15 Temmuz'un Kahraman Kadınları 3 - Vahide Şefkatlioğlu - Betül Yurtseven
28℃
İstanbul
26 Haziran 2017
Betül Yurtseven
Betül Yurtseven

15 Temmuz'un Kahraman Kadınları 3 - Vahide Şefkatlioğlu

15 Temmuz'un Kahraman Kadınları 3 - Vahide Şefkatlioğlu

Yazarlar

Uyuyorum. Eşim durup dururken badana yapacağım diyor. Akrabalarla pikniğe gidecektik. Bakıyorum, oralı değil. İlla evi boyayacak. İyi diyorum, ne diyeyim. Başlıyor, ben de yardım ediyorum. Biz her işi beraber yaparız. Akrabaya telefon açıp gelemeyeceğimizi söyleyeyim bari.

Uyanıyorum. Işıklar gözümü yıkıyor. Parlak ve her tarafı beyaz bir yerdeyim. Ortalık bomboş gibi. Neresi ki burası?

Uyuyorum. Çok yoruldum diyorum eşime. Bitti sayılır, şu duvarı da boyayım diyor. Geri kalanını ben hallederim, sen çay koyup dinlen istersen diyor. Kıyamıyorum, başında bekliyorum yine. Her şeyi beraber yaparız biz. Bitti işte, hadi oturup dinlenelim biraz. Dinleniyoruz. Televizyonu açıyoruz. Darbe oluyor diyorlar.

Uyanıyorum. Yine o ürkütücü odadayım. Biri var ayak ucumda. Beyaz önlüklü bir adam. Gülümsüyor. Sen bir mucizesin diyor.

Uyuyorum. Cumhurbaşkanı’na bir şey mi yaptılar yoksa diyor eşim. Korkuyorum. Kanalları değiştiriyoruz. İşte Cumhurbaşkanı. Televizyonda ama telefondan konuşuyor. Halkım sokağa çıksın diyor. Biz ölümüne, ölümüne diyor. Ölümüne o zaman. Hadi çıkalım diyor eşim. Biz her yere beraber gideriz.

Uyanıyorum. Mırıltılar var bu sefer. Gözlerim biraz daha iyi seçiyor. Etrafıma bakıyorum. Yine o kötü oda. Ama bu sefer oğlum var. Nasılsın anne diyor. Ses tonu bir garip. Baban nerede diyorum. İyi diyor. O da başka bir odada tedavi ediliyor şu an diyor. Niye başka odada ki? Biz 25 yıldır birbirimizden hiç ayrı kalmadık.

Uyuyorum. Esenler’in merkezinde gençler toplanmaya başlamış. Ama Cumhurbaşkanı havalimanı demişti. Oraya gitmek lazım. Otoyola doğru yürüyoruz eşimle. Oğlum da bizimle. Kızlar evde. Bir şey olmaz onlara inşallah. Oğlum anne sen de evde kalsaydın diyor. Olmaz öyle şey diyorum. Ben eşimi hiç yalnız bırakmam.

Uyanıyorum. Yine o tanımadığım adam var odada. Aa uyandın mı diyor. Ağrın var mı diyor. Eşim nasıl diyorum. Çok iyi çok iyi diyor. Niye hiç gelmiyor ki yanıma diye üzülüyorum. Sonra diyorum, gelirdi ki. Senden daha iyi olsaydı gelirdi. Eşim beni hiç yalnız bırakmaz.

Uyuyorum. Gençler otoyolda tekbirlerle yürüyor. Biz de yürüyoruz. Andolsun ki izin vermeyeceğiz vatanımızı ele geçirmelerine. Allah yardım edecek bize. Edecek değil mi diyorum eşime. Eşim edecek diyor. Biz her şeyi birbirimize sorarız. Yürüyoruz tekbirlerle.

Uyanıyorum. Gözlerimi kırpıştırıyorum. Uyandı uyandı diyorlar. Hepsi burada, bütün çocuklarım. İki kızım, oğlum. Ne güzeller. Canlarım benim. Bir tek eşim yok. Nasılsın anne diyorlar. Babanız nasıl diyorum. İyileşiyor anne diyor büyük kızım. Küçük kızıma bakıyorum. Gözleri dolmuş. İyileşiyorsa niye ağlamaklı oluyor? Doğruyu söylüyorsunuz bana değil mi diyorum. Doğru anne, bir onun yanına, bir senin yanına geliyoruz diyor büyük kızım. Küçük kızım ağlıyor. Çok korkuyorum.

Uyuyorum. Tekbirler göklere ulaşıyor. Arabalar olduğu yere parketmiş, herkes yürüyor. Havalimanına gidiyoruz. Reisi Cumhur’u kurtarmaya. Tekbir sesleri bir anda çığlıklara dönüşüyor. Ne oluyor diyorum eşime. Eşim yanımda yok. Çevreme bakınıyorum. Kocaman bir şey geliyor. Parketmiş araçları ve önündeki insanları etrafa dağıta dağıta. Canlı insanları eze eze geliyor. Tank bu.

Uyanıyorum. Kimse yok. Biraz kalkıp dolaşmam lazım. Kim bilir ne zamandır böyle uyuyorum. Kangren olurmuş insan böyle yata yata. Doğrulmaya çalışıyorum. Bayılıyorum.

Uyuyorum. Şefik diye bağırıyorum. Cevap gelmiyor. Kaybettik birbirimizi kalabalıkta. Arkamda, çok yakında bir gürültü duyuyorum. Sıkışıyorum sanki. Savrulmuş da olabilirim. Her şey kapkaranlık. Hiç ses yok. Eşim de kayboldu. Galiba yere düştüm. Eşim gelip beni bulur. Biz birbirimizi hiç yalnız bırakmayız.

