1'inci sınıf bileti iptal edip, 2'nci sınıfa bilet alanlara...

Mete Yarar

Doğru bildiğimiz yanlışları üst üste toplasak sanırım hepimiz aya yolculuk yapardık. Dün bir arkadaşımla yemek yerken kendisine vefa ile ilgili küçük bir örnek verdim.

Durun durun şimdi size de sorayım ve siz de nasıl bildiğinizi bir kenara yazın. Vefayı günlük hayatta nasıl kullanıyorsunuz? Ve sözlük anlamını biliyor musunuz?

Ben arkadaşıma örneği verirken yapılanı unutmama ve karşılığını verme anlamında kullanmıştım. Bugün bununla ilgili bir yazı yazmaya karar verdiğimde sözlük anlamına bir bakayım hata yapmayayım dedim.

Karşıma çıkan sözlük anlamı aynen şöyle: Dostluk ve muhabbette sebat etme, sevgide süreklilik, bağlılık ve sadâkat.

Sonra sebatın tam karşılığına bakayım, sadakatın gerçek anlamına bakayım derken nerden çıktığımı ben bile unuttum.

Sonra aslında işin özü olan sevgide sürekliliğin en çok yakışan anlam olduğuna kendimce karar verdim. Her şeyi o kadar güzel açıklayan bir kelime ki. Sevgide süreklilik...

Geçen sene konferans için ABD'ye gittiğimde oradaki vatandaşlarımız ile bol bol sohbet etme imkanı buldum. Bu sohbetler bana hem onları hem de gurbeti anlama fırsatını verdi.

Yaklaşık iki sene önce ABD'ye yerleşen bir aile ile sohbet ettim ve onlara yaşantılarını sordum. Ailenin tamamı üniversite mezunu ve ülkemizde yaşarken de bir meslekleri var. ABD hayali ile herşeyi bırakarak oraya yerleşiyorlar. Buradan biraz da birikim götürebiliyorlar. Öncelikle okudukları mesleği orada yapma şansları olmadığı için de ticaret ve kol gücü isteyen işlerde çalışmaya başlıyorlar. Baba ve anne iki işte çalışıyor. Çocukları da okuldan fırsat kalan saatlerde yarı zamanlı bir işte çalışıyor.

Şahıslar New York'da çalışıyor ve çalıştıkları yere iki saatlik bir mesafede de küçük bir evde yaşamlarını sürdürüyor. Aldıkları ile evin kredisini ödemeye, sağlık sigortasını yatırmaya ve çocuğun üniversite parasını biriktirmeye çalışıyorlar. Aile bu mücadele sırasında ayrıca vatan özlemi ile de yanıp tutuşuyor.

Kendilerini uzun süre dinledikten sonra onlara şu soruyu sordum: "Burada gösterdiğiniz performansı eğer Türkiye'de göstermiş olsaydınız hangi konumda olurdunuz?" dedim.

Kısa bir sessizlikten sonra bütün aile fertlerinin tek cevabı şu oldu: "Şu andaki hayatımızın en az üç misli daha refah içinde olurduk."

Konuşmaya ve soru sormaya devam ettim. "Neden Türkiye'de bu kadar çalışmadınız? dedim.

"Orası başka" dediler. "Orada bunu yapamazdık." "Neden?" dedim.

"İşte öyle" dediler. Ben de "O zaman sizinle birşey paylaşmak istiyorum" dedim. Ardından da anlatmaya başladım.

İki kardeş varmış. İkisi de tarımla uğraşıp hayatlarını idame etmeye çalışıyormuş. Biri babadan kalma susuz ve hafif taşlı bir alanda ekim yapmaya çalışırken diğeri de başkasının verimli ve sulu arazisinde icara ekim yapıyormuş.

Babasının tarlasında ekim yapan kardeş tarlaya zaman ayırarak taşları temizliyor ve uzak yerde bulunan suyu da getirmek için kanal kazıyormuş. Diğer kardeş de icara ekmesine rağmen kardeşinden biraz da olsa fazla para kazanıyormuş. Gel zaman git zaman tarladaki taşın temizlenmesi bitmiş ve kanalla su ürüne akmaya başlamış. Bir anda babasının tarlasını eken kardeşin geliri üç misli artmış.

Başkasının tarlasında çalışan kardeş ise biraz dertli ve üzgün kardeşinin yanına gelmiş. "Nasıl oldu demiş nasıl bu hale geldin?"

"Sen elin tarlasında ırgat olmayı ben atamın tarlasında efendi olmayı seçtim. Sen güne çalıştın ben ise geleceğime."

Hepimiz tercihlerimizin sonuçlarını yaşıyoruz. Ama aynı vefanın açılımında olduğu gibi sevgide sürekli olup çalışsaydık nerelerde olurduk?

Bu anlatımım geçmişte işçi olarak yurt dışına giden kardeşlerime değil. Son dönemde Türkiye'de yaşanmaz diyerek yurt dışına giden beyaz yakalılara.

Bu kesim iki yıldan beri yurt dışına ailecek gitmeye başladı. Gidiş amaçları olarak da 'hayat tarzının değişimi' ve 'ülkenin geleceğinden endişe ettiklerini' gösterdiler.

Hangi ülkeye giderseniz gidin ne kadar paranız olursa olsun ve ne kadar kariyerli de olsanız gittiğiniz ülkelerin her zaman "siyah kuğusu " olacaksınız.

Ülkenizdeki tarlayı ekmekten vazgeçip icara çıkacaksınız. O ülkeler sıkıntıya girdiğinde de ilk gönderilecekler sizler olacaksınız.

Ülkenizde birinci sınıf vatandaş iken neden ikinci sınıfı kabul ettiğinizi gün gelecek kendinize bile açıklayamayacaksınız.

Vefa sevgide sürekliliktir. Vatan sevgisi ise bu sürekliliği hakeden en önemli yerdir. Sizi besleyen ve büyüten bu topraklara hizmet etmek istiyorsanız biraz vefalı olun ve sevginizi devam ettirin.