"Artık bana bir kakao ısmarlarsın..."

İzzet Çapa

Genç adam çalışanların çıkmasını beklemişti. Tamamen sessizliğe bürünmüş ofis daha yarım saat önce cetvel makinelerinin gürültüsüyle inliyordu.


Onunla tanıştığı ilk günden beri her akşam bu saatlerde aynı “ritüeli” gerçekleştiriyordu. Kalbini çalan kızın çalıştığı bölüme doğru yürüdü. Masanın üzerinde duran makinenin üst bölmesini açtı. İçindeki şeridi itinayla çıkardı ve cebine koydu.
 Yüzüne yayılan muzır bir tebessümle ofisten çıktı. Ertesi gün yine çok işi olacaktı...


Genç kadın Elektrik İşleri Etüd İdaresi’ndeki görevine daha birkaç ay önce başlamıştı.

İşi, cetvel makinelerinde istatistik tutmaktı.


Bir yandan ortama alışıyor, diğer yandan da yeni arkadaşlar ediniyordu.


Aralarında en çok ilgisini çeken Amerika’dan yeni geldiğini öğrendiği enerjik, zeki ve çalışkan delikanlıydı. Genç adamın da kendisiyle ilgilendiğinin farkındaydı. Bütün gün etrafında pervane oluyor ama bir türlü açılamıyordu.


Açıkçası bu durumdan hoşlanıyordu genç kız. Beğenilmenin tadını çıkarıyordu...


Masasının başına geçti. Tam işine başlayacakken makinesinin yine bozulmuş olduğunu fark etti. Aslında gayet iyi biliyordu neden çalışmadığını. Her zamanki gibi “biri” içinden şeridini çıkarmıştı.


Bunu yapanın kim olduğundan da adı gibi emindi. Fakat hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davranmaya devam edecek, genç adamın kendini ve duygularını açık etmesini bekleyecekti.
 Her zaman olduğu gibi birden bire yanında belirdi “süper kahramanı”... “Ben bir bakayım şuna” diyerek çaktırmadan şeridi yerine taktı; “Tamam tamir ettim, saat gibi çalışıyor. Artık bana bir kakao ısmarlarsın” dedi gülümseyerek...

Böyle küçük, masum flörtlerle birbirlerine gitgide yakınlaşıyorlardı. Daireden bir arkadaşlarının düğününde ilk danslarını ettiler.


Heyecanını yatıştırmak için olsa gerek, genç adam biraz alkol almıştı. İşte o dans esnasında evlenme teklifini yaptı ancak aldığı cevap sessizlikten başka bir şey olmadı.


“Sükut ikrardan gelir, ben senin bu suskunluğunu evet olarak kabul ediyorum” dedi. Ertesi sabah saat sekizde ofise bir kutu çikolata ve muz likörüyle gelmişti. Büyük bir coşkuyla tüm mesai arkadaşlarına “Biz Semra ile sözlendik” müjdesini verdi.


Semra Hanım’sa gıyabında gerçekleşen bu sürpriz kutlamayı görünce gözlerine inanamadı. Henüz anne ve babasının bile haberi yokken adeta bir “söz daveti” veriliyordu.
 Bu hoş emrivakinin hemen ardından geleneklere uygun olarak “kız isteme faslı” yaşandı.


Ve 31 Mayıs 1954 tarihinde de Turgut Özal ile Semra Yeğinmen dünyaevine girdiler.

İşte Turgut ile Semra Özal’ın tarihe geçecek aşkı böyle başladı...

2014'te kaleme aldığım bir yazıydı okuduğunuz. Semra Hanım’ın doğum günü vesilesiyle bugün bir kez daha paylaşmak istedim.