Başbakan'dan yeni darbe iddiasına net yanıt! - Gündem
18℃
İstanbul
24 Eylül 2017
"Bir çılgınlık, bir ahmaklık yapılacak olursa..."

Başbakan'dan yeni darbe iddiasına net yanıt!

15 Temmuz sürecini ayrıntıları ile anlatan Başbakan Yıldırım, yeni bir darbe girişimi ihtimaline ilişkin “Böyle bir durum söz konusu değil.” dedi.

Gündem
Başbakan'dan yeni darbe iddiasına net yanıt!

Başbakan Binali Yıldırım, Vahdettin Köşkü’nde medya temsilcileri ile buluşmasında 15 Temmuz sürecini ayrıntıları ile anlattı.

Yıldırım’ın 15 Temmuz’a ilişkin sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

DARBE TEŞEBBÜSÜ İHTİMALİ

Yeni bir silahlı darbe teşebbüsü ihtimalini ben çok yüksek bulmuyorum. Böyle bir durum söz konusu değil. Bu tamamen terör örgütünün yandaşlarına ve kamuoyuna ‘ölmedim, ayaktayım’ mesajı vermek için diri tuttuğu bir şeydir.

Ha bizi rehavete sürükler mi? Tabi ki sürüklemez. Biz her türlü tedbirimizi alıyoruz. Ama ona benzer bir çılgınlık, bir ahmaklık yapılacak olursa, bu sefer bedel daha ağır olur, bunu herkesin bilmesi lazım.

Benim özellikle vatandaşlarımdan talebim, bu tip sürekli ortalıkta dolaşan rüya tabirlerine, şayialara kulak asarak hayatlarını, konforlarını bozmasınlar, normal yaşamlarına devam etsinler.

EVE DEVAM ETTİK

O gece ben İstanbul’daydım. Dolmabahçe ofiste çalışmalarımı tamamladım ve saat takriben 9.30 civarında Tuzla’ya gitmek üzere hareket ettik. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden geçtik. Kozyatağı gişelere takriben 100-200 metre mesafe vardı ki öndeki koruma müdürü bana ‘efendim, köprüyü kapatmışlar’ dedi.

Biz daha geçeli 5 dakika olmuş köprüden. ‘Kim kapatmış?’ dedim. ‘Askerler.’ ‘Darbe oldu, herkes evine gitsin’ filan diye duyuru yapmışlar. ‘Nedir bu kepazelik? Oyun mu oynuyorlar? Dönün geriye’ dedim. Koruma, ‘Efendim bunu yapamayız. Yani orada ne oluyor anlayalım, bu çok büyük bir risk’ dedi. ‘İşi hafife almamız doğru olmaz’ diye çok ısrar etti arkadaşlar.

Eve devam ettik. Evde önce İçişleri Bakanı’nı aradım, sonra Genelkurmay Başkanı’nı aradım. Fakat İçişleri Bakanı’nın telefonuna ulaşılamıyor, Genelkurmay Başkanı’nın telefonu çalıyor, cevap vermiyor. Daha sonra Hasan Doğan’ı, Cumhurbaşkanımızı ve MİT Müsteşarı’nı aradım, hepsiyle görüştüm.

FETÖ’CÜLER KAANATİ

Bu görüşmeler takriben 10’a 10 kalayla 11’e 10 kala arasındaki bir saat içerisinde hepsi. MİT Müsteşarı’yla zannediyorum 10.30-11.00 arasında. İşi anlamak için Ankara Valisi’ni, Emniyet Genel Müdürü’nü, İstanbul Valisi’ni, İstanbul Emniyet Müdürü’nü aradım.

Cumhurbaşkanımızla da o ara görüştüm. İşin FETÖ’cülerin işi olduğu konusunda bir kanaat oluştu bizde. (MİT Müsteşarı bu bilgiyi vermiş miydi?) Hayır.

KALKIŞMAYI AÇIKLADIK

Bir şeye karar verdik; “Ölmek var dönmek yok, işin sonu nereye giderse gitsin mücadele edeceğiz, asla pes etmek, teslim olmak yok.” Ve sonra kendisiyle birkaç görüşme daha yaptık onların emniyetiyle ilgili ne planladıklarıyla ilgili.

Bu arada işin adını koyduktan sonra biz 11’i 5 geçe açıklama yaptık. Bir kalkışma olduğunu, emir komuta zinciri altına olmadığını söyledim. Bu arada Başbakanlıkta kriz masası oluşturduk. Milletvekillerini Meclis’e, bakanları Başbakanlığa yönlendirdik.
O gece boyunca, 12 saatlik bir sürede 196 telefon görüşmesi yapmışım.

