Superhaber.tv

Algı yönetmiyoruz... Sadece doğru bilgi, doğru haber

12℃
İstanbul
25 Şubat 2017
Herkes haddini bilecek dedi, CHP'ye çattı

Erdoğan'dan Meclis'teki kavgaya çok sert tepki!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 34. muhtarlar toplantısında konuştu.

Gündem
Erdoğan'dan Meclis'teki kavgaya çok sert tepki!

Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"2 yılda 400'er gruplar halinde 33 toplantımızı gerçekleştirdik. Her üç haftada bir muhtarlarımızla bir araya geldik. İçeride ve dışarıda yaşadığımız olağanüstü hadiseler arayı biraz olsun açtı. Muhtarlarımızla olan istişarelerimiz bir haspihal şeklinde geçiyor.

Biz öyle çevremizde ve dünyada pek çok örnekleri olduğu gibi nevzuhur millet değiliz. Biz köklü bir devlet geleneğine sahip bir milletiz. Milletimizin tercihleri rastgele değildir. Arkasında büyük bir birikimi, irfan, feraset vardır. 40 yıllık siyaset hayatıda gözüm milletimde oldu. Milli irade, demokrasi, hak ve özgürlükler birileri için laftan ibaret olabilir. Bizler bunların hayata geçirilmesine adadık.

Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı sıkıntıları, saldırıları, oyunları sizler de yakından takip ediyorsunuz. Tıpki 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı sonrası yeni bir dünya kurulmaya bize de yeni bir rol biçilmeye çalışılıyor. Kefeni Çanakkale ve İstiklal Harbinde yırtmıştık. Ülkemizle ilgili kötü niyetler hala sürüyor, eski hesaplar önümüze sürülüyor. Son 3 yıldır yaşadığımız hadiseler bu hesaplaşmanın birer tezahüründen başka bir şey değildir. Terör örgütleri üzerinden ülkemize yöneltilen saldırıları birer birer boşa çıkarıyoruz. Asıl mücadeleyi onların arkasındaki güçlerle verdiğimzizi gayet iyi biliyoruz. Maşaları kırmazsak, arkadaki güç mücadelesini kazanamayız. Bölücü terör örgütüne güvenlik güçlerimiz tarihinin en büyük darbelerini vururken, milletimiz de gerçek yüzlerini görmüş durumdadır. FETÖ ile mücadelemizi tüm cephelerde sürdürüyoruz. DEAŞ denilen örgütü hem kendi topraklarımızda, hem de bölgemizde bitirmekte kararlıyız. Biz bu örgütlerin üzerine gittikçe, dışarıya verdikleri farklı görüntüler ortadan kalıyor, aynı ahtapotun kolları oldukları ortaya çıkıyor.

KİMSENİN PYD İÇİN "BUNLARIN PKK İLE İLGİSİ YOK" DİYECEK HALİ KALMADI

Geldiğimiz noktada artık hiç değilse kartların açık oynanmasını umuyoruz. Kimsenin PYD için, 'Bunların PKK ile ilgisi yok' diyecek hali kalmadı. Bu bağ delilleriyle ortaya çıktı. Kimsenin 'Bizim tek önceliğimiz DEAŞ'la mücadeledir' diyecek durumu da kalmadı. Türkiye'nin El Bab operasyonu karşısındaki tavrı böyle bir hassasiyet olmadığını gösterdi. 'FETÖ' derseniz, ülkemize ve milletimize düşman kim varsa, tüm imkanlarını onun emrine veren kişiliksiz, kirli, satılık bir örgüt haline geldi. FETÖ'nün Türkiye'de yaşanan darbe rolüne tereddütle yaklaşanlar, Rus Büyükelçisine saldırı sonrası biraz olsun ikna olmuş olduklarını düşünüyorum.

Bu acımasız bir güç meselesidir. Birinci şartı ayakta kalmaktır. Her fırsatta tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan diyoruz. Bu ülkenin evladıysan, vatandaşıysan huzurumuzu bozmadan yersin, içersin, yatarsın eyvallah. Her türlü hakkın da var. İlla terörist olmak gerekmiyor ki, Kürt olup da Cumhurbaşkanı olan büyüklerimiz oldu. Silahlı kuvvetlerimizin içinde en üst makamda olanları gördük.

O KÜRSÜ YIKMAK İÇİN ORAYA KONULMADI

Bakıyorsunuz, şurada Meclis'te anayasa değişikliği çalışmaları olacak, yaşanan tabloyu görüyorsunuz. Gelirsin söyleyeceklerini o kürsüde söylersin, sonra yerine geçer oturursun. O kürsü yıkmak için oraya konulmadı, söylecek sözü olanlar için oraya konuldu. Terör örgütleriyle parlamentonun önüne gelip, orada eylem yapmaları çok farklı bir şey. Bunlar iyi niyet göstergesi değildir. Demokrasi mücadelesi verenlere tehdit savurmak bu amaçları olanları bir yere ulaştırmaz.

