Ağar: DAEŞ, dizayna hizmet eden bir parametre! SuperHaber/ Özel röportaj - Röportaj
21℃
İstanbul
26 Eylül 2017
Barcelona’da terör saldırısı

Ağar: DAEŞ, dizayna hizmet eden bir parametre! SuperHaber/ Özel röportaj

Terör ve güvenlik uzmanı Abdullar Ağar, DAEŞ’in yapmış olduğu terör eylemlerinin dizaynda ki vekaletler savaşında kullanılan örgütlere yaradığını ifade etti.

Röportaj
Ağar: DAEŞ, dizayna hizmet eden bir parametre! SuperHaber/ Özel röportaj

İspanya'nın Barcelona kentinde bir minibüs kaldırımda yürüyen yayaları ezdi. Saldırıda 13 kişi öldü 100'den fazla kişi de yaralandı. Yaralıların arasında durumu ağır olan bir Türk'ün de bulunduğu belirtildi. Saldırıyı DAEŞ üstlenirken olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı. Düzenlenen operasyonda ise olayın 5 zanlısı öldürüldü. Ülkede 3 günlük yas ilan edildi. Konuyla ilgili olarak SuperHaber’e konuşan terör ve güvenlik uzmanı Abdullah Ağar ise DAEŞ’in şu ana kadar hep gerekçe ürettiğini söyleyerek bunu ise birilerinin hedef ve menfaatleri doğrultusunda çok iyi kullandığını belirtti.

1749473

BU ASİMETRİK BİR EYLEM Mİ?

-İspanya’da gerçekleşen saldırıyı nasıl okudunuz?

Karşımızda fiili bir fotoğraf var. DEAŞ’ın Irak ve Suriye’deki karasal alanlarında kaybetmesiyle ilgili. Bu DEAŞ’ın varlığı ile ilgili pek çok denklemi ortaya çıkartmış durumda. Bir tarafıyla dizaynın temel gerekçesini oluştururken diğer tarafıyla da DEAŞ kendi varlığını ve kendi varlığını besleyen hukuksal tabanı ayakta tutmaya çalışıyor. Bu tür eylemleri yapabileceğini daha önce sosyal medyadan ya da diğer alanlardan ilan ve iddia etmişti. Bunun sonunda böyle bir eylem ile karşı karşıya kalındı. Bu ne anlama geliyor? Yani hem toplumsal anlamda kırılganlık hem düşmanlık hem de zihin sızması üzerinden bir korku dalgası. Bütün bunlar ile beraber kendi kitlesini etkileme gayretleri. Bir şekilde oraları diri tutmaya çalışıyor. Bu işin doğrusal tarafı. Ama şunu düşünmememiz gerekiyor. Bu eylem asimetrik bir eylem mi? Çünkü bu tür eylemlerden sonra DAEŞ ile mücadele alanlarında hem reflekslerin değiştiğini hem de var olan bazı kararların değiştiğini görüyoruz.

ŞU ANA KADAR HEP GEREKÇE ÜRETTİ

-Şu sonuç mu çıkıyor burada. DAEŞ’i kontrol altında tutanlar bu tür saldırılar ile başka bir şey mi planlıyorlar?

Bakın şu insanlık açısından çok önemli. DAEŞ, şu ana kadar hep gerekçe üretti. Bundan sonraki süreçte de DAEŞ’in ve etkilediği tabanın gerekçe üretmesi öngörülen bir strateji. Bakın ne oluyor. Alana ve zamana yayılan bir radikalizmden bahsediyoruz. Bunu birileri çok iyi kullanıyor kendi hedef ve menfaatleri doğrultusunda. Bunun bölgedeki adı dizayn. Ama sadece bölge ile ilgili bir mesele değil. İnsanlık ile ilgili bir mesele. DAEŞ yaptığı bu eylemler ile gelecekteki yapacağı eylemleri de etkileri de oluşturuyor. Bu anlamda çok önem taşıyor. Bakıyorsunuz sadece Irak ve Suriye’de toprak kazanımlı bir DAEŞ fotoğrafı yok artık. Biz oraya kilitlendiğimiz için orayı görüyoruz. Şu an yedi farklı coğrafyada toprak kazanımlı bir DAEŞ varlığı var. Bunlara en son Filipinler eklendi. Filipinlerde 3 aydır iki şehir DAEŞ’ın elinde. Ve bu gerekçe gösterilerek müdahale edildi. Bir işin doğrusal tarafı bir de asitmetrik tarafı var. Tamam DEAŞ var ama ona karşı yapılan mücadele onu küçültmüyor ki. DAEŞ’in sadece toprak kazandığı alanların daralmasına sebebiyet veriyor. DEAŞ kavramsal olarak büyüyor. Gelecek ve insanlık için en büyük tehlike bence burada. Bunu çözmeye dair bir fotoğraf yok. DAEŞ niye var? Hangi gerekçeler ile ortaya çıktı? Bu gerekçeleri düzeltmek için en ufak fotoğraf göremiyoruz şu an. Bu mücadelenin ne kadar hatalı ve kavramsal anlamda yanlışlar ile dolu olduğunu gösteriyor. Bir kere DAEŞ ile beslendiği tabanı arasına bir yalıtkan yerleştirilmiş değil ki! Öte taraftan DAEŞ mikrolaşıyor, alana ve zamana yayılıyor. DAEŞ ideolojisinden etkilenen insanlar eylem yapıyorlar. Diğer taraftan sen sahadaki DAEŞ’i küçülttüm diyorsun ama ona katılan kitlelerin geriye dönüşünden kaygılar duyuyorsun. Bu en büyük problem ve onların etkileyeceği toplumsal kesimler. Bir diğeri de DAEŞ’in ekmiş olduğu DAEŞ üzerinden düşmanlık tohumları. Bu tohumlar gelecekte yeşerecek, yeşermeye de başladı. Bunun fotoğraflarını görüyoruz. Anlatmaya çalıştığım temel şeylerden bir tanesi şu; DAEŞ ile mücadelenin kimyası hatalı. Bir kere DAEŞ’i, DAEŞ’in felsefesini çürütecek yapılar ile etkilemeniz lazım. Bu şu ana kadar yapılmış değil.

