Ayşe tatile çıkar mı?

Mete Yarar

Sayın Cumhurbaşkanı günler öncesinde "Bir gece ansızın gelebiliriz" dedi. Ardından ise TBMM açılışında kuvvet komutanlarına "Biz her an hazır olalım her şeye" diyerek konuyla ilgili mesajlarına devam etti.

Bu konuşmalar yapılırken sayın Genelkurmay Başkanı da İranlı mevkidaşı ile görüşmek için İran'a hareket etmişti. Basına düşen konuşmalardan anlıyoruz ki ana gündem Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin yaptığı bağımsızlık referandumu.

Bu arada ikinci haftasını tamamlayan bir tatbikat da Iraklı askerler ile birlikte Silopi'de devam ediyor.

Bütün unsurların katıldığı bu tatbikat Habur Sınır Kapısı'nın dibinde yapılıyor.

Irak IKBY'den sınır kapılarını ve havalimanlarını devretmesini istemişti ve süre tanımıştı. Görünen durum; şu anda bunlar teslim edilmeyecek. İlk gerilim de buradan çıkacak gibi gözüküyor!

İran'ın bu konuda tuzu kuru, Irak ile ticareti devam ettirebileceği başka kapıları var. Kürt Bölgesel Yönetimi ile üç adet sınır kapısı zaten mevcut. Sırf orayı kapatması bir abluka olacak.

Peki Türkiye için durum nedir? İşte zor soru buradan başlıyor.

Habur kapandığında alternatif kısa bir rota mevcut değil. Ovacık bölgesinde açılması planlanan rota ise hemen gündeme alınamaz gibi duruyor.

Ayrıca bu rota için 70 kilometrelik bir kuzey-güney temizliğine de ihtiyaç var. İşin özü, Türkiye'nin İran'a göre daha fazla çalışması gerekiyor.

İran zaten merkezi hükümetle ortak hareket ediyor. Hatta Savunma Bakanlığını İranlı uzmanlar yönetiyor. Yani İran için çalışan bir hükümet var diyebiliriz.

Peki bizim bu sorunu çözmedeki gücümüz ve artılarımız nedir? Asıl bunu konuşmakta yarar var.

Boru hattının vanasını kapatmak, sınır kapısını kapatmaktan daha akıllıca bir hamle gibi duruyor. Bu hamle diğer bütün hamlelerden daha büyük bir yaptırım gücünü barındırıyor.

Günlük 600 bin varil petrol boru hattı üzerinden Akdeniz'e bağlanıyor. Günlük geliri siz düşünün.

Türkiye'nin en önemli diğer gücü TSK'nın zaten sınır ötesinde bulunmasıdır. Türkiye dışındaki en büyük askeri güç halen Irak topraklarında konuşlanmış durumdadır. Buna ilaveten 72 saatlik hazırlık sevisine bile gerek görmeyecek bir Ordu mevcudu Irak sınırında zaten operasyon icra etmektedir. Bu mevcut birliklerin hazırlık seviyesi diğer ülkelerde bulunmamaktadır.

Türkiye Fırat Kalkanı harekatından öğrendiği tecrübeleri ordusuna adapte ederek gelişimine devam etmiştir. Bu da sınır ötesinde yaşanacak bir meskun mahal çatışmasına hazır olduğunu göstermektedir.

SİHA ve İHA sayısındaki artış alanın girilmeden kontrolünü sağlamaya yetecektir. Gelişmiş hava kuvvetlerimizi karşılaştıracak bir kuvvet zaten bulunmamaktadır.

Bana "Türkiye ne yapacak?" diye sorarsanız yukarıdaki bilgiler ışığında bir açıklama yapmaya başlayayım;

1. Bölge ülkeleri ile sorunun çözümü için ortak hareket etmek ( yaptı )

2. Kararlılığını en üst düzeyden ifade etmek ( yaptı)

3. Uçuşları durdurmak ( yaptı )

4. Ortak tatbikatlar ( İran ve Irak ) ile gövde gösterisi yapmak ( yaptı )

5. Yeni sınır kapısı için irade beyan etmek ( yaptı )

6. Irak merkezi hükümetini meşru tek yer olarak kabul etmek ( yaptı )

7. Irak 'a müdahale şartlarını yetkili bir şahıs ağzından deklere etmek ( yaptı )

8. Erbil'deki konsolosluğunu kapatmak

9. Boru hattının vanasını kapatmak

10. PKK nedeniyle İran ve Irak'la beraber Kandil'e ortak operasyon yapmak

11. Sınır kapısını kapatmak

12. Türk firmaların Irak'taki temsilcilerini değiştirmesini istemek

13. Türkiye'deki mal varlıklarını dondurmak

Gördüğümüz gibi seçeneklerin büyük bir kısmı askeri değil. Bu da Türkiye'nin elini kuvvetlendiren en önemli şans.

Eğer gerekirse askeri seçenek masada ve diğer ülkelere göre de en aktif unsur Türkiye'nin elinde.

İşin özü şu; "Ayşe tatile çıksın mı?" sorusuna gelinceye kadar Türkiye'nin yapacağı çok şey var.