TEK ADAMCILIĞIN KAYNAĞINDA SİZ VARSINIZ

Parlamentoda çalışmaları engellemek, süreci uzatmak hiçbir şey kazandırmıyor. 15 gün değil, 1 ay. Ben inanıyorum ki, bu parlamentodan çıkıp milletin önüne gidecektir. Eğer millete saygınız varsa, milletin iradesine inanıyorsanız, Gazi Mustafa Kemal'in 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesine inanıyorsanız bırakın milletin önüne gitsin, millet ne karar veriyorsa biz de eyvallah diyelim. Ama bunlar milletten rahatsız. İkide bir tek adamcılık tek adamcılık, ne tek adamcılığı. Bunun kaynağında siz varsınız. CHP il başkanlarının belediye başkanlığı yaptığı dönemleri biliriz biz. Daha da geriye giderseniz asıl tek adamcılığı orada görürsünüz. Defterleri açmak istemiyorum ama açarsanız onları da görürsünüz. Bunlar tereciye tere satmaya çalışıyorlar. Artık bu ülkede bu tür gelenler, aldatmacaları yutacak bir millet yok. Herkes haddini bilecek ve sandığa saygı duyacak, milletin iradesine saygı duyacak.

BÖLGEYİ ATEŞE VERMEYİ BAŞARDILAR

Türkiye'de bu oyunu oynayanlar, dün Trump'ın basın toplantısında bir yanlışlık yapıldı, orada benzetti. Bu öyle değil. Kusura bakmasınlar. Bölücü terör örgütü bayrağımızı, vatanımızı ve devletimizi hedef aldı. 15 Temmuz'da tıpkı PKK gibi dört sütunun hepsine saldırdılar. DEAŞ en başından beri İslamın ruhuna, özüne karşı kurulu bir örgüttür. Bu millet İslamla yoğrularak ayağa kalmıştır. DEAŞ'tan İslamı öğrenmek gibi derdimiz yok. Bizim dinimizde DEAŞ gibi bir örgütün yeri de yoktur. Bu örgütü projelendirenler etnik, kültürel fay hatlarında yaşanan kırılmaları değerlendirerek, bölgeyi ateşe vermeyi başardılar.

KENDİLERİ DOĞAL DEĞİL SENTETİKTİR

Bu örgütü projelendirenler, Irak ve Suriye’deki dini etnik kültürel fay hatlarında zaten yaşanmakta olan kırılmaları çok iyi değerlendirerek, bölgeyi ateşe vermeyi başardılar. Bu terör örgütlerinin kullandığı araçlar yerli de olsa, kendileri doğal değildir, sentetiktir, kurgudur. Türkiye bölgedeki diğer ülkelerde farklı olarak, güçlü bir siyasi altyapıya sahip olduğu için dayanaklıdır. Eğer bugün Türkiye’de terör örgütleri taban bulamıyor, fitne çıkartılamıyorsa bunun sebebi hep birlikte tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak ilkelerine sımsıkı sarılmış olmamızdır.

TOPLUMSAL HASSASİYETİMİZE HÜCUM ETTİLER

Terör örgütlerinin arkasındaki güçler, bu durumu gördükleri için senaryolarına daha ince bir ayar verme gereği duydular. Artık eylemler sadece kan dökmeye yetmiyor. Tıpkı İstanbul Ortaköy, yılbaşı gecesi yapılan o cani eylemin ardından olduğu gibi, hayat tarzı, meşrep, mezhep bu tür tartışmaları topluma takdim ederek toplumsal hassasiyet noktalarımıza hücum ettiler. Maalesef ülkesinin devletinin yanında saf tutması gereken bir takım siyasiler de bilerek veya bilmeyerek terör örgütlerinin değirmenlerine hala su taşıyorlar.

KİM REJİM TARTIŞMASI YAPIYORSA...

Bu ülkede kim rejim tartışması açıyorsa, biliniz ki bunların derdi rejim değil başka bir şeydir. Türkiye’de böyle bir meselenin olmadığını onlar da gayet iyi biliyor. Hassasiyeti istismar ederek, siyasi muhalefet eksikliğinin üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Dünya değişirken, her şey olduğu gibi kalsın demek bağnazlığın dik alasıdır. Ana muhalefetin başındakiler de öyle demiyor mu? Öyle diyorlar. İstanbul’a belediye başkanı oldum, daha koltuğa yeni oturdum. Hemen siyaset medya şunu söyledi. “bunlar şimdi kadın erkek ayrımına gidecekler. Kadınlar bir tarafta erkekler bir tarafta oturtacak. Trenleri ayrıştıracaklar” Sene 94, sene 2016. Böyle bir şey gördünüz mü? Yaşandı mı? Ama hep tezgah bu. Bunlar avara kasnak gibi dönüp durdular. Esasen normal şartlarad iktidarı elinde bulunduranlar, mevcudu muhafaza etmeye çalışır. Bizde çok uzun sürexdir işler tersine dönmüş durumdadır. İktidarda olanlar reform için mücadele ederken, muhalefetten bir kısmı statükoya gardiyanlık yapıyor. Hadi bu tavrı bir kenara bıraktım. Çünkü demokrasiyle yönetildiğine göre bu hesaplaşmanın yeri neresidir? Sandıktır. Peki terör örgütlerinin ülkeyi köken ve meşrep farkı üzerinden ayrıştırma çabalarına destek verme neyin nesidir? Kalleş bir terör eylemi üzerinden, hayat tarzı tartışması açmak, terör örgütünün sağlayamadığı başarıyı kendi ellerinizle ona sunmak demektir ya.

