Amerikalı Mücahit'in tetikçileri İhlas Grubu'nun 28 Şubat'taki rolünü de sorgulayabilecek mi? - Medya
24℃
İstanbul
26 Eylül 2017
Camdan evde oturanlar ve atılan taşlar...

Amerikalı Mücahit'in tetikçileri İhlas Grubu'nun 28 Şubat'taki rolünü de sorgulayabilecek mi?

İhlas'ın tetikçileri Cem Küçük ile Fuat Uğur, Aydın Doğan'a 28 Şubat sürecindeki tutumu üzerinden saldırıya geçti. Ancak unuttukları gerçeği SuperHaber hatırlatıyor: İhlas Grubu'nun 28 Şubat sicili de en az Aydın Doğan'ınki kadar kirli...

Medya
Amerikalı Mücahit'in tetikçileri İhlas Grubu'nun 28 Şubat'taki rolünü de sorgulayabilecek mi?

İhlas Grubu'nun patronu, kamuoyunda "Amerikalı Mücahit" olarak tanınan Ahmet Mücahit Ören ile Doğan grubu arasında günlerdir sert bir polemik sürüyor.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'ın, Mücahit Ören'in Amerikan vatandaşı olmasını gündeme getirmesine; İhlas Grubu'nun paralı tetikçileri Aydın Doğan'ın 28 Şubat postmodern darbe sürecindeki rolünü hatırlatarak karşılık verdi.

TGRT Haber ekranlarında yayınlanan, Fuat Uğur ve Cem Küçük'ün sunuculuğunu üstlendiği Medya Kritik programında Aydın Doğan’ın bu konuda sorgulanmaması nedeniyle yargı mensupları eleştirildi.

fweoIfjnwgg

Cem Küçük, konuyla ilgili "Buradan Adalet Bakanı Abdulhamid Gül'e sesleniyorum, ve bütün Müslümanlar adına soruyorum. Darbeler insanlık suçudur. Darbenin hiçbir demokraside affı yoktur. Darbeciler geberene kadar cezaevindedirler. Bu ülkede Müslümanların üstünden silindir gibi geçen, Müslümanların kurumlarını, milyonlarca başörtülüyü üniversiteye almayan, kurumları batıran, Ali Babacan'ın deyimiyle 67 milyar doları, doğrudan, 250 milyar doları dolaylı yollarla batıran 28 Şubat'çılardan neden hesap sorulmuyor" diye konuştu.

CAMDAN EVDE OTURANLAR VE ATILAN TAŞLAR

Fakat Cem Küçük'ün bu sözleri, "Camdan evin varsa komşunun camına taş atma" deyişini hatırlattı.

Keza, Cem Küçük ve Fuat Uğur'un bağlı bulunduğu İhlas Grubu'nun 28 Şubat sicili hiç de temiz değil.

Hatta İhlas Grubu'nun darbecilerle kirli ilişkilerini de bizzat Cem Küçük dile getirmiş, Yeni Şafak'ta köşe yazarlığı yaptığı dönemde şu ifadeleri kullanmıştı;

"Şimdi biten Dinç Bilgin ve tüm darbeci medya ekibi de yargılanacaktır. Aynı şey sorumlulukları oranında Erol Aksoy ve Cem Uzan medyasının sahibi ve aktörleri için de geçerlidir. Hatta darbecilerin talimatıyla muhafazakar bir TV kanalının tepesine çöken Ali Baransel gibi isimlerin de savcılar kapısını çalacaktır. Öte yandan 28 Şubat"ın TV ayağını oluşturan başta Uğur Dündar olmak üzere Ali Kırca ve Reha Muhtar gibi aktörler de yargılanacaktır. Darbeci generaller kadar bu sivil darbecilerin de yargılanması evrensel hukuk standartlarına da uygundur. Paralel yargının İlker Başbuğ ya da Nedim Şener gibi isimlere yaptığı zulümler bu dönem olmayacaktır. Bir yandan paralel darbeciler, bir yandan 28 Şubat darbecilerinin yargılanacağı adil bir döneme giriyoruz..."

KENAN EVREN-ÇEVİK BİR-TGRT İLİŞKİSİ

Cem Küçük'ün "muhafazakar bir TV kanalı" olarak tanımladığı TGRT televizyonunun, 28 Şubat sürecindeki tepe yöneticileri Türk medyasının karanlık dönemlerine damga vuran isimler olarak biliniyor.

TGRT'nin 28 Şubat sürecindeki Genel Müdürü de, darbeci Kenan Evren'in uzun süre danışmanlığını yapan, ayrıca 28 Şubat postmodern darbesinin askeri kanadının kilit isimleri Çevik Bir ve Erol Özkasnak ile de yakın ilişkileri bulunan bir medya profesyoneliydi.

TGRT YÖNETİCİSİ DARBECİLERİN TEŞEKKÜR LİSTESİNDE!

Öte yandan, TGRT'nin tepe yöneticisi, o dönem 28 Şubat darbesine destek veren ve TSK'dan "teşekkür" alan gazeteciler listesinde yer alıyordu.

28 Şubat sürecinde, dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak'ın, Türk Silahlı Kuvvetlerini kamuoyunda en iyi şekilde "tanıttıkları" gerekçesiyle bazı gazetecilere "işbirliği ve hizmetlerinden" ötürü takdir mektubu gönderilmesini istediği ortaya çıkmıştı.

Bu isimler arasında; TGRT yöneticisi ile birlikte Ertuğrul Özkök de bulunuyordu.

TGRT DARBECİ ASKERLERE PARA YAĞDIRDI!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın danışmanlarından İlnur Çevik ise TGRT'nin 28 Şubat döneminde darbecilerle kurduğu kirli ilişkileri şu sözlerle anlatmıştı;

28 Şubat o gün ülkeyi parmaklarında oynatan askerlere göre “irticaya karşı bir faaliyetti” ve karşılarında da Fetullah Gülen’in adamları, Refah Partisi’nin kadroları ve yandaşları, rahmetli Enver Ören’in İhlas grubu ve Ülker grubu vardı…

Olayların gelişme sürecini ilk gören Fetullah Gülen oldu ve askerlere biat ederek çark etti ve hatta rahmetli Erbakan Hocamıza “yanlış yapıyorsun” bile dedi… Yani 28 Şubat’ı FETÖ az zayiatla atlattı…

İhlas grubu ise Ali Baransel’i CEO alıp askerlerin bütün vakıflarına para yağdırıp durumu kurtardı… Ülker’e gelince onlar da askerlere ASAM diye bir vakıf kurup paralar akıtarak askerlerle barış sağladılar…

Kabak Refahçıların başına patladı ve 800 binden fazla mağdur yaratıldı…" / SuperHaber