DAEŞ, DİZAYNA HİZMET EDEN BİR PARAMETRE

-Neden peki? Fırat Kalkanı harekatında 3000’i aşkın DAEŞ’li etkisiz hale getirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ında bugün vurgu yaptığı bir konu vardı. Türkiye’nin attığı adımları batı maalesef aynı kararlılık ile atmıyor. Yani beslenilen bu örgütün tamamen güçsüz kalmasını istemeyen bir batı mı var karşımızda?

Bunula ilgili DAEŞ’in potansiyelinin budanması ile ilgili zamanca bir planlama var. Fırat Kalkanının bizim için çok zorlu geçmesinin sebebi DAEŞ’in karşımıza sürekli kuvvet yığmasıydı kuvvet yığmasının önünün açılmasıydı. Biz Bab’ı ilk yokladığımızda orada 300 tane DAEŞ’li vardı. Ama sadece Bab’ta harekat bittiği zaman 2200 civarı DAEŞ’li öldürdük. Nereden geldi bu adamlar? Daha doğrusu bu adamların buraya gelmesine ve bunların silah ve mühimmat yüküyle karşımıza dikilmesine kim izin verdi? Baktığımız zaman Rakka operasyonunun durdurulduğunu görüyoruz. Bir diğer tarafıyla Musul çuvalının ağızının açık bırakıldığını görüyoruz. DAEŞ ile mücadele alanlarının dondurulduğu görüyoruz. Sadece bir seferde rejime ait bir üssü patlattılar. 49 tane zırhlı araç, 450 civarında tanksavar roketi ve binlerce ton silah ve mühimmat yükünü ele geçirip, Bab bölgesinde bizim karşımıza çıkarttılar. Yani rejimin deposunun patlamasını bir yere kadar anlayabiliyorsunuz. Ama onların ellerini kollarını sallayarak bizim karşımıza getirilmesi ve hiçbir havasal etkiyle karşı karşıya kalmamasını anlamlandıramıyorsunuz. Havada her an hem silahlı hem silahsız İHA’ları, av önleme sistemleri olduğu halde. Bu çok karışık bir denklem. DAEŞ’in dizayna hizmet eden bir parametre olduğunu görüyoruz. Bugün batı dünyasının bu coğrafyada temel bir hedefi var öyle gözüküyor. Coğrafyayı yeniden dizayn etmek ve ulus devletleri parçalamak ve yok etmek. Bu ne demek? Pek çok gerekçesi var ama kendisi için irade üretebilecek yapıları artık bu bölgede istemiyor. Küçültmek istiyor parçalamak istiyor kopartmak istiyor. Diğer tarafıyla da bölgedeki kaostan ekonomik anlamda besleniyor. Şöyle bir cümle kurabiliriz. Araplarda para var, batılılar da silah var. Bunların yer değiştirmesi lazım ve yer değiştiriyor.

BATI DÜNYASI İNSANI, RUHBANININ TASALLUTUNDAN KURTULAMADI

-Yani burada halka 11 Eylül saldırılarında olduğu gibi mi bir mesaj veriliyor? Şu anda bomba değil de minibüs, kamyon, tır gibi araçları seçmelerinin sebebi de “neden önlenemedi, istihbarat alamadınız mı?” gibi sorulara bir önlem mi sizce?

