sözleri ve sahne performanslarıyla senaryo besleniyor.

Oyunculuk seçimlerine baktığımızda ise; ilk dikkat çeken gerçek karakterlerle oyuncuların fiziksel benzerlikleri. Bunun yanı sıra tüm oyuncu kadrosunun performanslarıyla film daha inandırıcı bir hale dönüşüyor. Dalida karakterini canlandıran Sveva Alviti (Dalida’dan daha güzel olduğunu söylemeden geçemeyeceğim) sizi alıp bir starın hayatına götürmeyi başarıyor.

Sanat yönetmeni, mekan tasarım ekipleri, saç, makyaj, kostüm tasarımcılarının da dönemi yansıtan, gerçek görüntüleri aratmayan çalışmaları ise filmde hayranlık uyandırıyor.

Özetle; kalplere dokunan, geçmişe yolculuk yaptıran, müzik ruhunu doyuran bir film. Yaşları Dalida dönemine uygun olanlar, müziğe aşık olanlar, biyografi sevenler, müzik ve sinemanın birleşimini sevenler mutlaka görmeliler. Aslında haftadır vizyonda olan bu güzel filmi herkese tavsiye edebilirim.

İyi seyirler.