Uyanıyorum. Oğlum yanımda yine. Bu sefer başka bir yerdeyiz. O kadar parlak ışıklar yok. Yanımda bir sandalyede oturuyor, uyuyakalmış. Düşecek neredeyse. Yorgun görünüyor. Ne güzel çocuk. Sonunda başı iyice düşüp sıçrıyor. Bana bakıyor. Anne diyor. Oğlum diyorum. Nasılsın anne diyor. İyiyim diyorum. Anne sözleneceğim ben diyor. Tamam diyorum. Senin de iyileşmene az kalmış, öyle dedi doktor diyor. Baban nerede diyorum. Yoğun bakımda diyor. Oğlum bana doğruyu söyle diyorum. Baban öldü mü diyorum. Sana doğruyu söyleyeceğim anne diyor. Babam şehit oldu diyor. Ağlıyor.

Uyuyorum. 40 yaşındayım ben. 15 yaşında evlendim. Bana eşimin fotoğrafını gösterdiler önce. Beğenmedim ben. Sonra görücüye geldiler. Yakışıklıymış, beğendim. Eşim çok çalışkandı. Urfa’da kayınvalidemlerle yaşadık önce. Sonra İstanbul’a geldik. Sonra Ankara’ya gittik. Sonra tekrar İstanbul’a geldik. Hep çok çalıştı. Zor geçindik ama eşim çok iyi bir insandı. Beni hiç kırmadı. Kırdığında hep gönlümü aldı. Geçen gün bana haksız yere kızdı. Ben küstüm. Bana yüzük almış. Ben de ona kıyafet aldım. Badana yapmasaydık o gün pikniğe gidecektik. Aldığım kıyafetleri giyecekti. Eşim çok iyi bir insandı. Onu çok kırdılar ama o kimseyi kırmadı. Biz birbirimizden hiç ayrılmayız.

Uyanıyorum. Yine o adam var odada. Başhekimim ben diyor. Sen var ya, mucizesin mucize diyor. Çok güçlüsün sen, nasıl kurtuldun ama diyor. Eşim de çok güçlüdür. Hayata bağlıdır o. Bizi bırakmazdı aslında. O kadar iyi bir insandı ki, Allah şehadet nasip etti ona. Bana da nasip etseydi keşke. Ama o benden daha iyi biriydi. Biz birbirimizi çok severdik.

Uyuyamıyorum artık. Bir buçuk ay geçmiş. Eşim o gece, otoyolda şehit olmuş. Bana söylememişler öldüğünü. Üzülmeyeyim diye. Ama ben anladım ki. Hissederim ben. Biz birbirimizi çok iyi tanırız. Şehit olmasaydı gelirdi yanıma zaten.

Ayağa kalkamıyorum. Bacağımın birini kesmişler. Tank ezmiş. Diğerini kurtaracaklarmış. Diğeri de ezik. Sanki umurumdaymış gibi. Biz vatanımız için, hainler bizi ele geçiremesin diye sokağa çıktık o gece. Eşimle beraber. Allah biliyor, eşim için hiç üzülmüyorum. En güzel makamda o şimdi. Ama ağlıyorum bazen. Çünkü kendime üzülüyorum. Eşim olmadan nasıl yaşayacağımı düşünüyorum. Çok bir şeyimiz yoktu, çok sıkıntı çektik ama mutluyduk biz.

Başhekim de, hastanedeki bütün görevliler de çok iyi. Çok güzel bakıyorlar bize. Devletten, belediyeden de sürekli geliyorlar, her ihtiyacımızla ilgileniyorlar. Bir sıkıntım yok çok şükür. Ama eşimi özlüyorum. Allah günah yazmasın. Şehit olmasıyla gurur duyuyorum ama özlüyorum da işte.

Çocuklarım çok güzel yetişti. Çok iyi çocuklar. Oğlum da sözlendi. Ben yoğun bakımdayken sözlenmiş. Bana söylemiş ama ben kendimde değilmişim. Ama hatırlıyorum ki ben. O söylediklerini anlamadığımı sanmış demek ki. Sözünü babasının mezarında yapmışlar. Şehitler mezarlığında.

Ben hiç gidemedim eşimin mezarına. Protez takacaklarmış bacağım için. Yürüyecekmişim protez takılınca. O zaman gidebilirmişim. Evime geçebilirmişim artık protez takıldıktan sonra. Hastanedeyim ben, 6 aydır hastanede kalıyorum. Kimse beni yalnız bırakmıyor. Cumhurbaşkanımız da aradı beni. Geçmiş olsun dedi. Çok duygulandım. Keşke bir kez de görebilsem. Eşimi anlatabilsem. Eşim çok iyi bir insandı.

Bana demişti ki eşim, darbeyi engellemek için sokağa çıkmamız lazım. Bu alçaklara ülkemizi yedirmemeliyiz. Eşim çok sakin biriydi. O akşam da çok yorgunduk biz. Badana yapmıştık o gün. Biz giderken bize nereye gidiyorsunuz dediler. Memleketi siz mi kurtaracaksınız dediler. Kurtardık. Eşim şehit oldu, ben gazi. Biz birbirimizden ayrılmadık. Rabbim bizi öbür dünyada buluşturacak. Millete bunları yapan o alçaklar ne yapacaklar peki?

Yorum Yap
Yorumlar
  • Eşber Can

    15 temmuz'da cansiperane bir biçimde cesurca meydana inmiş bu isimleri yaşatmamız lazım. bu gibi çalışmalarla yetişecek yeni nesillere olayın farklı boyutlarıyla sunumu gerçekleştirilebilir.

    teşekkürler