DAEŞ ile mücadelede yapılan etkilere toplumsal anlamda bir destek üremiş oluyor. Öte taraftan İslamofobiye çok büyük bir destek üretiyor bu coğrafyadaki eylemler. İslamofobi derken batı dünyasında sokaktaki bir insana “islam nedir?” diye sorduğunuz zaman DAEŞ’i tarif ediyor. Bu şu demek; Yani batı dünyasının insanının ruhbanının tasallutundan kurtulamaması demek. Böyle bir sonuç üretiyor. DAEŞ üzerinden batı toplumu ile İslam arasına ağzına kadar geçilemeyecek bir hendek yerleştirmiş oldular. Bu çok incelikli bir proje. Radikalizmin İslam ile özleştirilmesi birilerin işine çok yaradığını söylemek gerekiyor. Bu bilinçli mi yapıldı bilinçsiz mi yapıldı o tartışılabilecek bir konu. Ama böyle bir fayda üretti. Kime? Batı dünyasının zihnine tahakküm eden ruhban zihniyetin, etkisine, gücüne.

İSPANYA YETERİ DESTEĞİ VERMEDİ Mİ?

-Saldırının bir askeri v.b alana değil de sivillere yapılması da İslamfobi ile mı açıklanır?

Bu güzel bir soru. Ben de diyorum ki DAEŞ bu eylemi bugün yaptı. Normalde yapmıyor mu yapamıyor mu sorusu ile karşı karşıyayız. Yapamıyorsa kendi imkan ve kabiliyetleri çerçevesinde masumları vurdu gücü buna yetti. Ya yapmıyordu da yaptıysa. Bu önem taşıyor. Buna aslında İspanya üzerinden bakmak gerekiyor. Şöyle bir örnek verelim; Paris saldırıları olduktan sonra Fransızlar DAEŞ ile mücadele için de Gaulle uçak gemisini Akdeniz’e gönderdiler. Yani koalisyondaki etkisi ve paydası arttı. Şeytan azapta gerek soruyorum bende, acaba İspanya yeteri kadar destek vermiyor muydu? Yeteri kadar hevesli davranmıyor muydu? Bakın İspanya ile ilgili bir örnek var. İspanya en büyük terör saldırısını 11 Eylül’den sonra yaşadı. 11 Mart 2004’te. 191 kişi ölmüş 1000’den fazla kişi de yaralanmıştı. EL Kaide kökenliydi o eylem. Eylemi gerçekleştiren örgüt Ebu Hafız el Mesci tugayları. Gerekçe olarak ne söylemişti. İspanya’nın Irak’ta ABD ile işbirliği yapması yani işgale destek vermesini gerekçe göstermişti. Ondan yaklaşık 20 gün sonra İspanyol askerleri Necef’te göstericilerin üzerine ateş açtılar. 20’den fazla gösterici öldü 200’den fazla gösterici de yaralandı. Ondan sonra İspanyol askerlerinin yer değiştirdiğine dair fotoğraflar gördük. İşgale vermiş olduğu desteğin azalmasıyla ilgili. Hatta işgalden önce toprakların ayrılmasıyla ilgili fotoğraflar ile karşı karşıya kaldık. Şimdi acaba buna benzer bir fotoğraf mı var? Şu an bunu göremiyoruz. Çünkü bu gelecekte olacak bir olay. Ama sonuçta bakıyorsunuz İspanyol Başbakanı bir açıklama yaptı ve dedi ki; “Biz küresel anlamda etki göstermeliyiz” Şimdi bu “küresel anlamda” gösterilmesini tashih ettiği tepki nedir? Şimdi burada etki ile ilgili bir dozaj belirleyecekler. Bu eylem Fransız karar vericilerin zihnini etkiledi. Dolayısı ile kararlarını ve ortaya koyacağı etkiyi de belirleyecek. Yapılan eylem bu anlamda önem taşıyor. Doğrusal tarafından baktığımızda DAEŞ her zaman Avrupa’da bu tür eylemler yapabileceğini yapmak istediğini ilan etmişti. Nereden besleniyor? DAEŞ’in yaşadığı travmalardan besleniyor. Alana ve zamana yayılarak devam etme gayretinden besleniyor. Kendi toplumsal tabanını bir şekilde kendi altında hala tutmaya devam etme güdüsünden besleniyor.

DAEŞ EYLEMLERİ SAHADAKİ BİRİLERİNE YARIYOR

-Bu saldırıları sonuçları üzerinden değerlendirmek sanırım çok daha doğru olur…

Bir diğer tarafı da şu oluyor. Bölgede diğer terör örgütlerinin daha fazla beslenmesi ile ilgili gerekçe üretiliyor. Örneğin PKK’nın desteklenmesi. PKK hangi gerekçe ile ortaya çıktı ve bu hale geldi? DAEŞ ile mücadele ediyor gerekçesiyle. Bakıyorsunuz PKK bir terör örgütü Türkiye’nin bekasını tehdit ediyor. Siz bunu bangır bangır bangır bağırın ama kabul ettiremiyorsunuz. Karşınıza kapı gibi “bak DEAŞ ile mücadele ediyor”çıkıyor. Bu dizayn işte. Coğrafyanın dizaynı böyle oluyor zaten. DAEŞ’in yapmış olduğu eylem direk sahadaki birilerine yarıyor. Kim onlar? Dizayn’daki vekaletler savaşında kullanılan örgütler.

Arzu Erdoğral-SuperHaber/ Özel röportaj