HAYAT TARZIYLA İLGİLİ BİR SORUNUMUZ YOK

Bu ülkede yaşayan, gözünü gerçeklere kapatmayan insaf ve vicdan sahibi herkes, kimsenin hayat tarzıyla ilgili bir sorun olmadığını çok iyi bilir. Eğer bu konuda ileri gidecek olursanız, bu konuda en rahatsız olan biziz. Benim yavrularım, bu ülkede başları örtülü olduğu için üniversite okuyamadılar. Ama hamd olsun, şimdi artık kızlarımız rahatlıkla özgür şekilde gidebilir hale geldiler.

LAİKLİK TARTIŞMASI

Kimse kusura bakmasın enayi yerine koymasın. Hiçbirinde Türkiye Cumhuriyetinin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olduğu vurgusuna dokunulmamıştır. Birisi Meclis'te konuşma yapıyor, 'O 4 madde değiştirilecek' diyor. Bu ülkede en başta şahsım olmak üzere, tartışmalar şahsım üzerinden yürüyor. Türkiye'de bir anayasa değişikliği yapılıyor. İleride yapılacak seçimde kim öle, kim kala. Kimin, nerede, ne zaman öleceğine dair elimizde yazılı bir belge var mı? Bizim tek derdimiz var, bu vatanda, bu millete Rabbimin verdiği ömür süresince hizmet edebilmektir. Bütün bu müzakereleri bu kardeşinizin üzerinden yapmaları manidar. Millete kendini sevdir, milleti sev; millet belki sizin göstereceğiniz adayı seçebilir. Bunlar millete inanmıyorlar, milleti de sevmiyorlar. Millete saygıları yok. Ana muhalefet partisinin geçmişinde ne vardır; CHP il başkanları valiydi, belediye başkanıydı. Tek adamcılık budur. Bizim sorunumuz demokrasi kavramının arkasına sığınıp, milletin iradesini hiçe sayanlarladır. Biz, 'Laiklik devletin tüm inanç gruplarıyla, onlara eşit mesafede olması, tüm inanç gruplarını güvence altına alması demektir' dedik.

Cumhurbaşkanı oldum diye bu mücadeleden vazgeçmemi bekleyenler varsa, onları hayalkırıklığına uğratmaya devam edeceğimz. Dün olduğu gibi Türkiye'nin, Türk milletinin istiklal ve istikbal mücadelesinde en önde olmayı sürdeceğim.

Cumhurbaşkanı sıfatıyla 79 milyon vatandaşımızın her birinin temsilcisi olduğumu aklımdan çıkarmayacağım. Acaba garip guraba, fakir fukaranın, sessiz yığınların sesi olabilir miyim, hep bunun gayreti içinde oldum. Kurduğum parti, başka partililere nasip olmayan ve kesintisiz bir şekilde 14 yılı aşkın bir süre iktidarı elinde bulundurdu. Halkın oylarıyla ilk Cumhurbaşkanı oldum. Bu zamana kadar laiklikle meselemiz olmadı ki bundan sonra olsun. Doğrudan milletin oylarıyla seçildiğim için yaptığım her eylemin hesabını vermek mecburiyetindeyim. Türkiye'nin milletiyle en fazla içiçe olan, dertleşen cumhurbaşkanıyımdır. Bugüne kadar Ankara ve İstanbul'da özellikle yaptığım ziyaretler ortada. Cumhurbaşkanlığı görevine başladığımdan beri 82 kez il ziyareti yaptım. Alışılmış bir cumhurbaşkanı olmayacağız dedik.

DÖVİZ KURUNU SİLAH OLARAK KULLANIYORLAR

Elinde silahı, bombası olan teröristle, elinde doları, eurosu, faizi olan teröristle arasında hiçbir fark yoktur. Amaç Türkiye'ye diz çöktürmektir. Döviz kurunu bir silah gibi kullanıyorlar. Bizim de bir takım sıkıntılarımız var. Hiçbir ülkemizdeki döviz kurunun bu seviyelere gelmesinin nedeni olamaz. Kendi varlıklarını inşa ettikleri zemini tahrip ediyorlar. Silahlı ve ekonomik terör saldırılarına karşı her ülke tedbirini almanın yollarını arıyor.

İlk yorum yazan siz olun.
Yorum Yap