Biz ne zaman bu kadar kötü olduk - Mete Yarar
23℃
İstanbul
20 Ağustos 2017
Mete Yarar
Mete Yarar

Biz ne zaman bu kadar kötü olduk

Biz ne zaman bu kadar kötü olduk

Yazarlar

Yaş kemale erince geçmişten örnek vermek sanırım zorunlulukmuş onu anladım.

Çocukluk yıllarımızda belli akşamlarda sinemalarda aile matinesi olurdu. Simit ve gazoz alınır ip gibi sıralara dizilirdik.

Filmlerin konuları üç aşağı, beş yukarı hep aynıydı. Başrolde hep zengin bir kız veya adam, karşısında ise fakir kız veya adam vardı.

Bunlardan biri diğerine aşık olur, hemen ardından çiftin arasını bozmak isteyen; tüm kötü karekterleri içinde barındıran başka birisi ortaya çıkardı.

Filmin sonuna kadar bu ızdırapla devam ederdik. Filmin atmosferinde kendisini kaybeden bazı büyüklerimiz kötüye bağırmaya başlarlardı. Ardından iyi karakter filmin son sahnesinde içeri girer ve kötüyü bir şekilde fena benzetirdi.

İyinin son sahnedeki hareketleri bütün sinema tarafından içselleştirilmiş olarak önce alkışlanır daha sonra da dövme teknikleri yerinde icra edilirdi.

O dönemin Türk filmlerinde iyiler tam anlamıyla "iyi", kötüler ise suratına tükürülecek kadar "kötü"ydü.

Öyle kafa karışıklığına sebep verecek bir durum olmazdı. Herkes kötünün ve iyinin kim olduğu konusunda hemfikir olurdu.

Aradan sanırım bir kırk yıl geçti. Hepimiz büyüdük, asıl büyük filmin hayatın kendisi olduğunu anladık. Asıl tokatı da burada yedik.

Sinemada seyirci olarak izlediğimiz filmlerin yerine figüran olarak rol aldığımız hayat geçti.

Başka bir tokatı da iyi ve kötü karakterler üzerinden yedik. Çocukluğumuzdaki belirgin iyi kötü karakterler yerine renk vermeyen gri karakterler hayatımızda yer etmeye başladı.

Asıl yıkıldığımız yer de kötü karakterlerin içimizdeki nefret nedeniyle sevilmeye başladığını görmemiz oldu.

Çocukluğumuzdaki iyi karakterlerin, günümüzde "salak", "aciz" veya "saf" olarak nitelendirildiğini fark ettik.

Eskiden "iyi" içeri girdiğinde alkışlanan film sahnelerinden, "kötü"nün kötülük yaptığında yüzlerde hafif bir gülümsemeye yol açtığı hayata nasıl geçtik.

Artık kahramanlar içeri girdiğinde alkışlayan kesimin sayısı gün geçtikçe azalıyor. Kötü karakterler daha fazla seviliyor ve ön plana çıkıyor.

Yarışma programlarında bağıran çağıran, tartışma programlarında üst perdeden konuşanları sevenlerin sayısı gittikçe artmaya devam ediyor.

Sakinlik ve bilginin yerini kavga kültürü hızla devralıyor. Radikalizm yalnızca terör örgütlerinde değil hayatın her aşamasında hızla yer alıyor.

Biz ne zaman bu kadar kötü olduk ve bu değişimi nasıl oldu da fark edemedik.

Bilmem ama sizler hala kötü karakterlerin yenildiği film sahnelerini seviyor musunuz?

Eğer seviyorsanız gerçek hayatta neden bunu uygulamıyorsunuz. Yanınızda bir bayan taciz edildiğinde neden kafanızı çeviriyorsunuz, sokakta yaşlı bir kişinin taşıdığı malzemeyi neden elinden almıyorsunuz, neden yaya geçidine giren bir yaya gördüğünüzde üzerine daha hızlı araba sürüyorsunuz, neden, neden?

Kötü film karakterleri bu kadar hatayı bir filmin içinde yapsa "abartıyorsunuz" diyeceğimiz kötülükleri günlük hayatımızın rutinine nasıl sokuyoruz?

Kötü karakterlerin bu kadar belirgin olduğu konularda sırf nefret ediyoruz diye neden görmezden geliyoruz. "Düşmanımın düşmanı benim dostumdur" felsefesinin sizi de yok ettiğinin farkında neden olmuyorsunuz?

Vatandaşlarımızı şehit eden asker üniforması giymiş teröristlere hep bir ağızdan siz kötüsünüz neden diyemiyoruz?

Biz gerçekten hangi ara bu kadar kötü olduk?

Yorum Yap
Yorumlar
  • İhsan Kemal

    Kültürümüz popüler olmayı, popüler olmak haber olmayı, haber olmak çirkefliği gerektirdiği sürece maalesef böyle olacak. Size bize düşen kötüleri değil de iyileri konuşmak olmalı ki, iyilik, insanlar için cazip olsun.

  • Alev Taşkın

    İyiler her zaman kazanır buna yürekten inanıyorum. Çok güzel bir yazı kaleminize ve o kocaman yiğit yüreğinize sağlık.

  • Ercan Yasar Bolukbas

    Diyoruz komutan onlarin hepsi terorist pkk da pyd fetosude dhkpc de daes de

  • Orhan Datlı

    Hiç katılmıyorum kötüye kötü diyemedigimize... Sürekli feto tarafından korkutulmaya alıştırıldıgı için millet... ve eleştirenin kafası koptugu resmi tv lerde sürekli servis edildiginden... millet imanın 3. Safhasına geçmiş... buuguz ediyor... Tarikatlar cemaatler artik normal guleryüzlü Türk gençlerini devşiremiyor... Seçimden seçimede hesap kesebildigini artık görüyor... Fetonun yavşakları haala çıkıp konuşabildigi ve fetonun CIA nin Türkiye ye biçtigi donun haala ülkeye giydirilmesi için protokoldekilerin izin verdigi bir ortamda.. kimse kötüye kötü demiyor öylemi!!!!

  • Süperhaber Okuyucusu

    Mete Bey yazınızın bi kısmını yüzümde hafif bir tebessümle geri kalanını zihnimde soru işaretleriyle okudum. Bu sert geçişin bir çok sebebi olabilir. Yaşadığımız çağı ile alakalı sanırım. Olayların içinde ve yaşanırken farkında olmayıp sonrasında gelinen noktayı anlamlandırmaya çalışmak ve süreci takip edemeden sonucu görmek.

  • Elmas Asik

    Çok güzel özetlenmiş teşekkürler iyilerin çoğalması dileğiyle

  • Yahya Savak

    Beş dakika okuyup bir düşündüm ki yazdıklarınıza katılmamak mümkün mü sosyolojik olarak en çok ünüversitelere iş düşüyor öğretim üyelerine sonra anne babalara çünkü bir ülkede siyasetten daha çok bilim ve ahlak konuşulup nasıl uygulanması konuşulması gerekir.

  • Ali Özen Ali.ozen@hotmail.com

    Varol kardeşim, kalemine, ömrüne bereket, harika yazmışsın,

  • A.e.

    Gidenler çıkarken kapıyı iyi kapatsınlar da rüzgar yapmasın. Sizi seviyoruz Mete Bey, iyi ki varsınız!