ABD’nin Zafer Çağlayan oyunu! - Arzu Erdoğral

ABD’nin Zafer Çağlayan oyunu!

Yazarlar

ABD, İran'a yönelik yaptırımları deldiği yalanı ile eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hakkında tutuklama kararı çıkardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi Türkiye, İran'a herhangi bir yaptırım uygulama kararı almamıştı ve bu işten pis kokular geliyordu.

O kokuların başlangıcı FETÖ’nün 17-25 Aralık kumpası ile başlamıştı.

Devletin tüm kılcal damarlarına sızan FETÖ, 2013 yılında ilk darbe girişimini gerçekleştirmeye çalışırken gerçek yüzünü de tamamen ortaya çıkarmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 3 soruşturma yürütülmüştü. Soruşturma kapsamında iş adamı, bürokrat ve memurların da olduğu çok sayıda kişiye yönelik "kara para aklama", "altın kaçakçılığı" ve "kamu görevlilerine rüşvet" iddiası ile operasyon başlatılmıştı.

Operasyonda gözaltına alınan 66 kişiden iş adamı Rıza Sarraf ile Salih Kaan Çağlayan ve Barış Güler'in de bulunduğu 14 kişi tutuklanmıştı.

25 Aralık'ta o dönemde Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın da aralarında olduğu 96 kişi hakkında gözaltı kararı da alınırken 17 Aralık operasyonunda görev alan polislerin yerine atananlar gözaltı kararlarını uygulamamıştı.

Soruşturmanın başında ise FETÖ/PDY kapsamında meslekten ihraç edilen ve halen firari olarak aranan özel yetkili savcı Muammer Akkaş yer almıştı.

15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması neticesinde şimdi ABD, hiçbir izleyici bulamayan oyunun ikinci perdesini açmış durumda…

Avukat Rahmi Kurt ile da bu konuyu uzun uzun görüştüm. Hukuken, ABD’de alınan kararın hiçbir bağlayıcılığı olmadığı gibi olay tamamen bir algı operasyonundan ibaret. Türkiye’de bitik durumda olan FETÖ’cülere moral verme amacı da güdüyor.

Olayın oğlu üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a uzanma mevzusuna gelirsek de aynı durum geçerli.

Yaşananlar Türkiye’nin egemenlik alanına yönelik bir saldırı ve kabulü mümkün değil.

Cumhurbaşkanımızın Mayıs'ta Amerika'yı ziyaretinde korumalarla ilgili açılan dava da bu pis kokuların parçası.

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumalarına silah satışının yasaklanmasını öngören tasarıyı onaylaması da her şeyin daha iyi anlaşılmasını sağlayan bir gelişme.

Ayrıca olayla ilgili tutuklu iki Türk vatandaşının mahkeme salonuna üzerlerinde turuncu renkte hapishane kıyafetiyle elleri kelepçeli ve ayakları zincirli halde getirilmesi de skandalın tahrik edici bir parçası.

Derin ABD, kokuşmuş girişimlere devam ederken, iki telefon hattı bulunan FETÖ firarisi Adil Öksüz'ün, ABD Başkonsolosluğu tarafından, darbe gecesi yanında bulundurduğu hattından aranmasına halen bir yanıt gelmedi. İlk verdikleri yanıtsa hilkat garibesiydi. (Vizesinin iptal edildiği konusunda bilgilendirme yapmak için arandığı söylenmişti.)

Elbette biz bu yaşananlara şaşıracak değiliz. Ülkemizin başında Erdoğan gibi bir lider olduğu sürece bu girişimler devam edecek.

Uyanan bir millet karşısında ise başarılı olma ihtimalleri yok… İşte onları bu kadar hırçın yapan ise bu gerçeğin kendilerine verdiği, uzun zamandır kurtulamadıkları sarsıcı bir acı…

  • Yorumlar