MEMLEKET MESELESİ DEDİM

Cumhurbaşkanımızın milletin meydanlara inmesi yönünde bulunduğu çağrı, darbenin kırılma noktasıdır. Beni ilk Bahçeli aramış. Kılıçdaroğlu aramış ulaşamamış. Perinçek ulaşamamış. Kısa süre sonra döndüm hepsine. Sayın Bahçeli, “Biz sizin yanınızdayız sonuna kadar, destekliyoruz” dedi. Ben de “Bu parti meselesi olmaktan çıkmıştır, memleket meselesi haline gelmiştir” dedim.

Doğrusu çok olgunlukla karşıladı. Kılıçdaroğlu da aynı şeyi söyledi. “Biz yanınızdayız, demokrasiden yanayız” dedi. Ben teşekkür ettim ama ona da dedim, yani ‘meydanlara inelim filan’. Bana verdiği cevap ilginç, dedi ki; “tamam, insanları çağıralım da, onların güvenliğini kim sağlayacak?”

Dedim ki, “Sayın Genel Başkan, bu güvenlik meselesi mi? Memleketin güvenliği, milletin geleceğini konuşuyoruz, yani burada bir var olma, yok olma meselesiyle karşı karşıyayız” gibi bir cevap verdim ona. Zannediyorum İstanbul’a inmiş.

ÜÇ UÇAK SEYRİ DEĞİŞTİRDİ

Çok ayak direttiler. Uçaklar alçak uçuş yapıyor, Meclis’i, Özel Harekatı bombaladılar. Külliye’ye ateş açtılar, bombaladılar. Özel Kuvvetlere, İstanbul’da tarama yaptılar falan. Epey mücadele ettik, yani bu uçakların çekilmesi, bombaların, saldırıların durdurulması için. “Vurun” dedik, yazılı emir istediler.

Dedik ki, “Bak bu söylediklerim hep yazılı emir, ya bunu yaparsınız ya da sabah ben size gösteririm. Bu iş bitecek ve bunun hesabını siz vereceksiniz.” “Balıkesir’de, Diyarbakır’da, Bandırma’da, Dalaman’da uçağımız yok.” Nerede var? “Erzurum’da.” Peki, gelsin. “Efendim 1,5 saat sürer.” Tamam, olsun. “Efendim, uçaklar bomba yüklü değil.” Peki, yükleyin, ne kadar sürer? 2 saat. Olsun dedim.

Sonra 3 uçak geldi ve işin seyrini değiştirdi. Ankara’daki saldırıları, bombaları atan uçakları baskıladı. Helikopterleri uzaklaştırdı. Hatta onlara “vurun” dedim.

Bu sefer “Efendim, işte meskûn mahal, şu olur, bu olur.” “Kardeşim, vurmayacaksanız, risk görüyorsanız o zaman baskılayın, çıkarın.” Şehir dışına çıkarın, çıkaramazsanız da “vurun” dedim.

TEK BAŞINA SÜMÜĞÜ AKAN ADAMIN İŞİ DEĞİL

İncirlik’te sorumlu bir tuğgeneralin bu işin içinde olduğu anlaşılıyor. Yani bunu hiçbir zaman Amerikan Hükümeti doğrulamaz, doğrulamadı. Böyle bir şey de beklemiyoruz yani. Ama Pensilvanya’da oturan, böyle sümüğü akan, ağlayan-sızlayan bir adamın tek başına kurgulayacağı bir iş olmadığını da vasat bir insan bilir.

Yani mutlaka bir şeyi var, bir altyapısı var. Bu işleri bu noktaya getirinceye kadar belirli bir destek, akıllar aldı, bir yol haritası mutlaka oldu. FETÖ’nün, bu darbenin kararını veren, sorumluluğunu taşıyan ve gerçekleşmesi için azmettiren kişi olduğuna bizim zerre kadar şüphemiz yok, Türkiye’de hiç kimsenin şüphesi yok.

DIŞARIDAKİ YAPININ GÜCÜ

Örgüt dışarıda da güçlü, yani sadece Türkiye’de güçlenmemiş. 167 ülkede örgütlenmiş; ticari hayatta ve eğitim hayatında yer almış, üst bürokraside önemli mesafeler almış. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, Afrika ülkelerinde her alanda ciddi bir mesafe almış.

Dolayısıyla şimdi bu dışarıdaki yapının gücü, parasal gücü, o ülkelerdeki ilişkileri devam ediyor. Bu ülkelerin bir çoğu da Türkiye’yi hizaya sokmak için tavır almakta gönülsüz davranıyor. Bir kısmı net duruş gösteriyor.